Warning: Use of undefined constant wp_cumulus_widget - assumed 'wp_cumulus_widget' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /home/hellwor/public_html/gamez/wp-content/plugins/wp-cumulus/wp-cumulus.php on line 375
Ocak « 2008 « Gamez

Ocak, 2008 için arşivler

Fraps 2.9.4

Oyunların hangi performansta çalıştığını öğrenmek için ve video, ekran görüntüsü
almak için kullandığımız Fraps programının 2.9.4 sürümü yayımlandı.
Bu yeni sürümle gelen yenilikler şöyle:

Tek çekirdek işlemciler için 2560×1600 çözünürlükte video kayıt edebilme olanağı
64 Bit Windows’larla tam uyumluluk
3. parti grafik yazılımlarıyla uyumluluk

  İndirmek İçin:

http://rapidshare.com/files/86278064/fraps.zip.html

Zip şifresi:  www.hell-world.org

Diablo

Ad:  602px-Diablo1cdcoverscan.jpg Gösterim: 15 Boyut:  68.1 KB

 Diablo (İspanyolca Şeytan) PC ve Macintosh için Blizzard tarafından 1996’nın sonunda piyasaya sürülmüş, karanlık bir ortama sahip bir aksiyon-rol yapma oyunudur.
Çıktığı zamandaki bilgisayar oyunlarına kıyasla, elle çizilmiş bitmap grafikleri, kolay kavranan oyun yapısı ve yüksek oynanabilirliği ile firmaya ve oyun türüne büyük popülerlik kazandırmıştır. Öyle ki bilgisayar oyunları tarihinde az görünür bir şekilde başka bir firma Diablo’ya ek görev paketi (Hellfire, Sierra On-Line Entertainment Inc.) çıkarmıştır.
Oyunun takipçisi Diablo 2 hikayeyi kaldığı yerden devam ettirmektedir.

Hikâye
Diablo bize “Sanctuary” adını verdiği bir dünya tanıtıyor.Teknolojik olarak orta çağ zamanlarına denk gelen ancak mistik özellikleri de barındıran bu dünyada seçtiğimiz bir kahramanı yönlendiriyoruz.
Diablo Cennet ve Cehennem arasındaki ütopik bir savaş olan “Günah Savaşı” ve bu savaşın bir tarafı olan cehennemdeki olayların dünyaya sıçraması ile ilgili olayları anlatıyor.
Cennetin tüm varlıklara düzen ve disiplinin, Cehenemin ise onlar yerine kaosun hüküm sürmesi gerektiği anlayışı yüzünden başlayan savaş gökyüzündeki en eski yıldızdan bile daha öncesine dayanmaktadır. Diablo’ya göre; Cehennem 7 Büyük İblis tarafından yönetiliyor. Bunların üçü , Üç temel kötülük ve Cehennemin yöneticileri olarak öne çıkıyorlar. En küçükleri Diablo (Dehşetin Efendisi), Baal (Yıkımın Efendisi) ve en büyükleri Mephisto (Öfke Lordu). Onlardan sonra yine büyük güçlere sahip 4 iblis Azmodan (Günahların Efendisi) Belial (Yalanların Efendisi) Andariel (Izdırap Bakiresi) ve Duriel (Acının Efendisi) sıralanıyor. Normalde ölümlü dünya ile ilgili olmayan bu savaş cehennemde dönen bir entrika ve ardından gelen bir devrim ile ölümlü topraklara sıçrıyor. Büyük Sürgün olarak adlandırılan bu olayda 3 kardeş onlara karşı birleşen 4 iblis tarafından cehennemden sürülüyorlar. Kötülüklerine ve savaşlarına dünyaya sürülmeleri engel olmayan 3 Kardeş, Günah Savaşı’na yeni bir boyut katıyor; İnsanlar. Taraf seçme özgürlüğünü elinde tutan tek varlık olan insanlar, her iki tarafta da kendilerine müttefikler buluyorlar.
Başmelek Tyrael’in önderliğinde, politik ve ideolojik farklılıklarını bir yana koyarak birleşen büyücü klanları, Horadrim adında bir birlik oluşturuyorlar. Bu insanların Günah Savaşı’nda yarattığı en büyük değişimlerden biri oluyor. Tyrael’in Horadrim’e verdiği, iblisleri hapsetme gücüne sahip olan “ruhtaşları” ile Horadrim avına başlıyor. Gayet iyi bir iş çıkaran ve iblis avlamakta uzman olan Horadrim, hemen 3 Kardeşin peşine düşüyor.Önce Mephisto, yakalanıyor ve ruhu taşa hapsedilip, Zakarum Kilisesinin korumasına bırakılıyor. Baal, Horadrim’in önde gelenlerinden Tal-Rasha’nın önderliğindeki bir grup ile Lut Gholein civarında karşılaşıyor. Baal “ruhtaşını” nı parçalama başarısını gösterse de, parçalardan biri kalbine saplanan Tal-Rasha kendini feda ederek, kendisiyle beraber Baal’i de Lut Gholein’in sıcak kumları altına hapsediyor. Bir şekilde Horadrim’den sürekli kaçmayı başaran küçük Kardeş Diablo, Batıya, Khanduras’a doğru çekiliyor. Onu Jered Cain ve bir grup Horadrim , uzun süre izini sürdükten sonra yakalıyor, ruhunu taşa hapsedip, unutulmuş bir kilisenin derinliklerine gömüyorlar.
de yolundan çekilince Mephisto hemen kardeşlerini kurtarmak için harekete geçiyor. Rahiplerinden biri olan Horadrim iblis yakalamaktaki başarısını, “ruhtaşları”nın saklandığı yeri korumakta gösteremiyor.İblislerin yakalanması ile zamanla birbirlerine düşen büyücü klanları dağılıyor. Önce başlarında onları koruyan kalmıyor, sonra böyle bir tehlikenin bile varlığı unutuluyor. Böylece Horadrim dağılmışken, cennetin yolundan sapan melek Izual’ın da yardımıyla ilk serbest kalan Mephisto oluyor. Mephisto, Zakarum’un gardiyanlığından kurtulduğu gibi, Zakarum düzenini etkileyerek ele geçiriyor.İblisin oyunlarına gelmeyen tek Zakarum rahibi KhalimLazarus’u Khanduras’a götürüyor.
Lazarus Khanduras’ta herşeyden habersiz bir şekilde, kendi krallığını ilan etmiş ve eski bir katedrali kendine saray bellemiş olan Leoric’in yanına sızıyor.Katedralin derinliklerinde taşın içinde uyuyan Diablo ile bağlantıya geçen Lazarus, şeytanın dünyada vücüt bulabilmesi için çalışmalara başlıyor. Horadrim ile yaptığı ve hapis olduğu durumdan dolayı zayıf olan Diablo, ele geçirmek için ilk denediği kişi olan Leoric’te, başarısız oluyor. İblise direnebilen Leoric bu zorlu savaştan ağır yaralarla çıkıyor ama akıl sağlığını yitiriyor. Bunun üzerine Lazarus Diablo’nun yerleşmesi için kralın oğlu Albrecht’i kaçırıyor. Oğlunun yokluğundan kendi adamlarını suçlu tutan Leoric, deli haliyle gerçekleri göremiyor ve bundan sorumlu tuttuğu Lachdanan’a adamlarını saldırtıyor.Lachdanan kralın askerlerini ve en sonunda aslında sonuna kadar sadık oluğu delirmiş kralını öldürüyor.Albrecht’i ele geçiren ve kendi şekline dönüşen Diablo, son kardeşi Baal’i kurtarmak için çalışmalara başlıyor.
Tam da bu sırada uzun zaman önce Tristram’dan ayrılmış bir gezgin, eski şehrine geri dönüyor…

