Alias olarak etiketli yazılar

Alias

Alias 2 cd’lik bir action/adventure oyunu. Bana kalırsa sadece aksiyon oyunu ama yapımcılar birincisini iddia etmekte kararlı. Aslında ben bu tür oyunları pek sevmemekle birlikte, görev aşkıyla alıp oynadım. O yüzden yanlışlarım olursa şimdiden kusura bakmayın :)

Oyunumuz popüler bir televizyon dizisi olan Alias’ın bilgisayar oyunu versiyonu. Hatta yabancı eleştirmenler eğer diziyi bilmiyorsanız ya da sevmiyorsanız bu oyundan hiç bir zevk almayacağınızı bile söylüyorlar. Ben diziyi bilmediğim için sadece oyuna dayanarak yorum yapacağım. Kahramanımız Sdyney Bristow isimli hoş bir hatun. CIA’nin gözde ajanlarından, akıllı, cesur ve savaşçı ruhlu bir arkadaş. Oyunumuzun konusu kahramanımızın CIA merkezinde aldığı brifing üzerine görev esnasında sırra kadem basan Ajan Jacobs’ı bulmak ve onun takip ettiği kötü adamları yakalamak üzerine kurulu. Görevimiz boyunca başka diğer ajanlar da yönlendirme ve ipucu verme gibi yardımlarını bizden esirgemiyorlar. (Ki biraz fazlaca yardım ettikleri ve zaman zaman abarttıklarını da söylemeden edemeyeceğim.)

Oyun kontrolleri pek çok aksiyon oyunu gibi klavye tuşlarının binlerce kombinasyonundan oluşuyor. Tabii kontrolleri istediğiniz şekilde düzenleyebiliyorsunuz ama belki de ben bu türe pek alışık olmadığımdan mıdır bilmiyorum, açıkçası oynarken epey zorlandım. Yine de sanırım kontrollerde benim acizliğimin dışında da bir yetersizlik söz konusu. Özellikle Sydney’i ileri, geri, sağ ve sol yönlere doğru hareket ettirirken bazen deli tavuk gibi dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Oyun boyunca gittiğiniz sayısız mekanda topladığınız eşyaları da başka objeler üstünde kullanabiliyorsunuz. İnteraktif bir eşyanın yanına geldiğinde bunu belirtmek amacıyla (ki default olarak bunun için B tuşunu kullanıyorsunuz) ekranınızda B harfi beliriyor ve aynı zamanda bu tuşla o an neyi yapabileceğiniz de yazıyor. Örneğin bir kapının önüne geldiğinizde B Open veya bir şişenin hemen yanındayken B Grab Weapon gibi. Bunun dışında etrafımızda gördüğümüz karakterlerin kimi nötr kimi ise düşman pozisyonunda. Bu düşman pozisyonundaki arkadaşlarla karşılaştığımızda onların güç ve sağlık durumlarını gösteren bir halka bize önce kime saldırmamızın daha uygun olacağı konusunda bir ipucu veriyor. Yeşil sağlıklı ve güçlü, sarı orta halli bir durumda, kırmızı ise güçsüz ve mefta olmak üzere anlamına geliyor.

İlginç özelliklerden bir tanesi oyunda sadece izin verilen noktalarda kayıt yapabilmemiz ki ekranda beliren kocaman S harfi ve uyarı yazısını gördüğümüzde istersek oyunu kaydedebileceğimizi anlıyoruz. Kayıt noktaları genellikle ya düşmanlardan saklanmamızı ya da bir kaç kişiyle dövüşmemizi gerektirecek bir mekana girmeden hemen önce karşımıza çıkıyor. Kimi bölümlerde örneğin düşmana gözükmeden hareket etmemiz gerektiği halde yakalanmışsak bu kayıt noktasına değil en son tamamladığımız görevi bitirdiğimiz yere dönüyoruz. Eğer dövüşlerde başaramaz ve ölürsek “game over” oluyor, yani kaydedilen en son oyunu yüklemek gerekli. Bu kayıt noktalarında naçizane tavsiyem milletin işini bitirdikten sonra aynı noktaya geri dönüp yeniden kaydetmeniz. Böylece oyunu tekrar yüklemek gerekirse bir takım dialog ve pasajları tekrarlamak zorunda kalmazsınız.

