exellanc olarak etiketli yazılar

Half-Life Retail Update 1.1.1.2

http://laztopak.googlepages.com/halflife.jpg/halflife-custom;size:301,352.jpg

Bilgisayarınızda daha önceden kurmuş olduğunuz Half Life oyununuzun sürümünü 1.1.1.0’dan 1.1.1.2 sürümüne yükseltmek için hazırlanmış tam anlamıyla ücretsiz bir güncelleme paketidir. Verimli çalışması için Counter Strike modunu önceden kurmanız da tavsiye edilir.

Yenilikler/Değişiklikler:

# Yeni eksiksiz DLL’ler eklendi, göze çarpan mavi saydamlık düzeltildi.

# Steamless Team Fortress 1.6 (v1.0_final) eklendi.

# Grafik motoru (EGC v1.1) geliştirildi ve oyuna eklendi. Zenginleştirilmiş gerçekçi efektler geliştirildi.

# HLBoom koruması eklendi.

# Listenserver listing desteği eklendi.

# Modserver desteği eklendi.

# WON2 Protokol won2://, linkinden sunucuya girilme eklendi.

# WON2 güncellendi, (‘sierraup’ yoluyla) eklendi.

# Birincil Masterserver seçimi eklendi.

# Mavi saydamlık açığı düzeltildi.

# SFX_T açığı düzeltildi.

İndirmek İçin:

http://won2modserver.com/hl1112_final.exe

Alan Wake

Ayağa kalk Alan! Kafanı toparla ve bana doğru gel 4 yıldan uzun bir süredir gelişim süreci devam eden Alan Wakein yıllar önce yayımlanan videosu halen akıllardadır. O, başarılı bir yazar ve yaşadığı yer, sakin bir kasaba. Peki ya gece olunca? Üzerinden kaç gün, kaç gece geçti artık sayamamaya başladık doğrusu, ama buna değecek gibi gözüküyor. Zira Remedy, deyim yerindeyse oyunu kendisinden bile saklıyor. Bu da zaten konusu gizemli olan yapımı, daha da merak edilir kılıyor.

Yıllar önce, ailesinin intikamını almak için yemin eden bir polisin hikayesini dijital ortama taşıyarak gönüllerde taht kuran Max Payne’in yapımcılarından (Remedy), bu kez psikolojik gerilim türünde bir yapım geliyor. Geliyor diyorsam da maalesef uzun bir süredir gelemiyor.

Kimsin sen?
Alan Wake, kitapları en çok satan yazarlardan bir tanesiydi. Geceleri kabuslarında gördükleri, kalem diline ilham veriyor ve başarısına başarı katıyordu. Derken bir gün nişanlısı Alice kayboldu. Yaşadığı şirin kasaba, o andan itibaren gördüğü kabuslara kucak açan bir ortama dönüştü. Güneş, ağaçları okşuyor ve suyun üzerinde süzülüyordu gündüzleri, ama peki ya gece olunca…

Yapımın temel dayanağını oluşturan en önemli unsur, şüphesiz hikayesi. Sam Lake tarafından kaleme alınan Alan Wake, muazzam ormanlardan şirin kasabalara kadar uzanan büyük bir harita sunuyor oyunculara. Karakterimiz, kimi zaman yaya olarak, kimi zaman da arabayla oyun boyunca tüm haritayı kat edecek. RPG öğelerinin yer alacağı yapımda, çevredeki insanlarla konuşacak ve yardım etmeleri için ağızlarından çıkan her kelimeden anlamlar çıkarmak için uğraşacağız. Hikaye geliştikçe, etkilerini görsel olarak da hissedeceğiz. Geceler daha uzun, gündüzler ise daha kısalacak. Böylece psikolojik gerilim türündeki oyun, tam anlamıyla kendisini gösterecek. Karanlıkla birlikte doğan yaratıklara karşı ateşli silahlar pek etkili olmayacak. Bu durumda Alan, en güçlü silah olarak ışığı kullanacak ve bunu ateşli silahlarla kombine ederek mücadeleye girişecek. Tamamen hareket etmekte özgür olduğumuz bir çevrede, seçimlerimize göre macerayı devam ettireceğiz ve karşımıza çeşitli bulmacalar çıkacak.