Sistem Gereksinimleri

  • Windows
    • 60Mhz Pentium
    • 16 Ram SVGA Ekran Kartı
    • 2x Cd-Rom.
  • Mac OS
    • Power Macintosh veya uyumlusu
    • 16MB RAM sanal bellekle beraber
    • Sistem sürümü 7.5 veya daha iyisi
    • 2X CD-ROM sürücü

    Ad:  diablo.JPG Gösterim: 14 Boyut:  26.6 KB


Teenage Mutant Ninja Turtles

[Resim]

Bir çok insan kaplumbağa kelimesini duyunca aklına ilk olarak Volkswagen marka şirin otomobiller gelir. Ancak çocukluğunu yada gençliğini 90’lı yıllarda geçirenler için ‘Kaplumbağa’ daha eğlenceli şeyleri hatırlatıyor. Öncelikle çizgi roman olarak piyasaya sürülen ve daha sonra çizgi filmiyle karşımıza çıkan dört yeşil karakterin maceralarını. Ninja Kaplumbağalar 90’lı yıllarca dünyanın her yanındaki çocukların en sevdiği kahramanlarından biriydi. Ayrıca yapılan en iyi pazarlama çalışmalarından biriydi de, sayısız oyuncak ve promosyon malzemesinin yanında üç tane film ile birlikte, bu dört kaplumbağa sevenlerinin karşına çıktı. Bu çılgınlık o kadar büyümüştü ki, Ninja Kaplumbağaların kostümünü giymiş dört kişiden oluşan bir müzik grubu bile kuruldu. Zamanında kendi çaplarında hit şarkıları bile vardı.

En son Ninja Kaplumbağa filmi 1993 yılında gösterime girmişti. Bunca yıl sonra kaplumbağalar beyaz perdeye geri dönüyor. Kaplumbağalar bu sefer 3 boyutlu ve tamamıyla bilgisayar tarafından yaratılmış. Eş zamanlı olarak Ubisoft firması, filmin oyununu piyasaya sürdü. Daha önce sayısız, Ninja Kaplumbağa oyunu çıkartıldı. Ancak bu seferkinin farklı bir özelliği var. Bu yeni kaplumbağa macerası, gelmiş geçmiş en iyi aksiyon oyunlarından biri sayılan, Prince of Persia’nın programcılarının deneyimli ellerinden çıktı. TMNT: The Game adını taşıyan bu yeni oyun bizlere eğlence ve aksiyon vaat ediyor.