Dövüşlere gelince… tabii hepinizin tahmin edebileceği gibi pek çok kombinasyon var ancak ben en çok dönerek atılan tekme ve yere düştüğünüzde zıplayarak kalkma hareketlerini sevdim. Hakikaten kızcağız dönerek tekme atarken çok klas gözüküyor. Şimdi itiraf edeyim ki bu incelemeyi yazıyorum ama oyunu henüz bitirmedim. Fakat şimdiye kadarki dövüşlerin benim gibi bir çaylak için bile oldukça kolay olduğunu söylemeliyim. Gerçekten de adamları pataklarken hiç de zorlanmadım. O yüzden bu konunun uzmanı arkadaşları ne kadar tatmin eder bilemiyorum. Daha önce bahsettiğim ve düşmanların sağlık durumunu gösteren halkaların dışında, dövüş sahnelerinde veya sağlımızı tehdit eden kimi durumlarda (!) ekranın sağ üstünde çıkan çizgiler de iyi mi gidiyoruz yoksa başımız belada mı anlamamızı sağlıyor.

Oyunun grafiklerini açıkçası ben beğendim. Özellikle yakın çekimlerde karakterlerin mimikleri çok güzel yakalanmış. Dövüşlerde ise render sapıtması olmaması bir başka artısı. Seslendirme genel olarak iyi, müzikler de genel havaya uyum sağlayacak şekilde seçilmiş. Bir de audio destek aracılığıyla bize görevimizde destek sağlayan ajanlarla yapılan konuşmaları ben çok hoş buldum. Hele bazı mekanlarda bağlantının işlememesi falan oyuna gerçekçilik katan bir unsur olmuş. İlerleyiş bakımından daha önce oynadığım aksiyon oyunlarından da bir farklılığı var. Herhangi bir mekana gidip öyle değişik odalara dalıp kafanıza göre adam pataklayamıyorsunuz. Gittiğiniz her mekanda ilerleme kaydedebilmek için size verilmiş küçük emirleri yerine getirmeniz gerekiyor. Bazı bölümlere girebilmeniz ya da bazı silahlara ulaşabilmeniz ancak bu emirleri (objectives) gerçekleştirdikten sonra mümkün oluyor.

Dediğim gibi bu türün yabancısı olduğum için dilimin döndüğünce size oyunu tanıtmaya çalıştım. Alıp almamak size kalmış. Çok etkisinde kalmamış olmakla birlikte ve gerçekten aksiyon oyunlarını sevmediğim de düşünülürse sıkılmadan oynayabiliyor olmam herhalde artı hanesine yazılabilir. Yine de “hard action”cı arkadaşların oyunu pek fazla beğenmediklerini de bir not olarak eklemeliyim. Herkese keyifli oyunlar.

Alias

Alias

Alias 2 cd’lik bir action/adventure oyunu. Bana kalırsa sadece aksiyon oyunu ama yapımcılar birincisini iddia etmekte kararlı. Aslında ben bu tür oyunları pek sevmemekle birlikte, görev aşkıyla alıp oynadım. O yüzden yanlışlarım olursa şimdiden kusura bakmayın :)

Oyunumuz popüler bir televizyon dizisi olan Alias’ın bilgisayar oyunu versiyonu. Hatta yabancı eleştirmenler eğer diziyi bilmiyorsanız ya da sevmiyorsanız bu oyundan hiç bir zevk almayacağınızı bile söylüyorlar. Ben diziyi bilmediğim için sadece oyuna dayanarak yorum yapacağım. Kahramanımız Sdyney Bristow isimli hoş bir hatun. CIA’nin gözde ajanlarından, akıllı, cesur ve savaşçı ruhlu bir arkadaş. Oyunumuzun konusu kahramanımızın CIA merkezinde aldığı brifing üzerine görev esnasında sırra kadem basan Ajan Jacobs’ı bulmak ve onun takip ettiği kötü adamları yakalamak üzerine kurulu. Görevimiz boyunca başka diğer ajanlar da yönlendirme ve ipucu verme gibi yardımlarını bizden esirgemiyorlar. (Ki biraz fazlaca yardım ettikleri ve zaman zaman abarttıklarını da söylemeden edemeyeceğim.)

Oyun kontrolleri pek çok aksiyon oyunu gibi klavye tuşlarının binlerce kombinasyonundan oluşuyor. Tabii kontrolleri istediğiniz şekilde düzenleyebiliyorsunuz ama belki de ben bu türe pek alışık olmadığımdan mıdır bilmiyorum, açıkçası oynarken epey zorlandım. Yine de sanırım kontrollerde benim acizliğimin dışında da bir yetersizlik söz konusu. Özellikle Sydney’i ileri, geri, sağ ve sol yönlere doğru hareket ettirirken bazen deli tavuk gibi dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Oyun boyunca gittiğiniz sayısız mekanda topladığınız eşyaları da başka objeler üstünde kullanabiliyorsunuz. İnteraktif bir eşyanın yanına geldiğinde bunu belirtmek amacıyla (ki default olarak bunun için B tuşunu kullanıyorsunuz) ekranınızda B harfi beliriyor ve aynı zamanda bu tuşla o an neyi yapabileceğiniz de yazıyor. Örneğin bir kapının önüne geldiğinizde B Open veya bir şişenin hemen yanındayken B Grab Weapon gibi. Bunun dışında etrafımızda gördüğümüz karakterlerin kimi nötr kimi ise düşman pozisyonunda. Bu düşman pozisyonundaki arkadaşlarla karşılaştığımızda onların güç ve sağlık durumlarını gösteren bir halka bize önce kime saldırmamızın daha uygun olacağı konusunda bir ipucu veriyor. Yeşil sağlıklı ve güçlü, sarı orta halli bir durumda, kırmızı ise güçsüz ve mefta olmak üzere anlamına geliyor.

