Oyun Tanıtımları olarak etiketli yazılar

Rise of the Argonauts

Yunan Mitolojisi her zaman çekici olmuştur. Oyunlarda da mitolojiyi konu alan birçok örnek gördük. Bu yeri geldi Hackn Slash oldu, yeri geldi RPG öğeleriyle süslendi, üstüne biraz da macera katıldı. En başta akıllara gelen isim hiç şüphesiz ki, God of War olacaktır. PS2deki iki mükemmel oyundan sonra PSPde karizmatik karakter Kratosa eşlik etmiştik. Gene Yunan Mitolojisini Titan Quest de ele almıştı. Oyun bazı teknik hatalarına karşın gene de birçok oyuncu tarafından sevilmişti. Şimdilerde yine Titan Quest gibi aksiyon-RPG bir yapım olan Rise of the Argonauts da oyun severlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Katilin peşinde iz sürme:
Oyun Liquid Entertainment tarafından yapılıyor. Firma daha önce The Lord of the Rings: War of the Ring ve Dungeons & Dragons: Dragonshard isimli iki stratejiyi geliştirmiş ve ayrıca ülkemizde de gösterilen Çaresiz Ev Kadınları dizisi (Desperate Housewives) oyununu yapmıştı. Rise of the Argonauts, bu yapımlara göre daha farklı bir türde karşımıza çıkıyor. Aksiyonun ve RPG öğelerinin olduğu yapım Yunan Mitolojisini işliyor. Oyun, Yunanlı Jasonnın (Efsane Altın Postu arayan karakter) karısı Alcmenenin bir suikast sonucu öldürülmesi ve Jasonnın karısını yeniden yaşama döndürmek için giriştiği büyük macerayı ele alıyor. Tabii ki oyun içinde konu biraz daha detaylı olacak ve mitolojideki birçok figüre rastlayacağız. Zaten oyun mitolojiye bağlı kalacak.

Rise of the Argonautsta ilk dikkat çekici yön grafikler. Yapım Unreal 3 Enginela hazırlanıyor. Şu zamana kadar yapımcılar tarafından sunulan materyaller, oyunun görsel olarak etkileyici olacağını gösteriyor. Tabii ki bu görsellik etkileyici mekan tasarımları ve modellemelerle oyunculara sunulacak. Daha evvel bahsettiğim mitolojide rastlayacağımız figürlerle birlikte, yine mitolojideki birçok mekan aynen oyunda yer alacak. Grafikleri iyi bir oyunda tabii ki, kaliteli sesleri de eksik etmemek lazım.

Yapımda aksiyon kısmı normal aksiyon-RPG oyunlarına göre biraz daha farklı işlenecek. Dövüş sisteminde oyuncular için kişileştirilebilir bazı materyaller yer alacak. Liquid, Rise of the Argonautsta oyuncuların sürekli aksiyonda kalmayacağını söylüyor. Gerekli yerde düşmanlarla savaşa girilecek ve boş yere dövüşle olmayıp, oyuncunun hep kesip biçmekten sıkılmayacağı bir sistem oyunda yer alacak.

Etkileyicilik:
Yapımın en çok üzerinde durduğu konulardan biri senaryonun ön planda tutulması ve bunun oyuncuya aktarılması. Liquid mitolojiye bağlı kalan hikayenin oyun içinde etkili bir anlatımla yer alacağını vurguluyor. Zaten işin içinde Altın Post, oyuna ismini veren Altın Postu arayan Jasonnın Argonaut (Jasonnın yola çıktığı Argo gemisindeki mürettebata verilen isim) tayfası gibi birçok önemli mitolojik nokta yer alıyor.
Sonuç:
Sonuç olarak baktığımızda oyun güzel olacak gözüküyor. Firmanın daha önceki kalburüstü projeleri biraz ön yargılı bir yaklaşıma izin verse de, Rise of the Argonauts temel aldığı Yunan Mitolojisile beraber kesinlikle ilgi çeken yapımlardan biri. Oyunun PC, PS3 ve X360 platformlarında bu sene içinde piyasaya sürülmesi bekleniyor.




Half Life Sven Co-Op

Yıllardır tek kişi olarak başlayıp, bölümlerde ilerlediğiniz Half Life’ı artık arkadaşlarınızla beraber takım halinde canavarlara ve askerlere karşı savaşarak oynayacaksınız. Eğer isterseniz yalnız olarak da mücadeleye başlayabilirsiniz.