Kaplumbağa gücü

Unutanlar ve ilk kez tanışacaklar için hikayenin özeti şöyle. Usta Splinter, eski öğrencisi Shredder tarafından ihanete uğradıktan sonra, inzivaya çekilir ve kanalizasyonlarda yaşamaya başlar. Bir gün tesadüf sonucu, kanalizasyona dört tane kaplumbağa düşer. Hayvanlar kanalizasyona sızan, tehlikeli bir radyoaktif madde olan mutasyon sıvısına maruz kalırlar. Usta Splinter, bu dört kaplumbağayı görür ve üstlerindekini sadece pislik olduğunu düşünerek onları temizleye başlar. Böylece farkında olmadan o da mutasyon sıvısına maruz kalır. Sıvının özelliği, maruz kalanı, en çok dokunduğu canlının genetik özelliklerini birleştirir. Bu yüzden, dört yavru kaplumbağa mutasyona uğrayıp, insansı özellikler kazanırken, Splinter farelerle yaşadığı sürgün yaşantısı nedeniyle, devasa bir fareye dönüşür.

Splinter bu insanı özelliklere sahip 4 kaplumbağayı, kendi çocukları gibi görür, onları Japon dövüş sanatlarının ince teknikleriyle eğitir. Her birine ünlü Rönesans sanatçılarının isimlerini verir. Leonardo, kılıç üzerine uzmanlaşır ve grubun lideridir. Raphael özel Ninja çatal bıçakları kullanır ayrıca çabuk sinirlenmesiyle ünlüdür. Michelangelo ise nançuka ve çeşitli espri teknikleri üzerinde uzmanlaşır. Donatello ise uzun dövüş sopası kullanır, ayrıca grubun teknoloji uzmanıdır.
Bu dört sıra dışı ve pizza hastası kahramanın, sahip oldukları yetenekleri kullanıp, kötüleri durdurması ve bol bol macera yaşaması, serinin genel konusuydu.

[Resim]

Sınırsız eğlence ve aksiyon

Oyunun yapımcısı olan Monreal Studios, kaplumbağaların temel özelliklerini göz ardı etmeyen bir oyun yapmış. Amaçsızca adam dövdüğümüz, yada garip bulmacalarla kafa patlattığımız bir oyun yerine, Ninja güçlerini sonuna kadar kullanmamızı sağlayacak bir oynanış sistemi geliştirmiş. Oyunun grafikleri, filmin ve çizgi romanın karışımı olarak tasarlanmış, gayet hoş duruyorlar.

TMNT: Game filmin konusuna paralel şekilde gittiği gibi, çizgi filmden de tanıdık karakterler karşımıza çıkıyor. Kısacası oyununun konusu şöyle, her 3 bin yılda bir yıldızlar doğru sıraya gelince, başka bir boyuta kapı açılır. Günümüzde bu kapı açıldığı zaman, diğer boyuttan gelen yaratıklar dünyayı istila etmeye çalışırlar. Bizde oyunda, Ninja yeteneklerimizi kullanıp bu istilayı durdurmaya çalışıyoruz. Karşımıza, çeşitli yaratık ve düşman klanların kötü Ninjaları çıkıyor.

Her karakterin kendine has bir özelliği var. Mesela Leonardo, hortum gibi dönerek, elindeki kılıçların yardımıyla düşmanları yok edebiliyor. Michelangelo ise nunçukalarını helikopter misali, çevirip havada bir süre olsun uçabiliyor. Bölümler sırasında karşımıza gelen engelleri ve düşmanları bu karakterlerin özel güçleri sayesinde rahatça geçiliyor. Ayrıca, kamplumbağların, duvarlarda yürüme özerliği var. Böylece kaplumbağalar için çıkmaz sokak kavramı kalmıyor. Oyundaki en eğlenceli bölümler, zamana karşı yarıştığımız kısımlar. Belirli bir zaman içerisinde, platformlara ulaşmak zorundayız. Bunun için duvarlarda yürüme, sütunlara tırmanma ve duvardan duvara zıplayarak yukarı ulaşma gibi bir sürü akrobatik hareket yapıyoruz. Ayrıca takım olarak dövüşmemiz gereken yerler de var.Takım halinde yaptığımız özel hareketler hem eğlenceli hem de görsel olarak tatmin edici. Ancak oyundaki bazı kamera hataları insanı çileden çıkartacak cinsten. Fazla hareketli sahnelerde bir anda her şey karışıyor. Oyunun müzikleri ise müthiş, insanı dövüşmek için şevk veriyor diyebilirim. Kısacası saf aksiyon ve eğlence için her şey yapılmış, ama filmle aynı zamana yetiştirilmek için bazı şeylerden fedakarlık yapılmış gibi…

TMNT: The Game PC, Xbox 360 , Playstation 3 ve Nintendo DS ile birlikte neredeyse tüm platformlara çıkıyor. Hem küçük oyuncular, hem de büyükler için gayet eğlenceli bir vakit geçirme şansı. Nostalji yapmak isteyenler için ise birebir. Ancak bilgisayarda oynuyorsanız, mutlaka bir joypad kullanmaya dikkat edin, böylece daha rahat hareket edersiniz.