Grafiksel olarak güçlü bir yapım Alan Wake. Tasarımlar, ışıklandırmalar ve detaylar çok hoş. Ayrıca oyunun görsel olarak kat ettiği yol da ortada. E3 2006 videosu ile yeni video arasındaki görsel fark sebebiyle, grafik motorunun değiştirildiğini sananlar olmuş. Yetkililerden gelen cevap ise, bunun aynı motor olduğu ve geçen 2 yıllık süre boyunca tasarımlar üzerine daha çok vakit ayırabildikleri yönünde.

avok motorundan da yararlanan yapımda, hava şartları değişecek, fırtına gibi doğal afetler görülebilecek. Bunların fiziksel sonuçları olarak hasarlar oluşabilecek ve bu da hikaye boyunca Alanın dikkat etmesi gereken bir unsur olacak. Yapımcılar, her şeyin birbirini etkilediği, canlı, nefes alan bir dünya hazırlamak için epey uğraştıklarını belirtiyorlar.

Başka ne var?
Sam Lake, Alan Wake için; Güçlü bir hikaye, güçlü bir karakter ve sinematik bir anlatıma önem verildiğini belirtiyor. Bu sebeple oyunda sadece tek kişilik senaryoya odaklanılmış ve Multiplayer deneyim yer almıyor.

İlk olarak Max Paynede denendikten sonra oldukça ilgi çeken Bullet Time modunun yeni oyunda yer alabileceğinden söz ediliyor. Olup olmayacağı kesin değil, ama denemeler yapılıyor.

Son zamanlarda Spore, Mass Effect gibi oyunlarda yer alan koruma sistemlerinin bir benzerinin Alan Wakede yer alıp almayacağı henüz kararlaştırılmadı. Yine yetkili ağızdan gelen bir cevap şöyle, “Oyunun kopyasını kimin hazırlayacağını değil, parasını verip orijinal alan müşteriyi düşünmeliyiz.”


Condemned Criminal Origins

Geçtiğimiz yıl F.E.A.R. ile adından sıkça söz ettiren Monolith, ilk olarak X360 için hazırladığı Condemned: Criminal Originsin PC versiyonuyla nihayet karşımıza çıktı! Geçtiğimiz günlerde yapımın demo versiyonunu yayınlayarak beklentileri üst seviyelere taşıyan ekip, 13 Nisan tarihinde Condemnedin dağıtımına başladı.

Condemned: Criminal Originsin başarılı olacağının en büyük kanıtı, aynı yapımcıların elinden çıkmış olan F.E.A.R.dır. Daha önce hiçbir FPS oyununda rastlamadığımız kadar yüksek hareket kabiliyetine sahip düşmanlarıyla, başarılı yapay zekasıyla, yeterli fizik motoru ve muhteşem atmosferiyle, oynayanların üzerinde adeta film tadında bir etki bırakmıştı. Bu yüzden ki nice yayın organında övgülerle söz edilip, yüksek puanlar almıştı. Condemned: Criminal Originsden de hepimiz benzeri bir etki bekliyoruz. Bakalım Monolithin yeni FPSsi, neyi ne kadar başarmış?

