21 Eylül 2007
Yazar: | Kategori: Genel
Yorum: 0

Web hosting nedir ?

Web sitesinde yayınlamak istediğiniz içeriğin internet üzerinde bulunan gerekli program ve donanıma sahip, yüksek hızda yüzlerce kullanıcıya aynı anda hizmet verebilen, sunucu bir bilgisayar sistemine yerleştirilip, internet kullanıcılarının kullanımına sunulmasına web hosting denir.

Bedava Hosting Veren Firmalar Varmı ?

Hosting Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

Hosting Firması Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz ?

21 Eylül 2007
Yazar: | Kategori: WebmasteRz
Yorum: 1

Web Site Trafiği Nedir?

Web site trafiği o anda web sitenizde kullanılmakta olan veri transferleridir. Bir başka deyişle bant genişliği (Bandwidth) olarak adlandırılır.

Örneğin; web sitenizden herhangi bir Download işleminin yapılması, bir resmin yada yazının gösterilmesi veya ziyaretçilerin sayfalarınızı ziyaret etmesi gibi işlemler aylık bant genişliğinizden harcamanız anlamına gelir.

Web site trafiğinin oluşturulma sebebi web sitelerinin sunucuları zorlamaması veya sunucular için yorucu işlemler oluşturmaması için düşünülmüş veri transfer sınırlamamasıdır.

Aylık veya günlük belirli oranlarda ziyaretçi sağlamanız web sitenize sabit trafik yaratmanız anlamına gelir.

Bir web sitesi aylık trafiğini aştığı anda, sınırı aşılan trafik limiti nedeni ile web sitesi ulaşılamaz hale gelir.

Bu neden ile aylık trafik limitinize göre web sitenizi dizayn edip ziyaretçi stratejilerini buna oranla geliştirmelisiniz.

Bunlara rağmen bütün web siteleri aylık trafik gereksimine ihtiyaç duyarlar. Çünkü Alexa veya Google arama motoru gibi internet üzerinden arama yaptıran firmaların web sitenize puan/hit verme algoritmalarından bir çoğu bunlara göre geliştirilmiştir.

Eğer arama motorlarından hit almak ve arama sonuçlarında web sitenizi üstlerde çıkarmak istiyorsanız web sitenize trafik sağlamalısınız.

Trafiğinizi arttırmak için hosting (barındırma) firmanızla iletişime geçmeniz gerekmektedir.

21 Eylül 2007
Yazar: | Kategori: WebmasteRz
Yorum: 1

Web site trafiği o anda web sitenizde kullanılmakta olan
veri transferleridir. Bir başka deyişle bant genişliği
(Bandwidth) olarak adlandırılır.

Örneğin; web sitenizden herhangi bir Download işleminin
yapılması, bir resmin yada yazının gösterilmesi veya
ziyaretçilerin sayfalarınızı ziyaret etmesi gibi
işlemler aylık bant genişliğinizden harcamanız anlamına
gelir.

Web site trafiğinin oluşturulma sebebi web sitelerinin
sunucuları zorlamaması veya sunucular için yorucu
işlemler oluşturmaması için düşünülmüş veri transfer
sınırlamamasıdır.

Aylık veya günlük belirli oranlarda ziyaretçi sağlamanız
web sitenize sabit trafik yaratmanız anlamına gelir.

Bir web sitesi aylık trafiğini aştığı anda, sınırı
aşılan trafik limiti nedeni ile web sitesi ulaşılamaz
hale gelir.

Bu neden ile aylık trafik limitinize göre web sitenizi
dizayn edip ziyaretçi stratejilerini buna oranla
geliştirmelisiniz.

Bunlara rağmen bütün web siteleri aylık trafik
gereksimine ihtiyaç duyarlar. Çünkü Alexa veya Google
arama motoru gibi internet üzerinden arama yaptıran
firmaların web sitenize puan/hit verme algoritmalarından
bir çoğu bunlara göre geliştirilmiştir.

Eğer arama motorlarından hit almak ve arama sonuçlarında
web sitenizi üstlerde çıkarmak istiyorsanız web sitenize
trafik sağlamalısınız.

Trafiğinizi arttırmak için hosting (barındırma)
firmanızla iletişime geçmeniz gerekmektedir.

Yazar: | Kategori: Genel
Yorum: 0

Elektrik şebekesi üzerinden bilgi alış verişi yeni bir şey değil belki fakat gelişmiş ağ ürünleriyle tanınan ve ağ ürünleri üzerine teknolojiler geliştiren Netgear, yeni duyurduğu Model XE-104 ethernet swich ile elektrik şebekesi üzerinden bilgi alış veriş hızını 20mbps hızından 85Mbps’a çıkartıyor.

110v ve 220v şebekelerde çalışabilen ürün, sağında ve solunda 2 şer tane olmak üzere toplamda 4 adet 10/100 ethernet portuna sahip. Ev içinde odalar arasında ek kablo çekmeye gerek kalmadan veya kablosuz bağlantının düşük hız ve yüksek gecikme engelleri olmadan iki bilgisayarı veya ağ ürününü birbirine bağlamak için kullanılabilecek ürün yurt dışında 100$ civarı bir fiyat etiketi ile satılmakta.

