Şubat, 2009 için arşivler

Saints Row 2

Gözlerimizi son oyunun finalindeki patlamadan dolayı tutuklanmış ve bandajlar içerisinde hastanede tutuklu tedavimiz yavaştan tamamlanırken açıyoruz. Patlamanın üzerinden henüz birkaç hafta geçmesine rağmen yan yataktaki Baba, müthiş bir planım var! Haydi kaçalım! cümleleriyle her kaçış sahnesinde gaz verici eleman rolüyle yer alan kardeşimizden çetemizin ve şehrin artık kontrolümüz altında olmadığını öğreniyoruz. Onlarca polisi hiçe sayarak tek tek indiriyor, kaçarken de kolay kolay ölmüyor ve elimizi kolumuzu sallayarak kendimizi şehrin göbeğinde buluyoruz. Yeniden çetemizi kurma ve Stilwater şehrini tekrar kontrol altına alma planlarımız doğrultusunda kentin sokaklarında dolaşmaya başlıyoruz. Hikâyemiz görüleceği üzere öyle pek de derin değil. Nitekim belalı zencilerin arasında Canın cehenneme adamım! diyaloglarıyla ilerleyen bir oyunda derin bir senaryo aramak da yersiz olacaktır. Aksiyon dorukta, derinlik diplerde, katliam hat safhada bir oyun arayışındaysanız Saints Row 2 sizleri bekliyor.

Oyunun öncelikle herkesin kafasında olan GTA’dan farkları kısmını eleyerek objektif biçimde tanıtımını yapma niyetindeyim. GTA ile benzerliklerine ve farklarına incelemenin sonraki bölümlerinde yer vereceğim. Senaryodan bahsettiğimize göre oyunda neler yapabileceğimize şöyle bir değinelim:

Ben kimim?

Evet, kim olduğumuza kendimiz karar veriyoruz. Tenimizden aksanımıza, tipimize, yürüme şeklimizde kadar birçok seçenek bizleri bekliyor. Çok beğendiğim bir ayrıntı oldu bu çünkü kendi yarattığımız karakterin ara videolarda seçtiğimiz aksanla konuşması, seçtiğimiz şekilde bakması; oyun esnasında yürüyüşünün seçtiğimiz tarzda olması gibi ayrıntılar göz okşuyor. Aksiyon oyunlarında karakterin sabit olmaması çok sağlam ve oturmuş bir senaryoya sahip olmadıktan sonra güzel bir olay. (Eh, Mafia gibi bir senaryoya sahipse o zaman sabit olsun bir zahmet.)

Saints Row II: Lord of Destruction

Katliamın, kaosun doruklarına çıkabiliyoruz. Zaten polis kardeşlerimiz tahminimce maaşlarının düşüklüğünden isyan etmişler ki ölmek için bahane arıyorlar. Karşınızda oyunu ne kadar zorlaştırsanız da yapay geri-zekâlılıklarını konuşturmayı ihmal etmiyorlar. Şehrin insanları da araba önlerine atlama ve araba çarpınca fırlama konusunda eğitim almışlar belli ki. Labut gibi saçılan insanlara bolca rastlamak mümkün. Bu aşamada silahlara da değinirsek; oldukça etkili olduklarını söyleyebiliriz. Evet, hepsi etkili çünkü hedefler etkisiz. Oyun zorluğunu sona getirdiğimde Boss dediğimiz özel hedeflerin bile normal insan olmaktan öteye gidememiş, yeteneklerini karı, kız ve kumar alanında kullanmış canlılar olduklarını gördüm. İsterseniz (abartmıyorum) tüm oyunu sadece tabanca ile rahatlıkla bitirebilirsiniz. Biraz kasarsanız beysbol sopasıyla da biter. Büyük çaplı silahlar ve bombalar da mevcut ama sadece görev gereği ya da fantezi amaçlı kullanıyorsunuz bunları. Görev demişken, oyunu tamamen yermememiz gereken bir noktadan bahsedelim. Katliam temalı yan görevlere mutlaka göz atmanızı öneriyorum çünkü GTA 2’deki Frenzy görevlerinden beri katliam temalı görevlerden bu denli zevk almamıştım. Hani tüm oyunu es geçip katliam yapacak yan görev aramaya koyulası geliyor insanın. Hedeflerin zayıflığı ve şehrin katliama aç olması nedeniyle güzel patlamalar, büyük çaplı katliamlar gerçekleştirebiliyorsunuz.