İnsana karşı insan
İlk olarak şunu söylemekte yarar var. F.E.A.R. ile Condemnedin en önemli ortak yönü, her iki yapımında korku hissine etki eden bir oyananışa sahip olması. Buna karşın en önemli farkları da yine bu noktada ortaya çıkıyor. F.E.A.R.daki korku vericilerin doğa üstü canlılar olduklarını biliyorduk ve onlardan her an, alışılmışın dışında bir korku uyarısı bekliyorduk. Bu da gerilim hissini yükseltiyordu. Condemnedin farkı ise, olayların gerçek sebeplere dayanması ve karşımızda (Halka 1 ve 2 filmindeki Samaraya benzeyen F.E.A.R.daki ufak kız) Alma gibi doğa üstü güçleri olan birinin olmaması. Yani Condemnedda size yapılacak en büyük kötülüğü yine insanlar yapacak. Açıkçası hal böyle olunca, yani rakibimizi tanıyınca, oyun atmosfer olarak F.E.A.R ‘a göre bir adım geriden başlıyor. Sözü daha fazla uzatmadan, Monotlithin yeni oyununa giriş yapmakta yarar var.

Tam sürümün demodan ilk bakışta ayrılan farkı, menüye eklenen bir kaç seçenek olmuş. Archievements ile oyun için hazırlanan artları görebilirsiniz. İlk etapta hepsi kapalı ancak siz görevleri bitirdikçe açılıyorlar. Load Chapter ile, Load Gamei kullanmadan direk olarak bitirmiş olduğunuz görevlerin başından başlayıp, yeniden oynayabiliyorsunuz. Profile için ise artık çoğu oyunda karşılaştığımız, kendi ayarlarımızı saklayabileceğimiz bir tür modül olduğunu söyleyebiliriz.
İlk etapta Optionsı kullanarak, başta grafik/performans ayarlarınızı yaparak oyuna başlayın. Demoda da karşılaştığımız gibi, yapım F.E.A.R.a göre daha iyi optimize edilmiş. Bilindiği üzere F.E.A.R.ın performans sorununun en önemli kaynağı, Monolith tarafından hazırlanan ışık efektiydi. Bu efekt, maalesef sistemi çok zorladığı gibi, kapatılamıyordu da. Buna karşın Condenmedde böyle bir sorun yok. Monolith efektlerin üzerinde ince eleyip sık dokumuş olacak ki, F.E.A.R.da zorlanan sistemler Condemnedda gayet iyi performans verebilirler.

Demodan tanıdık başlangıç
Oyunda FBI ajanı Ethan Thoması kontrol ediyoruz. Bir cinayet vakası için olay mahaline vardığımız sırada bizi dedektif Dickenson karşılıyor. Kısa bir konuşmanın ardından terkedilmiş binaya giriyoruz. Işık efektleri göz alıyor. Dickensonı takip ederken anlıyoruz ki, burası demoda karşılaştığımız bölüm. Fakat yapımcılar tıpkı F.E.A.R.ın demosunda yaptıkları gibi bir kaç bölümdeki objeleri, aynı bölümde toplamışlar. İlerlediğiniz zaman anlayacaksınız ki, bu bölüm tam olarak demodaki değil. Bazı yerler farklı, uzun veya kısa olabiliyor ya da beklediğiniz bir düşmanın yerinde yeller esiyor…

İlk bölümün bitişi, demonun da son sahnesi oluyor. Oynayanların hatırlayacağı üzere iyice bir dayak yedikten sonra, camdan aşağı fırlatılıp, aracın üstüne düşüyoruz. Sonrası mı? İki polis mumurunun öldürülmesi olayında, şüpheliler listesinde yer alıyorsunuz ve sonra hem polislerden kaçıp kendinizi aklamaya hem de cinayetlerin ardındaki kişiyi yakalamaya çalışıyorsunuz.

Bu yolda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, ajan Ethan Thomasın ilerledikçe sanrılar görmeye başlıyor. Bölüm geçtikçe aklını kaçırmaya başladığını düşünüyorsunuz. Hatta bazen cinayetlerin arkasındaki ismin Ethan Thomas olduğu bile aklınızdan geçiyor. Özellikle ilk bölümün sonundaki sahne ve iki polis memurunun öldürülmesi, oldukça basitti. Polislerin ateş etmeyip, öldürülmeyi beklemeleri biraz şaşırtıcıydı. Hem de FBI ajanı Ethan Thomas orada dayak yerken! Bunu bir varsayım olarak kenara koyup, bu soruların cevabını oyunun sonuna dek alamayacağımızı belirtmek gerek.