World of Warcraft The Burning Crusade

[Resim]

Oynamış olan herkesin, World of Warcraft’la ilgili en az bir anısı vardır. İlk çıktığı zaman üç aylık aralıklarla parti parti Türkiye’ye gelen ürünü alma şansı bulanlar, ilk başladıkları acemilik dönemini asla unutamaz. Devasa online rol yapma oyunu olarak Türkçeleştirilen MMORPG türüne o zamana kadar uzaktan bakan birçok kişi, albenisi yüksek olan, ancak bir o kadar da karmaşık ve kendine özgü ifadeleri bulunan (OMG, LOL, WTB ve hatta WTF gibi) online oyunlara ‘Warcraft’ ismini tanımanın verdiği cesaretle giriş yaptı. İçeride gümbür gümbür eğlencenin olduğu bilinmeyen bir mekâna girerken kapıdakilere “Abi ben Warcraft’ı tanıyorum.” demek gibi oldu çoğumuzun durumu.

Süslü paketini açıp kurulumu yaptık ve hesaplarımızı aktive ederek gaza getirici giriş videosunu izleyip karakter seçme ekranına geldik. Vay canına! O güne kadar hikâyelerini dinlediğimiz, minik karakterler şeklinde savaş alanında gördüğümüz herkes buradaydı: Aceminin dostu insanlar, havalı Night Elfler, cüceler (Dwarf), daha cüceler (Gnome)… Bazılarının ‘kötüler’ olarak adlandırdığı, oysa tek suçları Alliance tarafı gibi düşünmemek olan Horde tayfası da heybetli Orcları, devasa Taurenleri, pis kokan Undeadları ve dişlek Trolleri ile oynanmaya hazır halde bekliyordu. Apar topar karakteri belirleyip ortamlara aktık. Hatta ilk kasabada etrafta ağaç kesen işçileri görünce yanımızdakine “Olm harbiden ordayız işte, bildiğin Azeroth burası. Ben bunların 4 piksellik hallerini de bilirdim.” şeklinde caka sattık.

Zaman geldi geçti, World of Warcraft dünyası büyüdükçe büyüdü. İlk Onyxia’nın kesildiği haberi, internet sitelerine bomba gibi düştü. Ardından diğer büyük bosslara da acımayıp kıydılar. Herkes set set zırhları ve silahları giyinip kuşandı. Molten Core büyük guildlerin haftalık antrenman sahası haline gelirken, asil Ragnaros da iyice maskaraya döndü. Çeşitli eklentiler ve güncellemeler zamanla yeni zindanların ve yeni zırh setlerinin kilidini açtı. Ancak bir süre sonra kaçınılmaz olarak, Azeroth topraklarında hüküm süren tek şey ‘doygunluk’ oldu. Bu noktaya gelineceğini hiç şüphesiz önceden fark etmiş olan Blizzard yetkilileri de, mükemmel bir zamanlama ile (Tamam biraz gecikti kabul) ilk resmî eklenti paketi The Burning Crusade (TBC) ile WoW oyuncularının iştahlarını açtı.

Paket dediğin böyle olur!

Açıkçası ilk duyurulduğunda, TBC için heyecanla karışık tedirginlik sarmıştı beni. Star Wars Galaxies gibi oyun sistemini nahoş biçimde değiştiren, güzel olanı zorla bozan bir eklentiyle karşılaşmaktan korkuyordum. Ancak ofiste bir Cuma günü elimize ulaşan paketleri kurup bitmez tükenmez güncellemeleri yaptıktan sonra (Bu kısım biraz sıkıcı, evet) bir süre uzak kaldığım World of Warcraft dünyasına girince karşılaştığım tablo beklediğimden hayli iyiydi.
The Burning Crusade’de Blizzard, “Bozuk değilse tamir etme” felsefesini benimsemiş biraz. Resmi forumlarda ve sitesinde yaptığı anketler veya kullanıcıların bahsettiği konuların neredeyse tümüne değinilmiş. Hali hazırda güzel olan noktaları da bozmamaya dikkat etmiş. Sonuçta da ortaya StarCraft: Brood Wars veya Diablo: Lord of Destruction gibi, A kalite Blizzard yapımı bir ek paket çıkmış.

İşin teknik kısmına geçtiğimizde, ilk olarak gözümüze çarpan, karakter yapma ekranında gözümüze çarpan iki yeni isim. Horde tarafına Blood Elf ırkının ekleneceği uzun zamandır bilinse de, Alliance’in yeni silahı Draenei’ler birçokları için son dakika sürprizi oldu. Belki dış görünüşlerinin hiç dost canlısı olmamasından, belki de yerine gelebilecek daha iyi alternatifleri olduğu inancından, Draenei diyarı Exodar, Blood Elf memleketi Silvermoon’a göre sinek avlıyor. Yaptığımız araştırma ve görevlerde aldığımız bilgiler doğrultusunda, Exodar şehrinin, Kalimdor’a mecburi iniş yapan uzay gemilerinin kalıntılarından kurulduğunu öğreniyoruz. Warcraft’ta uzay gemisinin ne işi var demeyin. Büyü ve teknoloji konusunda hayli uzmanlaşan Erenar soyundan gelen Draenei ırkı, uzay gemileri ile farklı dünyaları ziyaret ediyor.