76 NetGeardan elektrik şebekesi üzerinde 85Mbps bilgi iletim hızı ; XE 104

Günümüzde bir den fazla bilgisayar bulunan evler ve ağ üzerinden bilgisayar ile haberleşerek sabit diskteki içeriği televizyona veya müzik sistemlerine aktarabilen çoklu ortam oynatıcıları yaygınlaşıyorlar. Kablosuz ağ çözümleri evlerimizdeki ve ofislerimizdeki ağ kurulum ihtiyaçlarımızı büyük ölçüde hafifletsede hızı ve gecikme sürüleri ile oyuncuları ve dosya paylaşanları tatmin etmemekte. Yaygınlaşan ve gelişen, elektrik şebekesi üzerinden bilgi alış verişi gerçekleştirmemize yarayan ürünler, kullanıcıların kablo yığınlarıyla uğraşmadan ağ kurulum ihtiyaçlarını karşılamaları için oldukça iyi birer seçenek halini alıyorlar.

Yazar: | Kategori: Genel
Yorum: 6

Bilgisayarlar hep yalnız kalsaydı ve bilgisayar ağları olmasaydı, ne olurdu hiç düşündünüz mü? En basitinden bir örnekle başlayalım. Eğer ağ kavramıyla tanışmasaydık şu an siz bu yazıyı burada okuyamıyor olacaktınız Evet Internet’i bir birinden uzak bir çok Local Area Network’un (Yerel alan ağ’larının) birleşmesiyle oluşan milyonlarca Wide Area Network’lerin (Geniş alan ağ’ların), routerlar vasıtasıyla bağlanması sonucu oluşan en geniş ağ olarak nitelendirebiliriz sanırım. Yani dünyadaki bir çok bilgisayardaki ufak bilgilerin paylaşıma açılmasıyla uçsuz bucaksız bir bilgi dünyasına açılıyoruz kısacası. Bu yüzden Internet’i büyük bir bilgi paylaşımı olarak nitelendiriyoruz. Bütün bilgisayarlar, sunucular kapalı olsa Internet diye birşey olmazdı. Yani eğer paylaşım olmasaydı Internet de olmazdı! Bu gün sizde internet’e bağlandığınız süre içersinde eğer KaZaA, i-mesh gibi dosya paylaşım programlarını kullanıyorsanız bilgisayarınızı bu bilgi ağının bir parçası yapıyorsunuz demektir.

Bu yazı dizimizde sizlere bu işlerin temelinden başlayıp biraz önbilgi vereceğiz. Daha sonraki yazılarımızda, basit bir yerel ağın A’dan Z’ye kurulumu’nu derinlemesine anlatacağız. Böylece bir çok kullanıcının aklındaki network ile ilgili sorularını cevaplayacağız sanırım.

Bu yazımız network’e giriş tarzında bir makale; bilgisayar ağları’nın temellerinden bahsedip örnekler üzerinde yorumlarımızı sizlere sunacağız.

Bu makalemizde:

-LAN, WAN kavramlarına; bilgisayar topolojilerine ve yerel ağlar için gerekli olan ağ ekipmanlarını göz atacağız.

Neden bilgisayar ağ’larına ihtiyacımız var?

Önce girişte bahsettiğimiz “LAN” ve “WAN” kavramları ile başlayalım.Yerel ağ olarak tanımladığımız Local Area Network’e aynı yapı içindeki sınırlı bir alanda bir birine bağlanmış bilgisayarlardan oluşan bilgisayar ağına diyoruz. Örnek olarak hepimizin bildiği internet kafeler, yerel ağın oluşumuna güzel bir örnektir. Wide Area Network ise; farklı bölgelerdeki yerel ağların bağlanması sonucu oluşan bilgisayar ağıdır. Mesela; Bir kargo şirketin’nin İstanbul, İzmir,Ankara … şubelerinde ki yerel ağları’nın bir birbirine bağlanması.

-Ufak bir Local Area Network-

LAN’ larda temel amaç aynı yapı içinde kullanılan bilgisayarların bazı donanımları paylaşmasını, ortak çalışma ortamını sağlayarak zamandan tasarruf edilmesi sayesinde bilginin hızlı bir şekilde okunması ve işlenmesini sağlamak. Örneğin bir oda içersinde 10 bilgisayar var. Her bir bilgisayarın sürekli yazıcı kullanması gerekli. Eğer ağ ortamı yoksa, bunu ya hepsine ayrı ayrı yazıcı bağlayarak halledersiniz ya da kim doküman çıkaracaksa o kişi dokümanını diskete kaydedip yazıcının bağlı olduğu bilgisayardan çıkış alarak sorunu halleder. Burada bahsettiğimiz birinci yöntem masraflı bir yöntem, ikinci yöntem ise çalışma performansını düşüren ve çok zaman kaybına sebep olabilecek bir yöntem.Bu sorunu ufak bir ağ kurarak ve yazıcının kullanım sıklığına bağlı olmak kaydıyla ağ’a bağlı bir yada iki bilgisayara yazıcı kurup bu yazıcıları da ağ’daki diğer bilgisayarların kullanımı için paylaşıma açabiliriz. Böylece hem maddi yönden tasarruf sağlarız hem de çalışma performansını arttırırız.