Kanıtları teçhizatlar sayesinde değerlendiriyoruz.

Yanımızdaki teçhizatlar, kanıt toplamanız için gerekiyor. Oyun size gerekli yerlerde uyarı veriyor ve t tuşu ile teçhizatlarınızı kullanıyorsunuz. Kısaca onlardan bahsetmek gerekirse UV Light ile Ultraviole ışın vererek, kan ve diğer organik maddeleri görebiliyoruz. Laser Light ise bize geniş alanlardaki zerreleri ortaya çıkarmamıza yarıyor. Gas Spectrometerda havadaki koku ve elementleri ortaya çıkartıyor. Bunlar Detection Tools. Bir de Collection Tools var. Suç mahalinden Sampler ile gerekli örnekleri toparlıyorsunuz. 3D Scanner ile objeler hakkında bilgi topluyoruz. Digital Camerada, suç mahalinden resim almak için kullanılıyor.

Yapımda bazı yerlerde ölü kuşlar ve metal parçalar bulacaksınız. Bunları toplamanız halinde, bölüm sonunda daha çok eklenti kazanıyorsunuz. Oyunun gidişatına bir etkileri olmadığını belirtmekte yarar var.

Kendi silahını kendin bul

Düşmanların hareket kabiliyeti, F.E.A.R.dakilerden bile daha başarılı hazırlanmış. Bir kere saklanmak için duvar diplerini tercih etmeleri, bir yerlere tırmanmaları, koşmaları vb… davranışları, karşınızdaki düşmanı küçümsemenizin önüne geçiyor. Özellikle silah bulmak konusunda çok akıllılar. Ellerinde birşey yoksa, kimi yerde üzerinize sandalye fırlatabiliyorlar! Siz bunun şokundayken, sağa sola göz atıp, bir yerdeki metal parçasını çekip alıp, üzerinize saldırabiliyorlar! Sadece metal parçası da değil, oyun boyunca sayısız arbede silahı ile karşılaşacaksınız. Bunları sadece düşmanlar değil, sizde kullanacaksınız. Su boruları, çivili tahtalar, metal plakalar, dolap kapakları, itfayeci baltası, çekiç, inşaat demirleri… gibi nesnelere, oyun boyunca adeta canımızı emanet edeceğiz. Peki ateşli silahlar yok mu? Kısıtlı sayıdalar ve en önemlisi de, sağ sola saçılmış kurşunlar, Condemnedde bulunmuyor. Yani elimize bir silah geçti mi, tek bir mermiyi bile boşa harcamamız gerekiyor, aksi halde tahta sopaya talim etmek zorunda kalabilirsiniz!

Ateşli silah kullanmanın bir diğer ayrıntısı da, biten tabanca veya tüfeklerinizi, atmak zorunda olmamanız. Öyle ki kabzalar bile, bir tür arbede silahı olarak kullanılabiliyor. Dikkat edilmesi gereken nokta, silahların ömrü. Güzel bir silah bulup, istediğiniz kadar kullanamıyorsunuz. Zira dövüştükçe, silahlar kırılıyorlar ve en sonunda kullanılamaz hale geliyorlar. O anlarda tekmelerinizi konuşturmanız gerekiyor.

Yakın dövüşte dikkat edilmesi gereken husus, silahların özellikleri. Bunlar damage, speed, block ve reach olarak belirlenmiş. Kimisi daha çok hasar verirken, bir diğeri daha yavaş olabiliyor ya da kimisinin savunması iyiyken, ötekisi daha uzağa kadar erişebiliyor.