[Resim]

Zeki olmaları ve Alliance tarafındakilerle bile fazla geçinememeleri sebebiyle bir dönem karanlık tarafa geçmeleri için kendilerine teklif getirilmiş, ancak “Delikanlı adam yanarlı dönerli birliğe katılmaz, işimiz olmaz Burning Legion’da!” cevabı vermeleri üzerine sürgün edilmişler. Sürekli uzay gemisiyle, diğer ırklardan soyutlanmış şekilde yaşamaları sebebiyle de, böyle ağzı yüzü yamuk, büyüyle iç içe, ucube kılıklı bir forma dönüşmelerine sebep olmuş. Alliance tarafında bile fazla sempati duymuyorlarken, Horde ile hukuklarını varın siz düşünün. Özellikle Orclardan ve teknolojilerini çalıp telif hakkı ödemeyen Blood Elflerden nefret ediyorlar. Exodar’ın düzenli ve görkemli yapısından da anlaşılacağı üzere, disiplinli, teknolojide gelişmiş, zeki yaratıklar Draeneiler. Jewelcrafting adlı ek paketler gelen meslekte +5 bonusları, shadow büyülere +10 dirençleri, Gift of Naaru büyüleri, ırka özgü yetenekleri arasında yer alıyor. En önemli özellikleri ise hiç şüphesiz shaman sınıfına sahip olmaları. Level 10 olunca aldıkları 15 dakikalık binek hayvanlarını da unutmamak lazım.

Blood Elf tarafına gelince; karizmanın üç DVD’lik belgeselini çekip yayınlayan bu ırk, insanlarla sürekli didişmekten bıkıp Horde tarafına geçmeye karar vermiş. Quel’Thalas’ta eskiden kendi hallerinde takılmaktayken, büyük istilânın ardından soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. İstilada kaybettikleri kardeşlerinin dökülen kanları yüzünden adlarını Blood Elf olarak değiştirmişler. Ana şehirleri Silvermoon da tıpkı Exodar gibi, diğer şehirlerden çok daha geniş ve görkemli. Uzun binalar, kırmızının baskın olduğu parlak renklerdeki çevre, göz kamaştırıyor. Yüksek büyü güçlerinin yanı sıra Alliance tarafına öfke duyan Blood Elf’ler, uzun yıllar önce bir Paladin’i yakalayıp üzerinde araştırmalar yaparak işin sırrını öğrenmiş ve aynı özellikleri kötülük için kullanmaya başlamış. +5 büyü direnci, Mana Tap büyüsü, +15 Enchanting bonusu ve 2 saniye etkisi olan Silence yetenekleri bulunan Blood Elf ırkı, ek paketin yayınlanmasının ardından en çok tercih edilen ırk oldu. Tüm sunucularda dolup taşan Quel’Thalas, zamanla az önce bahsettiğimiz ‘doygunluk’ olayının yaşanmasıyla normale dönecektir ama şimdilik Silvermoon esnafının yüzü hayli gülüyor.

Maksimum seviye lvl 60’tan lvl 70’e çekilince, tüm talent ağaçları da baştan aşağı düzenlendi. Talent ağaçlarına gelen yenilikleri şimdilik yorumlamak için çok erken olsa da, kullanışlı ve yeterli göründüklerini söylemek gerek. Ancak denge durumlarını tam olarak yargılamak için, her sınıfta lvl 70’e gelip tüm kombinasyonları denemek gerekiyor. Şu an için tek sorun, Paladin ve Warlock sınıflarının yeniliklerden gereğinden fazla nasiplenirken Warrior’ların biraz ezik kalmış olması. Ancak kullanıcıların isteklerine cevap vermek konusunda hızlı davranan Blizzard’ın yakın zamanda düzeltmeler yapacağından kuşkumuz yok. Yeni başlayan bir oyuncuysanız, en üst sınıfa gelene kadar zaten uzun bir yolculuk sizi bekliyor. Girip çıkacağınız onlarca zindan, yüzleşmeniz gereken yüzlerce düşman, elde etmek için olur olmaz her yerinizden ter akıtacağınız, birkaç gün sonra çöpe atacağınız zırhlar ve setler var. Ayrıca zindanlarda zorluk seviyesi bulunduğundan da bahsetmek lazım. Yani artık 20 kişiyle bile yapılabilen Molten Core’a ikinci zorluk seviyesinde girdiğinizde, herkes lvl 70 bile olsa zorlanmanız muhtemel. Tabii düşen silah ve zırhlar da orantılı olarak değişiyor. Bu da modası geçmiş zindanların tekrar değer kazanmasını sağlıyor.