Oyun dünyasına tam anlamıyla üçüncü boyutun gerçek yüzünü gösteren, dünyaca ünlü Half Life oyununun üzerine yükleyebileceğiniz bu yeni modunu oldukça beğeneceksiniz. Half Life’ın bu modu diğerlerine oranla oldukça farklı. Örneğin arkadaşlarınızla Multiplayer(Çoklu Oyuncu) modunda oynarken hem kendi aranızda hem de yaratıklara karşı savaşabilme inkanınız bulunuyor. Üstelik tek kişilik oynama seçenekleri de oyun içerisinde mevcut. Oyuna en büyük değişikliği kazandıran şeylerden bazıları da değişik harita seçenekleri, yeni yaratıklar, yeni silahlar ve tamamiyle tepeden tırnağa düzenlenmiş bir senaryo olmuş. Size tavsiyem bir kere de olsun mutlaka deneyin!…

Bu Sürümde Neler YENİ?

# Yeni Bölümler (Bağımlılık yapacak seçme haritalar paket içerisinde mevcuttur)
# Yeni Silahlar (Silah görünümlerinde değişiklikler ve silah değiştirmede özel hareketler ilave edilmiştir)
# Güncellenmiş Efektler (Ateş ettiğiniz yerlerden duman yükselmesi, silahların seri hale gelmiş olması, yeni ses animasyonları)
# Ekstradan seçebileceğiniz oyuncu karakterleri, bölümlerde ilginç detaylar, yaratıklar, sürpriz/gizli bölümler ve daha birçok yenilik son sürüme dahil edilmiştir.

İndirmek İçin >>Tıklayınız<<



Alien Vs Predator 2

İnsanlar, Xenomorphlar yani alienlar ve Predator bir arada olursa ne olur? Klasik bir cümle kuruyoruz: Bol bol kan olur, şiddet olur. Bu oyunun ilkini oynamamış birisi olarak o oyundan bahsedemeyeceğim… Ancak Alien ve Predator filmlerinin bütün öğelerinin oyuna aktarılmış olduğunu söyleyebilirim. Oyunumuz bir FPS, yani oyunu karakterimizin gözünden takip ediyoruz. Türlü türlü silahlarımız var her zaman olduğu gibi ve sürekli bir şeyleri öldürmemiz gerekiyor. Bu oyunu diğerlerinden farklı kılabilecek şeyse oyunda ya insan, ya alien ya da predator olabilmemiz.

Oyunda sanki seçtiğiniz her ırk için ayrı haritalar veya konu varmış gibi bir hava var. Ancak oyun aslında aynı konunun üç farklı ırk açısından ne anlama geldiği üzerine kurulmuş bir advanture oyunu ve üç ırkın yolu oyunda sık sık kesişiyor. Şöyle ki: İnsanlar alienların yaşadığı gezegende o gezegenin doğası üzerinde araştırma yapmaktadırlar.

Eğer oyunu insan rolünde oynarsanız, araştırma yapılmakta olan bir gezegende bazı kargolar gecikmiştir ve insanların kaybolma haberleri gelmektedir, siz de kontrol etmek için o gezegene iniş yapan asker grubunun bir erisiniz (marine). Nereye kayboluyor bu insanlar neden ölüyorlar derken alienlarla karşılaşıyorsunuz. Çeşit çeşit silahlarınızı kullanıyorsunuz. Sonra bu gezegende araştırma yapan grubun başındaki generalin alienlar ve predator  lar üzerinde yasa dışı araştırmalar yaptığını farkediyorsunuz. Sizi susturmak için hapse atıyorlar, sonra burayı patlatıp kaçıyorsunuz, predatorla kapışıyorsunuz ve alienların da büyük çoğunluğunu öldürüp gezegenden ayrılıyorsunuz.

Yok ben Predator olmak istiyorum diyorsanız ki bence oyunda oynaması en zevkli ırk bu, amacınız insanları avlamak ve gezegeninizden kaçırılan iki klan üyenizi insanların ellerinden kurtarmak. Oyun ilerlerken çoğunlukla yine alienlarla boğuşuyorsunuz, gerçi (Predator alienlar karşısında aşırı dengesiz bir kuvvete sahip o yüzden zaten alienlar her seferinde deste deste saldırıyorlar.) İnsanların elinde klan üyelerini kurtarırken tuzağa düşüyorsunuz ve o araştırmaların başındaki general Predatorun maskesini trophy olarak alıyor ve şerefimizi beş paralık ediyor. Oyunun bundan sonrasında generali kovalayıp şerefimizi kurtarmaya çalışıyoruz. Bütün bu macera boyunca Predatorun görünmez olma, sıcak kana, soğuk kana, metale duyarlı görüş çeşitleri arasında, her biri aşırı güçlü olan Predatora özel silahları kullanıyoruz.