Yapay zeka
Condemned: Criminal Originsi ilk defa oynarken, yapay zeka hakkında övgü dolu sözlere yer verebilirsiniz. Buna karşın tekrar tekrar veya uzun müddet oynama neticesinde, düşünceleriniz epeyce değişecektir. İlk bakışta gördüklerinizden artı değer olarak aklınıza kazınanlar, düşmanlara kazandırılmış yüksek hareket kabiliyeti olacaktır. Özellikle yakın dövüşte oldukça şaşıracaksınız. Düşmana vurduğunuz darbe ve silahın gücüyle doğru orantılı olarak, farklı tepkiler veriyorlar. Öyle ki darbenin şiddetiyle kendi etrafında daireler çizenler, geriye kaçanlar, elindeki silahı düşürüp, panik halinde silahını arayanlar, hatta yeni silah bulmak için çevreye göz atanlar, bulamadıklarında size kafa atmaya kadar geniş bir saldırı yelpazeleri bulunuyor. Gerçekten çok etkileyici.

Oynadıkça görüyorsunuz ki, yapay zeka bir çok yönden başarısız. Örneğin düşmanların saklanma huylarına anlam verebilmiş değilim. Bir kapı açıyorsunuz, düşman tam karşınızda! Biz onu görüyoruz, o bizi görüyor. Buna karşın gözünüzün önünde bir duvar arkası bulup saklanıyor. Yapacağı hamle de hep aynı; Bulunduğu yerden birden bire fırlayıp, size okkalı bir darbe vurmak! Açıkçası bir defa iki defa bu tuzağa düşüyorsunuz ama sonra tamamen etkisiz bir tuzak oluyor. Hatta biraz uğraşırsanız, o anlarda sizde düşmanınıza tuzak hazırlayabilirsiniz. Biraz yaklaşın ve o hareket ettiği sırada geri kaçın, zaten o ilk etapta vurma eylemi göstermeye programlandığı için, onun boşa giden hücumundan sonra, hızlı davranıp, kombine darbeler ile rakibinizi etkisiz hale getirebilirsiniz.

Eğer düşmanınızdan hiç darbe almadan ard arda vurursanız, bazı zamanlar rakibiniz sersemleyip, diz çöküyor. O anlar da ekranın sol alt köşesinde 1- RAM, 2- SLAM, 3- SNAP ve 4- PUNCH olmak üzere, çeşitli seçenekler beliriyor. Bunlar bir nevi son vuruş ya da ölüm vuruşu olarak adlandırılabilir. Ancak bunları kullanmak için hızlı davranmanız gerekiyor, aksi halde düşmanınız kendine gelebilir.

17:13
Condenmedde karşılaştığınız her saatin aynı dakikada durmuş olması, bir hata mı, oyun içi bir rastlantı mı veya oyun içi bir şeyi mi sembolize ediyor bilemiyorum. Fakat dikkat çekici bir ayrıntı. Belki de bunun cevabına yapımı bitirince ulaşabileceğiz.

Teknik ayrıntılara gelince, grafiksel olarak Condemned: Criminal Origins, olağan üstü bir kaliteye sahip değil ama çok kaliteli ışık efektleri sayesinde göze çok hoş, hatta kimi zaman büyüleyici geliyor. Çevre kaplamalarına bakınca yine başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Yüz kaplamaları da ortalamanın üzerinde. Müzikler rahatsız edici ve oyunun vermek istediği psikolojik gerilimi bir nebze olsun yansıtıyorlar ama yeterli değiller kanısındayım. Sesler başarılı ama elinizdeki yakın dövüş silahıyla vurduğunuz zeminlerden, hep benzeri sesler geliyor. Yani bir kısım sesleri yapımcılar atlamışlar. Genel olarak ortamlara sessizliğin hakim olduğunu da belirtmek isterim.

Teknik olarak neler gördük?

Condemnedi oynarken bizim kullandığımız sistem: P4 2.8 GHz işlemci, 1024 MB RAM ve 128 MB ATI Radeon 9800 PRO ekran kartı içeriyor. Grafik ayarlarının Detail sekmesinde herşey maksimumdayken, 1024×768 çözünürlüğünde gölge ayarları düşükteyken ve Antialiasing 2x olarak, oldukça rahat bir oynanış yakaladık. Böylelikle oyunun harika ışık efektlerinden ve görsel detaylarından da mahrum kalmadık.