WAN’lara bir örnek verecek olursak ta yukarıda bahsetmiş olduğum kargo şirketi örneğini sürdürelim. Eğer bir kargo şirketine sahipseniz bir çok ilde yada ülkede geniş bir ağa sahip olmanız gerekir. Çünkü kargo için girilen her hangi bir kaydın rahatlıkla diğer şubelerde de eş zamanlı okunabilmesi gerekir. Aynı durum bankalarda da geçerli eğer siz her hangi bir bankanın x şubesinde hesap açtırdınız ve paranızı oraya yatırdıysanız. Peki nasıl oluyorda bilgileriniz başka bir şubesinde kayıtlı olabiliyor hatta başka bir banka ATM şubesinden dahi kendi hesabınıza erişebiliyorsunuz? Aslında burda anlatmış olduğumuz şubeler birer client (istemci) olmuş oluyolar ve bilgileri Merkez’ deki yani Server’ın (Sunucu’nun) bulunduğu yerden okumak için çağırıyor yada kayıt ederken oraya kayıt ediyor. Yani kısaca havuz sistemi diyelim biz. Bilgi havuzu yani

Toparlayacak olursak; Network, birbirine bağlanmış server,printer, pc yada benzeri haberleşme ekipmanlarının en ekonomik ve verimli yoldan kullanılmasıdır diyebiliriz. Bu bağlamda network’ün bizlere yararları da zamandan ve maliyetten tasarruf ederek ortak çalışma ortamı sağlamasıdır.

Server, Client ve dolayısıyla karşınızda : Band genişliği sorunu

Sırası gelmişken Server-Client ilişkisinden bahsedelim ve bilgisayar ağlarında Ana makine dediğimiz “Server’lara neden ihtiyamız var?” , “Ağ’da bant genişliğine niçin ihtiyacımız var? ” gibi akıllarda ki sorularını yanıtlayalım.

Server, Sunucu, Ana Makine hepsi aynı şey… Siz ne şekilde adlandırırsanız adlandırın, biz amacı ağ ortamındaki diğer bilgisayarlara kaynaklarını açıp programların paylaşıldığı, bilginin toplu halde biriktiği veri tabanlarının kurulu olduğu makineler diyelim kısaca. Server olarak olarak tabir ettiğimiz ana bilgisayarlar, kullanım şekline göre farklı bir şekilde sunuculuk görevini üstlenebilirler. Mesela bilginin belli bir havuzda toplanması amacıyla kurulan bir data server düşünelim. Buradaki amaç diğer kullanıcı dediğimiz yani client’lerin (istemci’lerin) bu bilgilere rahatlıkla erişip kullanım yapmasıdır ve ortak bir data’nın kullanılmasıdır. Yukarıdaki örnekte bahsettiğimiz banka ve kargo şirketi böyle bir server kullanması gerekmektedir.

Biraz önce de dediğimiz gibi bir bir ağ da farklı yada aynı amaçlar için bir çok server olabilir, kullanıcı sayısı arttıkça ağ’daki bant genişliği azalacaktır. Sunucudan bilgi gönderip almada, bekleme de sorunları olacaktır. O yüzden ağ’daki bant genişliğini arttırmak için bir Server’e bir kaç işlevsellik verip yaptırmak yerine bir ağ’a bir kaç tane server kurabiliriz.

Şimdi isterseniz bir örnek verelim; Merkezi bir veritabanının kullanıldığı 20 kullanıcılı gibi, fazla geniş olmayan bir LAN’da buna ek olarak Internet paylaşımı ve yazıcı paylaşımı olduğunu var sayalım. Bütün paylaşımları tek bir makine’den yapmaya kalkarsanız ağ trafiğiniz allak bullak olur. Düşünsenize, bu tek bilgisayardan Internet’e bağlısınız oraya belli bir paket alıp gönderiyorsunuz. Ayrıca kullanıcılar Internet’e çıkış yaptıkça onlara da ayrıca bir bant genişliği ayırıyorsunuz, sonra bir bakmışsınız yazıcıda kuyruk çok, bu arada veritabanınıza sürekli kayıt işleniyor ve okunuyor.

Yani anlıyacağınız 20 şeritli(biraz abarttık ama) bir yolun en sonunda tek şerit’e inen bir köPrü var. Eee haliyle 20 araba belli bir sıraya girerek bu yoldan geçmek zorunda! Fakat bu işlemleri farklı farklı bilgisayarlara bölüp gerçekleştirirseniz o tek şeritli köPrüyü 3 şerit’e çıkarmış olursunuz. Sanırım bu örnekle ağlarda ki bant genişliği gereksinimini kafanızda sağlam bir şekilde oturttuk.

Nasıl iletişim yapılıyor peki?