Alien olmayı seçerseniz amaçlarınız çok daha basit ancak ulaşmanız o derece zor oluyor. Oyuna yumurtadan çıkan bir böcek olarak başlıyorsunuz, sizin yumurtanızı taşıyacak kargo gemisinde bir kutunun içindesiniz, ancak salak bir kargo görevlisi sizi bir masanın üzerine gelişigüzel koyuyor ve geminin kalkışındaki sarsıntıdan kutu düşüp açılıyor. Siz yumurtadan çıktıktan sonraki ilk amacınız bulunduğunuz kargo bölümünden kaçmak. Yapabildiğiniz tek şey kendinizi hızla bir yöne doğru fırlatmak ve duvarlarda ve tavanda yürüyebilmek. Bu oyunda en keyifli yönlerden birisi de zaten alien olduğunuzda duvarlarda ve tavanda yürüyebilmek. İkinci görevinizse bu primitif halinizden bir an önce kurtulmak için asalak olarak yerleşecek savunmasız bir insan bulmak. Siz de tamamen savunmasız olduğunuz için oda oda gezip kimsenin yardımına koşamayacağı savunmasız bir insan arıyor bu arada kimseye yakalanmamaya çalışıyorsunuz. Yerleştikten sonraki görevinizdeyse insanın göğsünü parçalayıp çıkıyorsunuz, artık yılan gibi bir şeysiniz ve duvarlarda gezemiyorsunuz, kendinizi fırlatıp ısırabiliyorsunuz ancak sizin ısırıklarınız insanlar için yine pek bişey ifade etmiyor, o yüzden bir an önce büyüyüp gelişmek için küçük bir memeli havan bulmaya çalışıyorsunuz. O görevi de geçtikten sonra ergin bir drone haline geliyorsunuz ki ondan sonra seyreyleyin gümbürtüyü. Silahlarınız, iki adet aşırı keskin pençeniz, kırbaç gibi kuyruğunuz, duvarlarda yürüyebilmek, aşırı hızlı koşmak ve alienın ünlü ağız içinden ileri doğru çıkan kafa kopartan dişleri. Bir de kendinizi aşırı hızla istediğiniz yöne fırlatıp önünüze çıkan herşeyi anında param parça edebilmek var tabii. Bundan sonra tek amacınız kovanınıza (hive)annenizin şefkatli(!) kollarına dönebilmek ve bu yolda sizi engellemeye çalışacak olan insanları ve karşınıza çıkan predatorları haklamak.

Oynanış: Oyun bir FPS olduğu için bilumum silahı uygun yerde uygun düşmana karşı kullanmanız gerekiyor. İnsansanız, tabanca ve taramalı tüfeklerden, alev püskürtücü ve roket atarlara, lazerlere kadar değişen silahlarla ve bunların farklı cephane türleriyle (AP, HP, HE vs.) rakiplerinizi haklıyorsunuz. Sabit bir piliniz var ve bu pil bittikçe kendisini hızla şarj edebiliyor, bu pili fazla bir aydınlık sağlamayan ama iş gören omuz fenerinizde bol bir süre boyunca kullanabiliyorsunuz, ya da (özellikle karanlık alien kovanlarında dolaşırken lazım olan) gece görüş gözlüğünüzde kullanabiliyorsunuz, ancak bu alet pilinizi 20 saniyede falan bitiriyor o yüzden hazırlıksız yakalanmamak için dikkatli kullanmanız gerekiyor. Piliniz şarj olana kadar siz mevta olabilirsiniz çünkü. İnsanken yolunuzu elektronik kapıları açarak, kilitliyseler hack ederek, uygun havalandırma boşluklarında sürünerek buluyorsunuz. Silahlarınızın cephanelerini, sağlık kitlerini ve kurşun geçirmez yelekleri öldürdüğünüz adamlardan veya sağa sola saçılmış olan malzemelerden telafi ediyorsunuz. Ekranın çeşitli yerlerinden sağlığınızı, zırhınızı, cephane durumunuzu sayılarla gösterilmiş olarak izleyebiliyorsunuz. Ayrıca bir de radarınız bulunuyor ve yakın çevredeki canlı aktivitelerini takip edebiliyorsunuz.