Genel olarak bakıldığında Condemned: Criminal Origins, geçtiğimiz yıl F.E.A.R.ın yaptığı etkiyi yapabilecek bir oyun maalesef değil. Çok başarılı bir oyun, güzel bir atmosferi var, polisiye gerilim ve hatta korku tadında kurgusuyla, uzunca bir müddet oynanacaktır. Yine de ilerledikçe yapımın kendini tekrar ettiğini düşünmeye başlıyorsunuz. Son söz olarak, Monolith yine başarılı bir FPS yapmış. Tek kusuru belki de beklentilerin çok üst noktada olduğu bir yapım olması. Oyuna dalıp gerçek hayatı unutmayın…

Soul Calibur 4

Ad:  sc4_logo.jpg Gösterim: 6 Boyut:  8.7 KB

Yeni nesil konsollarda uzun süredir sessiz olan dövüş oyunları Soul Calibur 4 ile hareketleniyor. İlk 3 oyunu ile beğeni toplayan seri 4. oyunu ile Xbox 360 ve Playstation 3 konsollarına konuk oluyor. Sunduğu tekli ve çoklu oyunculu modları ve geniş karakter seçeği ile oyun dikkatleri üzerine çekiyor.

Dövüş oyunları denince akla gelen çok ünlü bazı seriler vardır. Soul Calibur kesinlikle bu serilerin en önemlilerinden birisidir. Street Fighter ve Mortal Kombat, 2 boyutlu dövüş oyunlarına yeni lezzetler getirirken, Tekken ve Soul Calibur da 3 boyutlu dövüş sistemini bizlere sevdirmiştir. İki oyunda 3 boyutlu dövüş sisteminde boy gösterdikleri için, genelde Tekken ve Soul Calibur oyuncuları arasında, hangi oyunun daha iyi olduğu konusunda büyük bir tartışma vardır. İki oyunda farklı kontrol sistemleri ve tamamen farklı tarzlarda karakterler olduğu için biri birine yenik düşmez. Yine de Soul Calibur serisi bir çok kişi tarafından gelmiş geçmiş en iyi dövüş oyunu olarak nitelendirilir. Bu göreceli sıfat tartışmaya açık olsa da şu su götürmez bir gerçektir ki, Soul Calibur serisi her yeni versiyonu ile çıtayı yukarı taşımayı bilmiştir ve biz oyuncuları aylarca, yıllarca ekran başında tutmuştur. Soul Calibur IV de serinin her oyunu gibi muhteşem tasarlanmış bir dövüş oyunu. Oyunu ilk açtığınızda içeriğinin ne kadar dolu olduğunu fark edemiyorsunuz. Bir müddet oynadıktan sonra, yapabileceğiniz ne kadar çok şey olduğunu, bir dövüş oyunu için ne kadar dolu bir içeriğe sahip olduğunu görüyor ve Soul Calibur IV’ü her geçen gün daha çok seviyorsunuz.
Serinin eski oyunlarını oynamış oyuncular gerek karakterlere, gerekse kontrol sistemine hiç yabancılık çekmeyecekler. Her şey bildiğimiz Soul Calibur ruhuna uygun, fakat çok daha gelişmiş ve taze. Soul Calibur serisini oynamamış olanlar veya seriden daha önce zevk almamış olanlar ise bu oyunda aradıklarını bulacakları kesin.
Soul Calibur IV dönem olarak 16. Yüzyılda hayat buluyor. Bazı karakterler bu dönemin özelliklerini yansıtırken, bazı karakter ise doğa üstü güçlerden ve insan üstü yaratıklardan oluşuyor. Karakterler iyi, kötü ve tarafsız şeklinde 3 değişik felsefe tarzına sahipler. Tüm karakterler bir şekilde bir birleriyle alakalı ve derin bir hikayenin parçaları. Oyunu oynarken karakterleri daha yakından tanıyor ve hikayelerinin bir parçası haline geliyoruz. Hangi karakter olursa olsun hepsinin tek bir amacı var ki o da muhteşem güçlere sahip ruh kılıçlarına ulaşmak. Bu kılıçlar Soul Edge ve Soul Calibur. Her karakterin öyküsü farklı olduğu gibi her birinin bu kılıçlara ulaşmak isteme sebebi de farklı. Oyunun tek kişilik hikaye bölümünü oynadığımızda her karakter, kendine özgü hikayesini bölüm arası ve oyun sonu videoları ile bizlere anlatıyor.