Bilgisayar ağlarında kullanılan kablolardan bahsedelim birazda. Yerel alan ağlarında kullanılan kablo çeşitleri :

-Thin Ethernet coaxial (ince koaksiel kablo )
-Thick Ethernet coaxial (kalın koaksiel kablo)
-CAT 3 Unshielded Twisted Pair (Kategori 3 korumasız dolanmış çift tel)
-CAT 5 Unshielded Twisted Pair (Kategori 5 korumasız dolanmış çift tel)
-Fiber optik kablolar (Kablonun gidemeyeceği yerler için )
- Ve son zamanlarda kablolardan kurtulmak için tercih edilen Wireless(kablosuz) iletişim

Yerel ağlarda, koaksiel kablolar kullanım kolaylığı sağlamaması yüzünden günümüzde fazla kullanılmamaktadır. Fakat uzun mesafeli iletişim sağlarlar. BNC konnektörlerle bilgisayarda sonlandırılır. CAT3 ve CAT5 standartlarında kullandığımız UTP kablo yerel ağlarda daha çok kullanılıyor. UTP kabloların sonlandırmak için RJ-45 dediğimiz konnektörleri kullanıyoruz. Ek olarak bilgi vermek amacıyla söyleyeyim, CAT1 UTP kablosunuda telefon kablosu olarak bilmekteyiz ve sonlandırıcısı da RJ-11 konnektördür. Ayrıca kablonun gidemeyeceği yerler içinde fiber optik kabloları kullanıyoruz.Wireless’ler ise radyo dalgasıyla çalışan kablosuz iletişim için bir çözüm ama bant genişliği şuan için az.

-LAN ortamında kullanılan kablolar ve sundukları maksimum bant genişliği ve sinyal taşıma uzaklığı-

Network Topolojileri

Ağdaki bilgisayarların birbirine göre bağlantı şekline topoloji diyoruz.

BUS

Bus topolojisinde bilgisayarlar bir hat üzerinden Coaxial (koaksiel) kablo ile bağlıdır. Bu hattın sonunuda terminatör denen sonlandırıcı ile kablo sonlandırılır.

Bus topolojisinin artıları ve eksileri:

Basit ağ genişlemesi sağlar, Hub, swich gibi elemanlara ihtiyaç yoktur. Ancak Hattın belli bir yerinde kopukluk olduğu zaman tüm ağı etkiler.Ağın toplam uzunluğu 185m’yi geçemez. Standartlarından dolayı En fazla 35 bilgisayar bağlamaya izin verir. Arıza tespiti zordur.

RING

Ring topoloji adından anlaşılacağı gibi halka bir biçimde sıralanmış bilgisayarlardan oluşan bir topolojidir.

Burada kablonun belli bir tarafında arıza olsa dahi veri kablonun öbür tarafından gelerek iletim devam eder. Bu topolojinin dezavantajı ise kompleks bir yönetim sisteminin olması

STAR

Merkezi bir hub/swich’e bağlı bilgisayarların oluşturduğu topoloji olan star,en çok kullanılan topoloji biçimidir.

Star topolojini artı ve eksi yanları;

Ekonomik kablolama, hızlı kurulum,swich yada brige’lerle rahat genişleyebilmesi,Bağlantıda gelebilecek bir kablo kopukluğunda tüm ağı etkilememesi, hub yada swich üzerindeki led’ler sayesinde hata tespitinin kolay olması artı yönleridir. Ancak UTP kablo ile bağlantı mesafesi 100m’yi aşması durumunda sinyal iletimi olamayacağından bağlantı gerçekleşemez.

Yerel ağlarda kullanılan ekipmanlar:

Ethernet kartı : Bilgisayarınızın ağ kartı. Yani kabloların gelip sonlandırılarak bilgisayara bağlandığı yer diyelim.

Swich/Hub : Star yapıya sahip bilgisayar ağlarındaki bütün bağlantıların birleştiği merkez olarak tanımlanırlar. Buraya gelen sinyaller diğer bilgisayarlara dağıtılır. 10/100Mbps olarak piyasada satılırlar. Gerçi genellikle hub’lar 10Mbps’dir. Switch’lerin hub’lardan farkı daha akıllı olmalarıdır. İletilmesi istenilen paketi sadece istenilen yere dağıtır bütün ağa göndermez. Örneğin internet çıkışı isteyen sadece 2 makine varsa bütün makinelere gönderilerek bant genişliğini azaltmaya gerek yok deyip diğer makinelere çıkış vermez. Tabii Explorer’a tıklamadıkları sürece.

Konnektörler: Önceden de değindiğimiz gibi kablo tiplerine göre kablonun uzunu sonlandırmak ve bilgisayardaki ethernet kartlarına bağlanmasına sağlamak amacıyla bazı aparatlara ihtiyacımzı var. İşte onlara konnektör diyoruz. CAT3-5 kablo için RJ-45, Koaksiel kablo için BNC gibi

Ve tabi ki yukarıda anlattığımız kablolar ve kablosuz iletişim ekipmanları bir ağın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu ekipmanlar yerel bilgisayar ağları için yeterli olanlardır.

Bu makaleyi sizlere bilgisayar ağları hakkında bir ön bilgi edinmek amacıyla verdik. Bilgisayar ağlarının niçin gereksinim olduğunu anlatmaya çalıştık. Bir çok kullanıcı ev lerinde ufak bir network kurmak ve paylaşımlarını arttırmak istiyor. Çünkü bilgisayar ağları sayesinde hayat daha hızlı daha zevkli oluyor. Internet kafeler de aslında Internet’in kullanımının yanı sıra daha çok multiplayer oyun oynanıyor, yapay zeka bazen sıkıcı olabiliyor yada ev de 2 bilgisayarınız var ve bu 2 bilgisayara Internet’i paylaştırmak istiyorsunuz…. Biz de ilerleyen günlerde sizlere hazırlayacağımız bir rehber sayesinde bu sorunları ortadan kaldıracağız sanırım. Bu rehber yada rehberlerimiz de:

-Kablolama nasıl yapılır?
-2 yada daha fazla bilgisayarı nasıl bir birine bağlarım?
-Internet’i nasıl paylaştırırım?
-Bilgisayarları uzaktan nasıl yönetebilirim?

gibi sorularınıza cevap vermeye çalışacağız.