Eğer Predatorsanız, yumruklarınıza yerleşmiş olan bıçakları, aşırı keskin olan ve insanlara ve alienlara karşı vazgeçilmez ölümcül silahınız olan mızrağınızı, attığınızda hedefi öldürüp geri dönen normal veya patlayan diskinizi, bir de çivi fırlatan tüfeğinizi ve enerji topu atan bir silahı kullanabiliyorsunuz. Bir de ağ fırlatan tüfeğiniz var. Ağınıza düşen rakip bıçakla veya pençeyle içinden kurtulana kadar gidip kellesini uçurabiliyorsunuz. Sol kolunuza yerleşik olan aleti kullanarak kolunuzdan çok kuvvetli enerji topları fırlatabiliyorsunuz. Ancak Predatorun cephane ve ekran gösterge sistemi insanınkinden tamamıyla farklı. Ekranın sol tarafında sağlığınızı gösteren bir kırmızı çentikler grubu var. Bu çentiklerin sayısı azaldıkça ölüme yaklaşıyorsunuz demek oluyor. Ekranın sağ tarafındaysa bir mavi çentikler grubu var bu grup da enerji miktarınızı gösteriyor. Enerji silahlarınızda, farklı görüş modlarını kullandığınızda veya görünmez olduğunuzda bu enerjinizden harcanıyor. Tedaviye ihtiyacınız olduğunda da kesinlikle bu enerjiden faydalanıyorsunuz kesinlikle sağdan soldan birşey toplama durumunuz yok. (Sağdan soldan topladığınız tek şey öldürdüğünüz insanlardan ve alienlardan trophy olarak kopardığınız kafa tasları. Bu kafa sayısı da ekranda bir kuru kafa yanında çentiklerle gösteriliyor. Single player oyunda bu çentikler eğlenceden başka bir şeye yaramıyor.) Enerjinizi doldurmak için bir aleti açıyorsunuz ve o alet bir süre etraftan enerji emip size aktarıyor. Kendinizi tedavi etmek için yine kolunuzdaki aleti kullanıyorsunuz ve enerjinizi sağlığınızı düzeltmek için kullanıyorsunuz. Predator da insanların yapabildiği gibi elektronik kapıları açabiliyor, bilgisayarları kullanabiliyor ve kilitli kapıları yine kolundaki aletle hack edebiliyor. Tünellerde sürünebiliyor. İnsanlardan üstün olarak kuvvetini toparlayıp çok yükseğe sıçrayabiliyor, ancak bu aktivite sonrasında birkaç saniye hiç sıçrayamıyor. Fazla yüksek olmayan bir yerden atladığında insanların canı yanarken Predatorun canı yanmıyor. Ayrıca görünmez olabilen Predator insanlarla burun buruna gelmedikçe farkedilemiyor, bu yüzden cephaneniz olmasa bile çok kolay avlayabiliyorsunuz. Ancak görünmezlik alienlara karşı sökmüyor. Sıcak kana duyarlı kameranızla insanları her ortamda seçebiliyorsunuz ve enerji silahlarınız ve diskleriniz insanlar kilitleniyor ve ne kadar kaçarsa kaçsın %90 isabet ediyor. Soğuk kana duyarlı kameranızdaysa alienlar aynı şekilde seçilebiliyor ve karanlık kovanlarında dahi onları kolayca görüp silahlarınızı onlara kilitleyebiliyorsunuz. Metale duyarlı kameraysa karanlık yerlerde nesneleri daha iyi görmenizi sağlıyor.