LEGO Indiana Jones

Hemen hemen hepimizin mazisinde Legolar ile oynamışlık vardır. Köşeli geçme küpler zekâyı ve beceriyi geliştirmenin temel oyuncaklarından sayılırlar. Özelliklede bizim çocukluk dönemimizde teknolojik oyuncakların olmaması nedeni ile hayal dünyalarının, oyunların temel taşlarıdırlar. Anlaşılan o ki hangi yüzyılda olursak olalım, Legolar hem gerçek dünyanın köşeli varlıkları, hem de teknoloji dünyasının sanal varlıkları olarak yaşamlarını sürdürecekler. Yalnız bizim Dünyamızda mı? Lego Star Warsta olduğu gibi belki de başka dünyalarda da

Lego Indiana Jonesu bu defa PC platformunda masaya yatırıyoruz. Kısa bir süre önce de yapımın PSP platformundaki performansını incelemiştik. Aslına bakarsanız önce PC, ardından PSP sürümlerini incelemek daha doğru olacaktı. Ancak tabii ki bunu PC sürümünü oynadıktan sonra söyleyebiliyorum. Zira PSP versiyonunun PC versiyonu ile bire bir aynı olduğu, hatta neredeyse PCden alınıp PSPye cuk oturtulduğu söylenebilir. Bu bakımdan bu yazıda yeniden oyunu anlatmaktansa farklara değinmek yerinde olacaktır. Aslına bakarsak, Lego Indiana Jonesun PC sürümünün oldukça iyi bir yapım olduğu söylenebilir. Ancak es kaza oyunu PSPde bir arkadaşınızda görmüş ya da bizzat oynadıysanız, o kadar da hoşunuza gitmeyebilir. Zira taşınabilir platformdaki Indiana Jonesun, oynanabilirlik ve görsel olarak daha iyi olduğu fark ediliyor. Bu demek değil ki PC versiyonu kötü. Belirttiğim gibi PCde alacağınız zevk, daha çok taşınabilir platformun beklentilerinizi biraz daha yukarıda tutmasından kaynaklanabilecektir. Eğer portatif Jonesu oynamadıysanız, zaten böyle bir probleminiz olmayacaktır.

Parçalanan Jones
Yapım, orijinal Indiana Jones üçlemesi ile aynı hikaye doğrultusunda gelişiyor ve bazı sahnelerin eklendiği ya da ortama uygun hale getirildiği görülüyor. PSP ile aynı açılış videosunu izledikten sonra ise tıpkı konsoldaki gibi direkt maceranın ortasında buluyoruz kendimizi. Başkarakterimiz Indiana Jones ve filmdeki diğer kahramanların da kontrol edilebildiği yapımda, bölümler boyunca iki karakteri dönüşümlü kullanarak bulmacaları çözmeye çalışıyoruz. Bir karakteri biz kontrol ederken, diğeri bilgisayarımız kontrolünde ilerliyor. Karakter kontrolleri arasında dilediğimiz gibi geçiş yapabilmekteyiz. Keza her karakterin farklı kabiliyetleri bulunmakta ve bölümler ancak her karakterin yeteneklerini kullanmak sureti ile tamamlanabiliyorlar.

Etrafta bulunan hemen her şey plastik bir yapıda ve vurduğunuz zaman Lego parçalarına bölünmekteler. Bizlerde etrafa dağılan parçaları toplamakla yükümlüyüz. Bu parçalar bir nevi paraya karşılık gelmekte ve toplananlar ile karakter ya da yeni yetenek gibi özellikler almamızı sağlıyor. Bulmacalar etraftaki parçaların toplanması ya da dağıtılıp yeniden şekle sokulması ile çözülüyor. Genellikle parçalar halinde olan totem ve benzeri nesneler, toplandıktan sonra bölüm içinde yerlerine yerleştirilerek, karşımıza çıkan engelleri aşmamızı sağlıyor. Başkarakter Indy daha çok işin güç ve cesaret gerektiren, kırbacı ile etraftaki nesneleri parçalamak ve düşmanları öldürmekle yükümlüyken, küreği olan karakterler gömülü hazineleri çıkartıyor, mühendisler bozuk mekanizmaları tamir ediyor.

Egzotik mekanlarda geçen bölümler oldukça güzel ve bulmacalar gayet iyi tasarlanmışlar. Bulmacalar yalnız çocuklar için değil, tüm yaş gurubuna hitap edecek şekilde geliştirilmişler. Hatta bazı bölümlerde bulmacaların açıkça çocukları aştığı rahatça söylenebilir. Yapay zeka açısından çok zeki olamayan yapım, özellikle bölüm içindeki sizin kontrol etmediğiniz karakter açısından sıkıntı yaşatabilmekte. Böyle durumlarda başı sıkışan karakterin imdadına siz yetişiyor ve kontrolünü CPUdan devralıp durumu düzeltiyorsunuz. Çok kötü olmasa da can sıkabilen bir durum oluşturabiliyor. PC sürümünde görülen bir diğer fark ise kontrollerde ortaya çıkıyor. Eğer oyunu Gamepadle oynuyorsanız sorun yok. Ancak klavye kontrollerinin, oldukça ilginç tuşlara ilginç aksiyonlar eklenmesi nedeni ile tuhaf bir yapı kazanmış.

Görsel olarak iyi sayılabilecek olan oyun, PSP ile karşılaştırıldığında biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Lego Indiana Jones, genel olarak PC platformunda oldukça eğlenceli ve başarılı bir yapım. Yazı genelinde hakim olan sanki PC versiyonunun o kadar da iyi olmadığı izlenimi ise yapımın taşınabilir platformda çok daha eğlenceli ve kaliteli olmasından kaynaklanıyor. Bu durum sizi yanıltmasın, zira PCde de oyundan oldukça keyif almanız mümkün. PSP sadece kendine has avantajlarla öne çıkıyor.