Unutmadan sizede son bir söz söyleyeyim, siz de bir daha ki yazımızda yanınızda UTP sıkma pensesini hazır tutmayı unutmayın Yemek tarifi programı gibi oldu, önceden hazırlık yapın yani
Bilgisayar Ağları Rehberi (Networking) – II. Bölüm

Geçen yazımız olan “Bilgisayar Ağları – I. Bölümde” bir ağa sahip olmamızın bizlere neler sağladığı konusunda bilgi verip, bilgisayar ağları ile ilgili ön bilgiler vermiştik. İkinci bölümümüzde artık “Nasıl yapılır?” kısmına giriyoruz.
Kablolama nasıl yapılır?

Kullanıcıların bir çoğunun kendi ağlarını oluştururken kafaları karıştıran en önemli noktalardan biri kablolama konusudur. Genelde bize gelen sorular şu yönde: “Renklerin bağlanma sırası önemli mi? 2 bilgisayarı bağlarken hangi renkleri nasıl bağlayacağım?”

Kablolama konusunda bu karışıklığı gidermek için bu soruların cevaplarını, nasıl CAT5 kablo oluşturacağınızı, resimler eşliğince göstereceğiz.

Network için kablo yaparken öncelikle bakmanız gereken şey kablonuzun standardı. CAT5 kablolar için genel olarak kullanılan iki standart var 586-A ve 586-B. Bu standartlar kablonuzun üzerinde yazar. Kablonuzu renklerine göre bağlayacağınız standartlarda bunlardan ibarettir.

568-A ya göre bağlama

1-Yeşil-Beyaz

2-Yeşil

3-Turuncu-Beyaz

4-Mavi

5-Mavi-Beyaz

6-Turuncu

7-Kahverengi-Bayaz

568-B ye göre bağlama

1-Turuncu-Beyaz

2-Turuncu

3-Yeşil-Beyaz

4-Mavi

5-Mavi-Beyaz

6-Yeşil

7-Kahverengi-Bayaz

8-Kahverengi

Bilgisayarları Hub ya da Swich yardımıyla bir birine bağlamak için kablo yapma

Birden çok bilgisayarı bir birine bağlamak istiyorsanız, Hub ya da Swich yardımıyla bu işi rahatlıkla yapabilirsiniz. Kablonun renklerine göre bağlama yöntemi ise yine kablonuzun üzerinde yazan standart’a göre yapmanız tavsiye edilir. Tavsiye edilir diyorum çünkü ben kendi kafama göre yaptığım farklı renklerde bağlamada da bir network ağını çalıştırabildim. Ama en iyi performans alacağınız biçim kablonun üzerinde yazan standart’a göre kablo’nun uçlarını bağlamaktır.

Bilgisayarları Hub yada Swich ile birbirine bağlıyorsanız, kabloyu düz bağlayacaksınız yani kablonun her iki ucu da, kablonun üzerindeki standart’a göre ya 586-A yada 586-B’ye göre bağlanacak.

İki Bilgisayarı birbirine bağlamak için cross kablo yapma

İki bilgisayarı birbirine bağlamak için cross(çapraz bağlantılı) kablo yapmak gerekir. Bunun için de kablonun bir ucunu 586-A’ya göre bir ucunu da 586-B’ye göre yapmanız yeterli olacaktır.

Adım Adım kablomuzu oluşturalım

Malzemelerimiz hazır:

CAT 5 kablo, RJ45 konnektör, kablo sıkma pensesi ve konnektöre takmak isterseniz pabucu

Kablomuzun ucunu 4-5 cm kadar sıyırıyoruz. Bunu sıkma pensesinde bulunan makas yardımıyla yapabilirsiniz. Dikkatli olun kabloyu sıyırırken fazla derin’e girmeyin. Yoksa içindeki çift sarılmış tellere de zarar verebilirsiniz. Ufak bi çizik atıp elinizle kabloyu sıyırın. Gördüğünüz gibi 4 tane birbirine sarılmış çift tel çıkıyor.

Bu dolanmış telleri açtıktan sonra kablonun standart’ına uyarak (586-A veya 586-B için) tellerin renklerine göre sıralamaya başlıyoruz.Kablonun renklerini ayarladıktan sonra bir elinizin baş ve işaret parmağını kullanarak sıyrılmış kablonun başlangıçını, diğer elimizin yine baş ve işaret parmağını da renk sırasına göre dizilmiş tellerin bitişini sıkı bir şekilde tutup yukarı aşağıya elimizi kıvırarak telleri düz bir hale getirmek için uğraşıyoruz.

Sıyrılmamış kablodan itibariyle 1,5-2cm’lik kısmı yeterince düzleşmişse, Yine sıyrılmamış kablonun başlangıçı itibariyle 1-1,5cmlik bir kısmından düzgün bir şekilde kesiyoruz.

Kablomuzu, RJ45 konnektörün alt ve üst kısmını kontrol ederek doğru bir şekilde takıyoruz.