Gelelim alien olmaya: Alien olduğunuzda iki pençeniz, kuyruğunuz ve dişinizden başka hiçbir silahınız yok. Yüksek teknolojili silahlara sahip insanlar ve kuvvetli predatorlar karşısında çok aciz görünseniz bile alienın kontrolü sizde olduğunda aslında hiç de öyle olmadığını görüyorsunuz. Çünkü aşırı hızlı koşabilmek, duvardan duvara atlamak çok yükseklere sıçrayıp, çok aşırı yüksek yerlerden düşüp kesinlikle yaralanmamak ve istediğiniz her an gece görüş özelliği size çok büyük avantaj sağlıyor. Rakibiniz olan insan daha silahına davranana kadar kolunu bacağını koparmış kafasını yiyor oluyorsunuz. Yani elinde alev püskürtücü veya minigun olmayan bir insan sizin karşınızda asla rakip olamıyor. Çünkü bir kere tutuştunuz mu birkaç saniye içinde ölüyorsunuz. Predatorsa gerçekten aşırı zor bir rakip. Çünkü onun enerji silahları illa ki size kilitleniyor ve enerji topunu yediğiniz an ölümle burun buruna geliyorsunuz ve aşırı kıvrak olmanıza rağmen çok düşük bir ihtimalle kaçabiliyorsunuz. Yapabileceğiniz tek şey mümkün olduğunca çabuk Predatora yaklaşmak veya üzerine pençe savurarak uçmanız, çünkü siz ona çok yaklaştığınızda enerji silahları kendisini de etkileyeceği için kullanmıyor. Ancak bu sefer de kabus gibi mızrağıyla başetmeniz gerekiyor çünkü tek bir savuruşta sizi ortadan ikiye bölebiliyor. Zaten predatorlarla birer (veya üçer!!!) boss karakterler olarak karşılaşıyorsunuz. Evet bir bölümde tam üç predatorlar zavallı alien başınıza boğuşmanız gerekiyor. Neyseki Predator çok delikanlı bir mahlukat o yüzden teke tek kapışıyorlar. Yine alienda da sağdan soldan bişey toplamak yok ve ekran üzerinde görebildiğiniz tek gösterge mavi bir çizgi. O da sağlığınızı gösteriyor. Enerjinizi doldurmak için illa ki insan veya predator kafası yemeniz gerekiyor. Başka türlü sağlık dolduramıyorsunuz. Bu sağlık doldurma yönteminde gerçekten çok dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü pençenizi savurup rakibi kafasını parçalayarak öldürdüyseniz veya üzerine uçarak param parça ettiyseniz size yiyecek bir şey kalmıyor. O yüzden yiyeceğiniz adamı fazla mundar etmemeye bakın. Alien sonuçta bir hayvan olduğu için hiçbir kapıyı doğrudan açamıyorsunuz, ya kilitleri ya camları parçalıyorsunuz ya da kendinize geçecek bir havalandırma boşluğu buluyorsunuz.

Oyunun grafikleri hiç fena değil. Çok yüksek çözünürlükler, 16 bit, 32 bit renkler ve kaplamalar ve bir çok 3D özelliği destekleniyor. Ancak oyunda insan karakterlerin yüz çizimleri çok başarısız. Aslında komik. Konuşmalar ve mimikler rezalet. Onun dışında silahlardan harita çizimlerine kadar bütün kaplamalar çok kaliteli.

Oyunun sesleri de başarılı. Seçtiğiniz karakterin ortamla ses etkileşimleri, insan karakterlerin telsiz konuşmaları kendi aralarında muhabbetleri, silah patlamaları koşma sesleri çok güzel. Yine Predatorun silahları koşması ve zafer çığlıkları (böğürme mi deseydim yoksa) çok eğlenceli. Aliennın çığlıkları pençe, kuyruk savurma sesleri de çok iyi.

Genel: Bugünlerde kesinlikle alınası oyunlar arasında sayılabilir. FPS seviyorsanız ve bu tür oyunlardan sıkılmadıysanız deneyebilirsiniz. Oyunun campaignleri biraz çabuk bitiyor ama oynadığınıza kesinlikle pişman olmazsınız. Oyun diğer oyunlarda bu güne kadar pek rastlanmamış kamera açılarını, girilemeyen, ulaşılamayan köşelere ulaşmanızı, değişik ırk seçenekleriyle aynı filmi farklı bakış açılarından izlemenizi sağlıyor.

Alan Wake

Ayağa kalk Alan! Kafanı toparla ve bana doğru gel 4 yıldan uzun bir süredir gelişim süreci devam eden Alan Wakein yıllar önce yayımlanan videosu halen akıllardadır. O, başarılı bir yazar ve yaşadığı yer, sakin bir kasaba. Peki ya gece olunca? Üzerinden kaç gün, kaç gece geçti artık sayamamaya başladık doğrusu, ama buna değecek gibi gözüküyor. Zira Remedy, deyim yerindeyse oyunu kendisinden bile saklıyor. Bu da zaten konusu gizemli olan yapımı, daha da merak edilir kılıyor.