Ayak basılmamış topraklar

TBC’nin özellikle üst seviye oyunculara en önemli armağanı, Outland isimli yeni harita. Orijinal oyunda kapalı olan Dark Portal’dan geçerek gidebildiğimiz Outland’de bitip tükenmeyen bir savaş hakim. Bir tarafta Horde, diğer tarafta Alliance güçleri, Burning Crusade’in geçite ulaşamaması için canla başla mücadele veriyor. Hatta çocuklar ortada “Baba, baba” diye koşuşturuyor. Orijinal haritaların aksine, Outland’de görsel anlamda fark edilir değişiklikler var. Kaplamalar daha kaliteli ve alanlar daha geniş. Devasa yaratıklar daha detaylı. Ek paketle gelen birçok özelliği bu nedenle sadece Outland sınırları içinde kullanabileceksiniz.

[Resim]

Druid sınıfın dönüştükleri uçan hayvan Storm Crow ve diğer uçan binekler gibi. Uçan binek demişken, yeni başlayanlar hiç telaş yapmasın çünkü sadece lvl 70 oyuncular sahip olabilecek bu bineklere. Fiyatları da uzun emek isteyecek kadar tuzlu. Normal uçan bineklerin kullanımı için alacağınız eğitim 800 altına, hayvanın kendisi ise 100 altına ediniliyor. Epik binek eğitimi için ise 5000 altın gerekiyor. Anlayacağınız enflasyon Warcraft dünyasını da vurmuş. Elbette bu fiyatlar, cezp edici özelliklere öyle her isteyen anında ulaşamasın, yani oyunun biraz keyfi olsun diye konmuş. Yoksa verdiğiniz altınları gerçek paraya çevirme teknolojisini Blizzard henüz geliştiremedi. Outland haritasında lvl 60-70 arası için yeni görevler almanız mümkün. Tabii bunlar normalde çok daha zor ve grupla yapılmayı gerektiren tarzda. Tek başınıza ilerlemek seviye arttıkça zorlaşıyor. Ancak görevlerin yıllardır alıştığımız ’15 büyücü öldür, 25 elmas topla, 10 kurt kesip derilerini Türk Hava Kurumu’na bağışla’ türünden olması, biraz canımızı sıktı açıkçası. Daha ilginç ve heyecan verici görevler bekliyoruz.

PvP öğelerinde de yenilikler mevcut. Artık Honor puanı kazanmanın tek yolu Battleground’lardan geçmiyor. Outland’de bulunan köyler, her iki tarafın da kullanabileceği türden hazırlanmış. Özellikle ‘Halaa’ adlı kasabayı Horde ve Alliance taraflarından biri ele geçirdiğinde, diğeri saldırmaya başlıyor. Halaa kimin elindeyse içerdeki dükkânlarda özel eşyalar satın alıp görevleri yapabiliyorlar. Elde etmeye çalışan taraf da bombalamalar ve raidler kurmakta serbest. Şu aralar herkes en kısa zamanda lvl 70 olmaya uğraştığından, PvP hakkında tüm detayların çözülmesi için zaman gerekiyor.

Grafik ve görsel öğeler gibi söz konusu oyun MMORPG olunca önemi hayli göreceli olan konulara değinmek gerekirse, yeni haritalar ve ırklar haricinde değişen pek bir şey yok The Burning Crusade’de. Draenei ve Blood Elf karakterleri biraz daha ayrıntılı modellenmiş ve şehirleri daha geniş. Ancak geri kalanlarda kayda değer yenilikler görülmüyor. 2004 yılı için yeterli hatta kaliteli olan grafik teknolojisi, 2007’nin başlarında eskisi kadar öne çıkmıyor. Yine de “Kardeşim sen bana Hand of Ragnaros’u ver, gör bakalım grafiği falan sallıyor muyum!” diyenlerdenseniz, sizin için zaten hiçbir problem yok demektir. Atmosferi sağlayan en önemli özellik ekranın alt sol köşesindeki konuşma ekranı ve sağ köşesindeki combat log olduğundan, geri kalanın nasıl göründüğünü çok fazla umursamayabilirsiniz.

Ogame Nedir ve Nasıl Oynanır

OGame web browserdan oynana bir strateji oynudur.OGame’de amaç oynadığınız evrende en yüksek puana ulaşıp sıranızı korumak.Her evrende 9 sistem,her sitemde 499 galaksi,her galakside 15 gezegen vardır.Siz ilk başa oyuna başlarken herhangi bir evrenden hesap alacaksınız.Her zaman son açılan evrenden almak daha iyidir.Aldıktan sonra verdiğiniz e-maile şifreniz gelecek oyuna girip ilk başta şifreyi değiştirin.Artık oynamaya hazırız.

OGame oynuyorum.

Şimdi OGamede hesabımızı bir tanıyalım.E-Mail geldi.Şifreyide değiştirdik.Tekrar giriş yapmamız istenecek ve yaptık tekrar giriş.İlk karşımıza gelen sayfa Genel Durum.Solda bir menü var.Genel Durum,Bina,Hammadde, Arastirma,Tersane,Filo,Teknik,Galaksi,Savunma,Itti faklar,Istatistikler,Arama,Yardim,Haberler,Notlar, Arkadas Listesi,Ayarlar,Cikis,Kurallar diye sıralanmış.Şimdi hepsini tek tek anlatacam.