Kablo sıkma pensesi yardımıyla RJ45 konnektörümüzü kablomuzla sıkıştırıyoruz.

Evet kablomuz hazır. Daha önceden de değindiğimiz gibi eğer hazırlayacağınız kablo 2 PC içinse diğer ucu çapraz bağlayacaksanız, ama Hub/Swich’e bağlamak içinse düz bağlayacaksınız.

Yazar: | Kategori: Genel
Yorum: 0

compmgmt.msc Bilgisayar yönetimini açar.
clipbrd.exe Pano işlemcisini açar.
cleanmgr.exe Disk temizleyiciyi açar.
ciadv.msc Dizin yöneticisini açar.
charmap.exe Karakterleri ayarlamanızı sağlar.
calc.exe Hesap makinesini açar.
diskmgmt.msc Disk yönetimini açar.
devmgmt.msc Aygıt yöneticisini açar.
dfrg.msc Disk birleştiriciyi açar.
eudcedit.exe Karakter imal edebilirsiniz.
appwiz.cpl Program ekle kaldırı açar.
access.cpl Erişebilirlik seçeneklerini açar.
accwiz.exe Erişebilirlik sihirbazını açar.
desk.cpl Görüntü özelliklerini açar.
eventvwr.exe Olay görüntüleyicisini açar.
freecell.exe İskambil oyununu açar.
fsmgmt.msc Paylaşı. klasörler menüsünü açar.
hdwwiz.cpl Donanım ekleme sihirbazını açar.
iexpress.exe Setup programını açar.
inetcpl.cpl İnternet özelliklerini açar.
intl.cpl Bölge ve dil ayarlarını açar.
joy.cpl Oyun kontrollerini açar.
magnify.exe Büyüteçi açar.
main.cpl Fare özelliklerini açar.
mmsys.cpl Ses ayarlarını açar.
mspaint.exe Paint programını açar.
narrator.exe İngilizce ekran okuyucusunu açar.
ntbackup.exe Yedekleme sihirbazını açar.
nusrmgr.cpl Kullanıcı hesaplarını açar.
osk.exe Ekran klavyesi açar.
telnet.exe Telnet’i açar.
spider.exe Kağıt oyunu açar.
gpedit.msc Grup poliçesi açar.
msconfig.exe Sistem ayarlarını açar.
verifier.exe Sürücü monitörünü açar.
drwtsn32.exe Sorun tanıma aracını açar.
dxdiag.exe DirectX sürümünüzü öğrenmenizi sağlar.
mobsync.exe Senkronizasyon sağlar.
mplay32.exe Media Player’ın çok basit bir halini açar.
odbcad32.exe Database işleme sağlar.
packager.exe Obje paketleyiciyi açar.
perfmon.exe Sistem monitörünü açar.
progman.exe Masaüstü yöneticisini açar.
rasphone.exe Erişim defterini açar.
shrpubw.exe Network paylaşımı bilgisini açar.
sigverif.exe İmza denetleyicisini açar.
sysedit.exe Sistem yöneticisini açar.
syskey.exe Şifre databaseini açar.
sndrec32.exe Ses kaydedicisini açar.
timedate.cpl Tarih ayarlama penceresini açar.
tourstart.exe Windows Xp turu başlatır.
winchat.exe Windows içinde bulunan chat programını açar.
winmine.exe Mayın Tarlası oyununu açar.
write.exe WordPad’i açar.
wupdmgr.exe Windows güncelleştirme penceresini açar.
explorer.exe Windows Gezgini’ni açar.
powercfg.cpl Güç seçeneklerini açar.
rasphone.exe Ağ bağlantılarını açar.
regedt32.exe Windows Kayıt Düzenleyicisi’ni açar.
regedit.exe Windows Kayıt Düzenleyicisi’ni açar.
sndvol32.exe Ses ayarlarını yapmanızı sağlar.
notepad.exe Not defterini açar.
taskmgr.exe Görev yöneticisini açar.

20 Eylül 2007
Yazar: | Kategori: Messenger
Yorum: 0

Yeni Hızlı Mesajlaşma Virüsü !

Yeni Hızlı Mesajlaşma Virüsü Skype Kullanıcılarını Hedefliyor – Psykse.A

F-Secure pazartesi günü yeni bir instant-messaging virüsünün Skype’ın chat özelliğini kullanarak yayıldığını duyurdu.
Pykse.A olarak adlandırılan kurtçuk (worm) hızlı mesajlaşma uygulamarını etkileyen diğer tehditlere benziyor. Hedef Skype kullanıcısı bir yazı ve JPEG dosyasına gidiyor görünen bağlantı adresi içeren bir chat mesajı alıyor.

Bağlantı adresine tıklandığında kullanıcı kötü amaçlı dosyaya yönlendiriliyor. Bu dosya çalıştırıldığında kullanıcının Skype listesindeki bütün kullanıcılara gönderiliyor. Ek olarak kullanıcının Skype durum mesajını “Do Not Disturb” olarak değiştiriyor.

Pykse çeşitli web sitelerini de otomatik olarak ziyaret ediyor fakat bu sitelerde kötü amaçlı dosyalar yok. Virüs bulaşan makineleri saymak için kullanılıyor gibi görünüyor.