Yıllar önce, ailesinin intikamını almak için yemin eden bir polisin hikayesini dijital ortama taşıyarak gönüllerde taht kuran Max Payne’in yapımcılarından (Remedy), bu kez psikolojik gerilim türünde bir yapım geliyor. Geliyor diyorsam da maalesef uzun bir süredir gelemiyor.

Kimsin sen?
Alan Wake, kitapları en çok satan yazarlardan bir tanesiydi. Geceleri kabuslarında gördükleri, kalem diline ilham veriyor ve başarısına başarı katıyordu. Derken bir gün nişanlısı Alice kayboldu. Yaşadığı şirin kasaba, o andan itibaren gördüğü kabuslara kucak açan bir ortama dönüştü. Güneş, ağaçları okşuyor ve suyun üzerinde süzülüyordu gündüzleri, ama peki ya gece olunca…

Yapımın temel dayanağını oluşturan en önemli unsur, şüphesiz hikayesi. Sam Lake tarafından kaleme alınan Alan Wake, muazzam ormanlardan şirin kasabalara kadar uzanan büyük bir harita sunuyor oyunculara. Karakterimiz, kimi zaman yaya olarak, kimi zaman da arabayla oyun boyunca tüm haritayı kat edecek. RPG öğelerinin yer alacağı yapımda, çevredeki insanlarla konuşacak ve yardım etmeleri için ağızlarından çıkan her kelimeden anlamlar çıkarmak için uğraşacağız. Hikaye geliştikçe, etkilerini görsel olarak da hissedeceğiz. Geceler daha uzun, gündüzler ise daha kısalacak. Böylece psikolojik gerilim türündeki oyun, tam anlamıyla kendisini gösterecek. Karanlıkla birlikte doğan yaratıklara karşı ateşli silahlar pek etkili olmayacak. Bu durumda Alan, en güçlü silah olarak ışığı kullanacak ve bunu ateşli silahlarla kombine ederek mücadeleye girişecek. Tamamen hareket etmekte özgür olduğumuz bir çevrede, seçimlerimize göre macerayı devam ettireceğiz ve karşımıza çeşitli bulmacalar çıkacak.

Grafiksel olarak güçlü bir yapım Alan Wake. Tasarımlar, ışıklandırmalar ve detaylar çok hoş. Ayrıca oyunun görsel olarak kat ettiği yol da ortada. E3 2006 videosu ile yeni video arasındaki görsel fark sebebiyle, grafik motorunun değiştirildiğini sananlar olmuş. Yetkililerden gelen cevap ise, bunun aynı motor olduğu ve geçen 2 yıllık süre boyunca tasarımlar üzerine daha çok vakit ayırabildikleri yönünde.

avok motorundan da yararlanan yapımda, hava şartları değişecek, fırtına gibi doğal afetler görülebilecek. Bunların fiziksel sonuçları olarak hasarlar oluşabilecek ve bu da hikaye boyunca Alanın dikkat etmesi gereken bir unsur olacak. Yapımcılar, her şeyin birbirini etkilediği, canlı, nefes alan bir dünya hazırlamak için epey uğraştıklarını belirtiyorlar.

Başka ne var?
Sam Lake, Alan Wake için; Güçlü bir hikaye, güçlü bir karakter ve sinematik bir anlatıma önem verildiğini belirtiyor. Bu sebeple oyunda sadece tek kişilik senaryoya odaklanılmış ve Multiplayer deneyim yer almıyor.

İlk olarak Max Paynede denendikten sonra oldukça ilgi çeken Bullet Time modunun yeni oyunda yer alabileceğinden söz ediliyor. Olup olmayacağı kesin değil, ama denemeler yapılıyor.

Son zamanlarda Spore, Mass Effect gibi oyunlarda yer alan koruma sistemlerinin bir benzerinin Alan Wakede yer alıp almayacağı henüz kararlaştırılmadı. Yine yetkili ağızdan gelen bir cevap şöyle, “Oyunun kopyasını kimin hazırlayacağını değil, parasını verip orijinal alan müşteriyi düşünmeliyiz.”