Genel Durum

Genel Durumda en üstte gezegen resmi var yanında şuan baktığın gezegenin kordinatı yani 1:333:15 gibi burda 1 sistem numarası 333 de 333. galaksi 15 ise 15. gezegen yani 1. sistemin 333. galaksisinin 15. gezegeni demek.Onun yanında hammaddeler var.Metal,Kristal ve Deuterium onun yanındaki Enerji bu enerji olmassa madenler o kademenin max. düzeyinde çalışamaz.Yani asla enerjiniz xx/yyy olan yerindeki xx kırmız ve eksi olmayacak.Altta ise gezegen adı ve gezegenin sahibi kişinin adı yazar.Gezegen ismine tıklarsanız o gezegeni terk edebilir veya ismini değiştirebilirsiniz.AMAN EĞER GEZEGEN ANA GEZEGENİSSE SAKIN TERK ETMEYİN.Onun altında sunucu saati ve olaylar kısmı yer alıyor.Olaylarda neler olur?Olaylarda size gelen bir filonun yada sizin filolarızın hareketi gösterilir.Yani şu adlı oyuncu şu gezegenden şu gezegene filo yolluyor görevi nakliye veya saldırı veya cAsusluk.Veya olaylarda size gelen yeni haberlerde yazar.1 Yeni Haberiniz Var gibi.Onunda altında gezegen resmi var bu o kadar önemli değil.Resmin altında alan ve yüz ölçümü yazar.Eğer yeni açtıysanız hesabı altta 12800 km (00 /163 Alanlar) yazar.O alanlardaki 00 lar her bina kademesi basıldığında bir artar.Savunma ve filolar yer kaplamaz veya araştırmalar.Onun altında sıcaklık var bu sıcaklık ne kadar fazla ise solar uydular o kadar fazla enerji verir.Ne kadar az isede Deuterium Sentezliyici o kadar fazla deuterium üretir.Gene onunda altında pozisyon yani kordinat.Altında sıralama ve puanınız.

Bina

Metal Madeni:Bunun kademesi ne kadar fazla ise o kadar fazla metal üretir.
Kristal Madeni:Bunun kademesi ne kadar fazla ise o kadar fazla kristal üretir.
Deuterium Sentezliyici:Bunun kademesi ne kadar fazla ise o kadar fazla kristal üretir.
Solar Enerji Santrali:Bu enerji üretir en önemli binalardan biridir.
Robot Binası:Her kademesi arttığında diğer binaların ve gemiler ile savunmanın yapılış süresi kısalır.
Uzay Tersanesi:Gemi çıkartmak için gereklidir.Uzay tersanesi basmak için robot fabrikasının kademesinin 2 olması gerekir.
Bilimsel Araştırma Merkezi:Araştırmalar yapılır.Eğer bunda araştırmalar yapılmassa belirli şeyler haricinde gemi savunma ve bina basılamaz.
Füzyoenerji Santrali:Bu santralde enerji üretir.Ama kurmak için deuterium sentezliyicinin kademe 5,enerji
Depolar:Bunlar deuterium,metal ve kristal deposudur.Eğer hammaddemiz kırmız gösterirse yani depo daolarsa depo da basmassak o madenin üretimi durur.

Hammadde

Burda saate hangi madenin ne kadar hammadde ürettiği yazar.Aynı zamanda burdan madenlerin üretim yüzdesinide ayarlayabilirsiniz.

Araştırma

Evet bilimsel araştırma merkezini kurduktan sonra burda araştırma yapıyoruz.Ben bilgi verecem biras:
Casusluk Tekniği:Ne kadar geliştirebilirseniz o kadar iyi olur.Yapabilmek için Bilimsel Arastirma Labarotuvari(Kademe 3) gerekir.
Bilgisayar Tekniği:Labarotuvar kademe 1 ister.Her kademe artırıldığında kumanda edebildiğimiz filo sayısı 1 artar.
Birde ne kadar artırırsak o kadar iyi olacak araştırmalar var:
1. Casusluk Tekniği
2. Bilgisayar Tekniği
3. Silah Tekniği
4. Koruyucu Kalkan Tekniği
5. Uzay Gemilerinin Zırhlandırılması
6. Yanmalı Motor Takımı
7. İmpuls (İçtepi) Motor Takımı
8. Hiperuzay İticisi

Şimdi derinlere kadar inelim:

CASUSLUK VE TEKNİĞİ:Arkadaşlar biz birine saldırmadan önce ne kadar hammaddesi var,filosu ne kadar,tekniği ne kadar diye bakarız ki filomuz ziyan olmasın.Bu yüzden casusluk tekniği icad edildi.Bilimsel Araştırma Labaratuvarı Kademe 3 isteyen bu teknik kademe 2 ye getirildiğinde casus sondası denilen gemiden basılabilir.
BİLGİSAYAR TEKNİĞİ:Bu her bir kademe artırıldğında filo sayısı 1 artar.Bunun tek artısı filo sayımızın artması.Bu teknik kademe 10 olduğunda nanit fabrikası basılabilir.
SİLAH TEKNİĞİ:Her kademe artışında sikah gücünde %10 artış olur.Bunu ne kadar basarsanız o kadar iyi olur.
KORUYUCU KALKAN TEKNİĞİ:Her kademe artışında kalkanlarda %10 artış olur.Bunu ne kadar basarsanız o kadar iyi olur.
UZAY GEMİLERİNİN ZIRHLANDIRILMASI:Her kademe arttığında %10 zırh kuvvetleniyor.O yüzden bunuda ne kadar basarsanız o kadar iyi olur.
ENERJİ TEKNİĞİ:Yei enerjiler bulmak için gerekli bunu kademe 12 den sonra basmanıza gerek yok.
HİPERUZAY TEKNİĞİ:Bunu gemiler çıkıncaya kadar yani kademe 8 den sonrası gereksiz.
YANMALI MOTOR TEKNİĞİ:Bunu ne kadar artırırsanız paralel olarak Küçük ve büyük nakliye,hafif avcı ve casus sondalarının hızı %10 artar.Yani basın basabildiğiniz kadar.
İMPULS(İÇTEPİ) MOTOR TAKIMI:Bunu her bastığınızda Ağır Avcı,Koloni gemisi,Krüvazör,Bombardıman Gemisinin hızları %20 artar.
HİPERUZAY İTİCİSİ:Bunu her artırdığınızda Muhrip,Komuta Gemisi ve Ölüm Yıldızının hızı %30 artar.Basın basabildiğiniz kadar.
LAZER TEKNİĞİ:Kademe 10 yapsanız yeter.Daha fazlası israf…
İYON TEKNİĞİ:Kademe 5 i yeter fazlası gereksiz.
PLAZMA TEKNİĞİ:Kademe 7 yapın bombardıman filan çıkar fazlasını yapmayın bence boşa hammaddeniz gider.
GALAKSİLER ARASI ARAŞTIRMA AĞI:Bunu her artırdğınızda bir araştırma merkezi ile iletişim ağı oluyor buda hızını artırıyor.AMA SİZİN SÖM VEYA ANA GEZEGENLERİNİZDEN BİRİYLE İLETİŞİM OLUŞUYOR.Bence bunu en fazla 9 yapsanız yeter.Tabi 8 adet söm yaptıysanız.söm=sömürge
GRAVİTASYON ARAŞTIRMASI:Bunu kademe 1 yapın yeter.300.000 enerji ister eğer Ölüm Yıldızı basacaksanız yapın.Gerisi boş.

NOT: Asla teknikte yazandan başka araştırma yoktur.

DİĞERLERİ

Tersane:Tersanede gemi çıkartılıyor yani filo.
Filo:Filoda filolarımızı kontrol ediyoruz.
Teknik:Teknikte yapılacak şeylerin neler istediğine bakabiliyoruz.
Galaksi:Burda evrendeki kişilerin haritası gibi.
Savunma:Arkadaşlar savunma basmayın bence ama anlatıyım.Burda savunma basıyoruz.SAVUNMALAR ALAN KAPLAMAZ VE SAVUNMALARDAN HARABE ALANI ÇIKMAZ.
Ittifaklar:Burası ittifak sayfası.
Istatistikler:Burda oyuncuların ve ittifakların filo,puan ve bilimsel araştırma puanına bakabiliriz.
Arama:Burda bir oyuncu,ittifak ve gezegen arayabiliriz.
Haberler:Burda haberler ve mesajlar geçer.
Notlar:Buraya not tutaniliriz.
Arkadas Listesi:Burda arkadaşlarımızın adları yazar burdan arkadaş ekliyip arkadaş çıkartabiliriz.NOT:Arkadaş olanları sondalayamayız ve saldıramayız.
Ayarlar:Burdan hesap ayarları yapılır.
Cikis:Burdan oyundan çıkarız.Yani hesabımızın onlinedan offline yaparız.

İTTİFAK

Arkadaşlar birden fazla hesabın dayanışma için grup oluşturduğu gruba ittifak denir.Bu ittifakı kurucu ve yonetim ekibi yonetir.Genelde rütbe sistemi olur ve çoğu ittifakta bu sistem ittifak içi veya istatisk sıralamasına göre olur.Aynı zamanda puana görede rütbe sistemi olur.

PUAN SİSTEMİ

Evet en çok takıldığımız konulardan biri şimdi 3 çeşit puan var.
1-Oyun puanı:Bu puanlar üretim,kademe basma ve hammadde harcama ile oluyor.Üretim için belli bir puan yok.Kademe genel olarak hangi kademe olursa olsun her kademe basıldığında 1 puan geliyor.Bu araşırma ve bina için geçerlidir.Harcamada ise her 1k metal ve kristal harcandığında 1 puan gelir.DİKKAT!! NE KADAR DEUT HARCARSANZIZ HARCAYIN PUAN GELMEZ.
2-Filo Puanı: Filoda gözüken tüm gemileri toplayın sayılarını sonda,uydu hepsini tüm gezegendekilirenizin hepsini toplayın o sayı sizin filo puanınızdır.
3-Araştırma Puanı: Araştırmaların kademe sayılarını toplayın o araştırma puanınızdır.