İlginç özelliklerden bir tanesi oyunda sadece izin verilen noktalarda kayıt yapabilmemiz ki ekranda beliren kocaman S harfi ve uyarı yazısını gördüğümüzde istersek oyunu kaydedebileceğimizi anlıyoruz. Kayıt noktaları genellikle ya düşmanlardan saklanmamızı ya da bir kaç kişiyle dövüşmemizi gerektirecek bir mekana girmeden hemen önce karşımıza çıkıyor. Kimi bölümlerde örneğin düşmana gözükmeden hareket etmemiz gerektiği halde yakalanmışsak bu kayıt noktasına değil en son tamamladığımız görevi bitirdiğimiz yere dönüyoruz. Eğer dövüşlerde başaramaz ve ölürsek “game over” oluyor, yani kaydedilen en son oyunu yüklemek gerekli. Bu kayıt noktalarında naçizane tavsiyem milletin işini bitirdikten sonra aynı noktaya geri dönüp yeniden kaydetmeniz. Böylece oyunu tekrar yüklemek gerekirse bir takım dialog ve pasajları tekrarlamak zorunda kalmazsınız.

Dövüşlere gelince… tabii hepinizin tahmin edebileceği gibi pek çok kombinasyon var ancak ben en çok dönerek atılan tekme ve yere düştüğünüzde zıplayarak kalkma hareketlerini sevdim. Hakikaten kızcağız dönerek tekme atarken çok klas gözüküyor. Şimdi itiraf edeyim ki bu incelemeyi yazıyorum ama oyunu henüz bitirmedim. Fakat şimdiye kadarki dövüşlerin benim gibi bir çaylak için bile oldukça kolay olduğunu söylemeliyim. Gerçekten de adamları pataklarken hiç de zorlanmadım. O yüzden bu konunun uzmanı arkadaşları ne kadar tatmin eder bilemiyorum. Daha önce bahsettiğim ve düşmanların sağlık durumunu gösteren halkaların dışında, dövüş sahnelerinde veya sağlımızı tehdit eden kimi durumlarda (!) ekranın sağ üstünde çıkan çizgiler de iyi mi gidiyoruz yoksa başımız belada mı anlamamızı sağlıyor.

Oyunun grafiklerini açıkçası ben beğendim. Özellikle yakın çekimlerde karakterlerin mimikleri çok güzel yakalanmış. Dövüşlerde ise render sapıtması olmaması bir başka artısı. Seslendirme genel olarak iyi, müzikler de genel havaya uyum sağlayacak şekilde seçilmiş. Bir de audio destek aracılığıyla bize görevimizde destek sağlayan ajanlarla yapılan konuşmaları ben çok hoş buldum. Hele bazı mekanlarda bağlantının işlememesi falan oyuna gerçekçilik katan bir unsur olmuş. İlerleyiş bakımından daha önce oynadığım aksiyon oyunlarından da bir farklılığı var. Herhangi bir mekana gidip öyle değişik odalara dalıp kafanıza göre adam pataklayamıyorsunuz. Gittiğiniz her mekanda ilerleme kaydedebilmek için size verilmiş küçük emirleri yerine getirmeniz gerekiyor. Bazı bölümlere girebilmeniz ya da bazı silahlara ulaşabilmeniz ancak bu emirleri (objectives) gerçekleştirdikten sonra mümkün oluyor.

Dediğim gibi bu türün yabancısı olduğum için dilimin döndüğünce size oyunu tanıtmaya çalıştım. Alıp almamak size kalmış. Çok etkisinde kalmamış olmakla birlikte ve gerçekten aksiyon oyunlarını sevmediğim de düşünülürse sıkılmadan oynayabiliyor olmam herhalde artı hanesine yazılabilir. Yine de “hard action”cı arkadaşların oyunu pek fazla beğenmediklerini de bir not olarak eklemeliyim. Herkese keyifli oyunlar.

Platform: PC

Yapımcı: Acclaim

Yayıncı: Acclaim

Tür: Action

Çıkış Tarihi: 2004 Haziran

Sistem:Pentium 800+ Mhz veya karşılığı, 256MB RAM, NVIDIA GeForce veya ATI Radeon 7000 veya üzeri grafik kartı