Prey 2

Yapımına 1997 yılında başlanan ve detayları henüz 2005 E3 fuarında su yüzüne çıkmış bir oyun olan PREY, beni hem üzdü hem de umutlandırdı. Üzülme sebebim, bu yapımın bu kadar gecikmesi oldu. 8 sene az bir süre değil. Umutlandığım taraf ise, 8 sene emek verilen bir yapımdan, kötü bir şeyler çıkmayacağıdır. Zaten oyunun E3 videolarını izleyince, bu düşüncemin doğru olduğu kararına vardım. Oyun sırasında çekilmiş videolar göz dolduracak nitelikte. Oyunun yapımcıları, Human Head Studios ve 3D Realms. Dağıtıcısı ise 2K Games. Human Head Studios u, Blair Witch Volume 2: The Legend of Coffin Rock, Dead Man’s Hand gibi oyunlardan hatırlıyoruz. 3d Realms ilk 3d oyunlardan olan ve 1996 yılında piyasaya sürülen, Duke Nukem serisinden hatırlıyoruz. 2K games ise Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth, Civilization IV, Ford Racing 3 Reservoir Dogs, The Elder Scrolls IV: Oblivion gibi başarılı oyunların dağıtımı üstlenmişti. Oyun şu an için sadece PC ve XBOX 360 platformları için geliştiriliyor.

DOOM 3 Engine vs DOOM 3 Engine
Oyunun videosunu izlediğimde, kendilerine ait bir motor kullandıklarını sanmıştım fakat ilginçtir ki, oyunda Doom 3 engine kullanılmış. Fakat oyunun doom 3le bir alakası olmadığı taraftarıyım. Çünkü yapım da, çevreyle etkileşim harika, Doom 3de rastladığım unsurlara bu oyunda hiç rastlamadım. Mesela Doom 3 de öldürdüğümüz yaratığın bedeni kısa bir süre sonra yok oluyor ama PREY de bu hatayı göremedim. Çoğu oyuncunun en sevdiği şeylerden biridir, ölü düşmana tekrardan ateş etmek, mermiler ile düşman vücudun etkileşimini görmek. Tamam belki Doom 3ün yapımcıları ölülere saygı duyduğu için öyle yaptı ama sonuçta bu bir oyun. Doom 3te çevreyle etkileşim, yok diyebilecek kadar azdı. Kutulara vurduğumuzda hiçbir etkileşim göremiyorduk fakat PREY de herhangi bir yere bomba attığımızda, çevredeki her şey etkileniyor. Buna düşman ölüleri de dahil. Bu özellik oyuna çok güzel aktarılmış. Doom 3de, oyunun neredeyse tamamı karanlıkta geçiyordu, PREY de ise Doom 3e göre daha aydınlık bir ortamda oynuyoruz, Preydeki karanlık insanı boğmayacak bir derecede ayarlanmış. Zaten Preyde, Doom 3 engine kullanılacağı haberi verilirken, yapımcılara yöneltilen sorulardan birisi ” Preyde Doom 3deki ortamlar gibi dar ve karanlık ortamlar mı olacak? ” idi. Yapımcılar ise oyunun Doom 3ün aksine, karanlık olmayacağını, oyunda geniş koridorlar ve arenalar bulunacağını belirtti.

Hikaye biraz klasik ama ilginç?
Uzaylılar dünyaya gelip Tommynin, yani oynadığımız karakterin kız arkadaşını kaçırıyorlar. Dünyaya sadece Tommynin sevgilisini kaçırmak için gelmediler ya. Asıl hedefleri, her zamanki gibi dünyayı ele geçirmek. Böylece Tommy, aşk uğruna dünyayı kurtaracakmış. FPS ve aşk içiçe, heyecanlı bir hikayeye benziyor aslında. Videodan anladığım kadarı ile Tommy, sevgilisi gibi uzay gemisinin içine çekiliyor. Uzay gemisin içinde neler olup bittiğini anlamaya çalışırken, uzaylıların dünyayı ele geçirmek istediğini anlıyor ve hemen harekete geçiyor. Yapımın en güzel ve en orjinal yanlarından biri ise “Spirit walking ve Death walking”. Spirit walking de vücudumuz bedenimizden ayırıp, ruh halimiz ile gezebileceğiz, nesnelerin içinden geçebileceğiz ve görünmez de olabileceğiz. Death walkingde ise, öldüğümüz zaman diğer tarafa gidip ruh avlayacağız yani orada bulunan hayvanların ruhlarını avlayıp, oyuna öldüğümüz yerden devam edeceğiz. Dediklerine göre bize bu özellikleri öğreten yaşlı biri olacakmış. Videoda, önceden kızılderilerin yaşadığı bir yere gidiyoruz. Orada yaşlı adamın biri, bize şunları diyor ” We will meet you many time, for this is the place of teaching and you have so much to learn. Now, please, sit and open your mind”. Yaşlı adam, bizimle bir çok kere buluşacağını ve burasının, bizim öğrenim göreceğimiz bölge olduğunu söylüyor”. Galiba bu yaşlı adam bizim büyük babamız oluyor.
Silahlar ve düşmanlar
Oyunun dikkat çekici yönlerinden biri ise, teknolojik silahların kimyasal mermi, kimyasal silahların ise normal mermi atması. Kimyasal silahlar çoğunlukla hayvanlara benziyor yani silahın dışı bir hayvanla kaplı. Silah animasyonları özellikle kimyasal silahların üzerindeki hayvanların animasyonları harika olmuş. Oyunda birde uçak benzeri, havada da sabit durabilen bir araç var. Bu araçta bulunan silahlardan birisi sayesinde, her şeyi kaldırabilip sağa sola fırlatabiliyoruz. Yalnız bu silah, Half-Life 2’deki Gravity Gun gibi nesneyi kendine çekmiyor, aracın ön kısmından yolladığı elektrik ile tutuyor ve savuruyor.Aracın diğer bir silahı ise kimyasal mermi yollamaya yarıyor.