Pykse Windows sistemlerde Skype çalıştıran kullanıcıları etkiliyor.
              

                                                                                               ©www.heLL-world.org

Yazar: | Kategori: LinuX
Yorum: 0

Özet: Gün geçtikçe kalabalıklaşan bir topluluğa yön veren GNU Felsefesini ve Özgür Yazılım Akımı’nı duymadı iseniz bu yazıya bir göz gezdirmenizde fayda var; bu yazıda GNU ve Linux’un ne olduğu anlatılmaya çalışılmıştır.

Bu yazıyı okumak ve bahsedilen düşünceleri özümseyebilmek için bilgisayar konusunda uzman olmanız kesinlikle gerekmemektedir fakat, başlamadan önce, kavramların aynı anlamlarını kullandığımızdan emin olmak için aşağıdaki bazı bilgisayar terimlerin tanımlarını yapmak yerinde bir hatırlatma olacaktır:

Donanım (Hardware):Bir bilgisayarın veya başka bir benzer sistemin fiziksel, dokunulabilir, gerçek parçaları (ses kartınız, işlemciniz, disk sürücüleriniz, monitörünüz, yazıcınız gibi).

Yazılım (Software)biggrin GNU Felsefesi ve Linux İşletim Sistemi onanımlar üzerinde elektronik olarak saklanabilen bilgisayar programları ya da verilerin tümüne verilen isim (işletim sisteminiz, Mp3 dosyalarınız, Mp3 çalıcı programınız, metin belgeleriniz gibi).

Kaynak Kod (Source Code):Bir programın, herhangi bir programlama dili ile yazılmış, insana yakın orjinal formu. Programlar, kaynak kodların çeşitli derleyicilerden geçirilerek bilgisayarın anlayabileceği bir forma dönüştürülmüş halleridir. Örneğin Mp3 çalıcı programınızı bilgisayarınızda çalıştırabilirsiniz fakat onun nasıl çalıştığını anlayabilmeniz için kaynak koduna bakmanız gerekir. En ilkel hali ile kaynak kod için, ait olduğu programın bilgisayara ne yaptırdığını ve nasıl çalıştığını tam olarak anlayabilmemizi sağlayan yazılı halidir diyebiliriz.

Bu çok kısa ve genel bilgilendirmenin ardından, “Bilim ancak kollektif olarak gelişir ve bilgi paylaşılmalıdır” diyen Richard M. Stallman’ın öncülüğünü gerçekleştirdiği GNU’nun ne anlama geldiğini açıklayarak başlayalım ve Stallman’ın söylediği ve kimsenin hayır diyemeyeceği bu söz ile 1984 yılında başlayan GNU hareketinin arasında nasıl bir bağ olduğundan bahsedelim.

GNU’nun açılımı, ‘GNU is Not Unix’tir. Yani GNU, ‘GNU, Unix değildir’ anlamına gelmekte olan özyinelemeli (rekürsif) bir kelimedir. Richard M. Stallman, 1970′li yıllarda MIT (Massachusetts Institute of Technology)’nin Yapay Zeka laboratuvarlarında serbest yazılımı bir yaşam şekli olarak benimsemiş bir grupla beraber 1980′li yılların başına kadar yazılım geliştirici olarak çalışmıştır. Bu grup ile olan birlikteliğinin sona erişinin ardından kendisini o dönemlerde ivme kazanan bazı akımlardan dolayı benimsenmeye başlanılmış yeni bir sosyal sistem içerisinde bulmuştur, Stallman bir röportajında1 o günleri şu şekilde nitelendirmekte: “Kendimi özgür olmayan (kaynak kodu kapalı olan) yazılımların hakim olduğu ve kullanıcıların yardımsız bırakıldığı, parçalanmış ve birlikte çalışmanın korsanlık olarak nitelendirildiği çirkin bir sosyal sistemin içinde buldum. Bu tür bir yaşantıyı reddettim. Ancak işimi özgürlüğe ve birlikte çalışmaya adadığım zaman yaptıklarımdan gurur duyabileceğime karar verdim.” Ve 1984 yılında tamamen özgür yazılımların meydana getirdiği bir işletim sistemi ve işletim sisteminin araçlarının geliştirilmesi çalışması böylece başlamış oldu, işte bu çalışmanın adı GNU idi. Yazılan özgür yazılımların bir şemsiye altında toplanması için 1985 yılında yine Stallman tarafından FSF (Free Software Foundation) kuruldu ve GNU yazılımları korumak üzere GPL (General Public Licence) adı verilen yazılım lisansı duyuruldu. GPL lisansı ile lisanslanan özgür yazılımların amaçları özgürlüklerini korumaktan başka bir şey değildir.

Özgür yazılımlar hakkında sık rastlanan bir yanlış anlama, özgür yazılımların ücretsiz olduğudur; genellikle böyle olmakla beraber, özgür yazılımlar ücretli olabilirler, fakat kaynak kodları ücretlendirmelerinden bağımsız olarak açıktır. Bir yazılımın, ‘özgür yazılım’ olarak değerlendirilebilmesi için yazılımın kullanıcısına neleri sağlaması gerekir?