Ad:  sc4_2.jpg Gösterim: 6 Boyut:  44.0 KB


Tek tek karakterleri incelemek bu yazı için biraz fazla olacaktır, fakat serinin takipçileri için oyunda karşımıza çıkan 31 karakter harf sırasına göre liste şöyle sıralanmış:
Star Wars’tan tanıdığımız Darth Vader ve Yoda, farklı platformlar için özel olarak oynanabilir misafir karakter olacak. Vader PS3’te, Yoda ise Xbox360’ta bizi karşılayacak, fakat GameInformer dergisi, Namco’nun bu iki karakteri daha sonra ‘indirilebilir içerik’ haline getirebileceğinden de bahsetmişti.


Daha önceden tanıdığımız karakterler

  1. Amy
  2. Astaroth
  3. Cassandra Alexandra
  4. Cervantes de Leon
  5. Ivy (Isabella Valentine)
  6. Kilik
  7. Lizardman (Aeon Calcos)
  8. Maxi
  9. Mitsurugi (Heishiro)
  10. Nightmare
  11. Raphael Sorel
  12. Rock (Nathaniel Adams)
  13. Seong Mi-na
  14. Setsuka
  15. Siegfried Schtauffen
  16. Sophitia Alexandra
  17. Taki
  18. Talim
  19. Tira
  20. Voldo
  21. Xianghua Chai
  22. Yoshimitsu
  23. Yun-seong
  24. Zasalamel

Yeni karakterler

  1. Angol Fear (Misafir artist Mine Yoshizaki tarafından oluşturuldu)
  2. Ashlotte (Misafir artist Oh! great tarafından oluşturuldu)
  3. Darth Vader (Star Wars’tan PlayStation 3 için gelen misafir karakter)
  4. Hilde(gard) von Krone
  5. Scheherazade (misafir artist Yutaka Izubuchi tarafından oluşturuldu)
  6. Shura (misafir artist Hiroya Oku tarafından oluşturuldu)
  7. Yoda (Star Wars’tan Xbox 360 için gelen misafir karakter)

Oyunun yönetmeni Katsutoshi Sasaki, Soul Calibur 3’ten bildiğimiz ‘Kendi karakterini yaratma’ özelliğinin Soul Calibur 4’te de bulunacağını, ayrıca bu karakterlerin multiplayer modunda da oynanabilir olacağını bildirdi.

Ad:  sc4_1.jpg Gösterim: 7 Boyut:  53.9 KB


Geçmiş oyunlarda bulunan fakat Soul Calibur 4’te olmayacak karakterler

  • Abyss
  • Abelia
  • Arthur
  • Assassin
  • Aurelia
  • Berserker
  • Charade
  • Chester
  • Demuth
  • Edge Master
  • Girardot
  • Greed
  • Han-myeong
  • Hualin
  • Hwang
  • Inferno / SoulEdge
  • Li Long
  • Lizardman (Generic)
  • Luna
  • Lynette
  • Miser
  • Necrid
  • Night Terror
  • Olcadan
  • Revenant
  • Strife
  • Valeria

Class C Hatası ve Çözümü

Class C hatasının sebebi ip numaralarının ilk 3 rakamının aynı olmasından kaynaklanıyordur.

Çözüm için aşağıdaki resime bakınız:

http://www.hell-world.org/cafer/class%20c.gif