Efektler…
Bildiğiniz gibi yapımda Doom 3 motoru kullanılmış. Doom 3deki grafiklerin, gölge, silah ve ateş efektlerinin ne kadar başarılı olduğunu biliyorsunuz, fakat Preyde gölge efektleri daha başarılı kullanılmış. Özellikle silah mermilerinin ve bombaların yarattığı boğumlama efekti, dumanlar çok güzel aktarılmış. Mesela düşmandan kopup yere düşen bir parçadan duman çıkıyor. Işık efektleri silahlar üzerinde oldukça başarılı. Silahların çevreye yaydığı ateş ve ışığın duvara ve nesnelere yansıması da çok hoş olmuş. Seslerden çok etkilendim. Mouseu çevirdiğiniz yöne göre veya bulunduğunuz yere göre ses şiddeti değişiyor. Silah, düşman, çevre sesleri çok güzel aktarılmış, özellikle ayak sesleri harika olmuş. Bastığınız yere göre ayak sesleri değişiyor, mesela metal bir zemin ile toprak zemin arasındaki fark çok belli oluyor ve her adımdan çıkan sesler aynı değil. Sadece tak tuk, tak tuktan ibaret sesler kullanmamışlar. Zemin aynı olsa bile ayak sesleri yine değişiyor ki bu çok güzel bir özellik.
Oyunda, aralarında geçiş yapabileceğimiz portlar bulunuyor. Bu portlar sayesinde bir noktadan, diğer bir noktaya kısa bir sürede gidebileceğiz. Portlar aracılığı ile geçiş yaptığımız ortamlar birbirinden farklı olacakmış. Duvarların ve nesnelerin rengi, düşmanlar, kısaca her port geçişinde başka ortamlara gireceğiz. Bu da bizi oyundan sıkılıp soğumamızı engelleyecek. Yalnız bazı portlar kapalı olacak, bu yüzden bulmacalar ve unlock olayları yapımda bulunacak.
İşte oyunun en ilginç ve hoş yanı. Oyunda duvarlarda yürüyebileceğiz. Mesela tavana çıkmak için duvarın üzerine doğru yürümemiz yeterli olacak. Düz duvara tırmanabileceğiz yani. Ee tabi uzaydaki yerçekimi dünyadakinden farklı, birde buna uzaylıların (sözde) teknolojilerini eklersek, bu durum gayet normal geliyor.

Sonuç olarak Prey
Preyin çıkış tarihi, 2005in son çeyreği olarak gösteriliyor. Ben şimdiden merak etmeye başladım oyunu. Sanırım, oyunun sistem gereksinimleri çok yüksek olacak. Acaba kaç kişi, yeni ekran kartı alması için ailesini zorlayacak. Acaba kaç kişi, sistemini baştan yenileyecek. Acaba bize vaat ettiklerini verebilecekler mi? Bence verecekler, bunun kanıtı da 2005 E3 fuarındaki Prey videosu. Gerçi videolar oyunun kendisini yansıtmaz ama olsun. Hep beraber bekleyip göreceğiz.