  • Yazılımı kullanan kişi onu her türlü amaç için çalıştırmakta özgürdür. Özgür yazılımlar kullanıcıları kısıtlamazlar.
  • Yazılımı kullanan kişi yazılımın nasıl çalıştığını incelemekte ve kendi özel ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmesi için yazılım üzerinde değişiklik yapmakta özgürdür. Kendisi yeterli bilgiye sahip değilse bunu bir başkasına da yaptırabilir.
  • Yazılımı kullanan kişi elindeki yazılımı dağıtmakta ve toplum ile paylaşmakta özgürdür.
  • Yazılımı kullanan kişi yazılımı geliştirmekte ve geliştirdiği yeni halini toplum ile paylaşmakta özgürdür.

GPL’nin bu hükümlerine bakıldığında ‘yazılımı yazan’ kişi ile ‘yazılımı kullanan’ kişi sanki birbirine karıştırılmış gibi görünüyor. İnsanın, -özellikle günümüz koşullarında- bir yazılımı kullanan kişinin, kullandığı yazılım üzerinde, yazılımı üreten kişi kadar hakka sahip olmasını kabul etmekte güçlük çekmesi çok doğal… Özgür yazılım akımı ile beraber, GPL şemsiyesi altında geliştirilen bir yazılım özel bir çaba sarfetmeye gerek bırakmadan, başlangıcından sonuna değin toplumun ve bilimin yararına geliştirilmiş olur. Çünkü bu lisans ve yaklaşım sayesinde,

  • Yazılım geliştiricileri tekerleği yeniden keşfetmekle vakit harcamaz, daha önceden üretilmiş olan araçları yazılımlarına ekleyerek bunlar üzerine yeni şeyler inşa edebilir.
  • Aynı işi yapan yazılımların en iyi yönleri alınarak kullanıcılara optimum çalışan, kaliteli yazılımlar hızla sunulabilir. Kullanıcılar var olan yazılımlar arasından istediğini deneyerek kendi ihtiyacını rahatça seçebilir.
  • Kullanıcılar özgür yazılımlara çok makul fiyatlar ile ya da -çoğunlukla- 0 maliyetle sahip olabilir, dolayısı ile yazılım ücretlerine ayırdıkları kaynaklarını donanıma ya da diğer ihtiyaçlarına ayırabilir, yaşam ve çalışma standartlarını yükseltebilirler.
  • Yazılımın kaynak koduna da sahip olduklarından dolayı kullanıcılar kritik yazılımların nasıl çalıştığını anlamak için kaynak kodlarına bakabilir, isteklerine göre özelleştirebilir ve kaynak tasarrufu sağlayabilir. Elbette kullanıcılar yazılım üretimi konusunda bilgili olmak zorunda değildir, ne bir programcı kiralamak kullanıcı için, ne de var olan bir yazılım üzerinde değişiklik yapmak bir programcı için zordur.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, özgür yazılım akımı bilişim dünyasının acımasız çarkları arasında açan bir çiçek gibidir. GPL’nin zekice düşünülmüş hükümleri sayesinde bu akımın önü kendi menfaatlerinden dolayı kapalı kaynak kodu savunan, küçük bir kitleyi doyuran egoist yazılım devleri tarafından bir türlü kesilememektedir ve Free Software Foundation’un kurulduğu 1985 yılından bu yana internet teknolojisinin de hızla yayılması ile bu akım bütün ülkelere sıçramış durumdadır. Açık kaynak kodlu özgür yazılımlar yukarda bahsedilen özellikleri ile şu avantajları da beraberinde getirmektedir:

  • Güvenilirlik: Açık kaynak kodlu yazılımların belki de en büyük artısı olan güvenilir oluşları, kimi çevreler tarafından doğru olmayan bir mantıkla bir dezavantaj gibi gösterilmeye çalışılmakta ve topluma ‘Açık kaynak kodlu bir yazılımın tam olarak nasıl çalıştığı kaynak koduna bakılarak bilinebildiği için yazılımın barındırdığı güvenlik problemleri saldırganlar tarafından kolaylıkla tespit edilip kullanılabilmektedir’ gibi bir düşünce yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Fakat açık kaynak kodlu bir yazılım, doğası gereği geliştirilmesi sürecinden kullanımı zamanına değin onbinlerce göz tarafından denetlenmektedir. Var olması muhtemel bir güvenlik problemi ya da kötü niyetli bir programcı tarafından bilinçli olarak yerleştirilebilecek bir kod parçası yazılım sizin elinize ulaşmadan tespit edilmekte ve hızla düzeltilmekte ya da size ulaşması engellenmektedir. Ayrıca kimse, binlerce insanın kollektif bir şekilde geliştirdiği bir yazılımın güvenilmez olduğunu idda ederken, sınırlı sayıda kişinin geliştirdiği ve kaynak kodunu kapattığı bir yazılımın güvenilirliğini kimin ve nasıl garanti edeceği sorusuna yanıt veremez.
  • Sağlamlık: Yine açık kaynak kodlu yazılımların doğal geliştirme süreci içerisinde çok sayıda insan tarafından denenmeleri ve kaynak kodlarının gözden geçirilmesi sonucunca ortaya yüksek kalitede, stabil ve kuvvetli yazılımlar çıkmaktadır.
  • Esneklik: Kaynak kodu açık bir yazılım hızla ve kolaylıkla yeni bir sistem üzerinde çalışacak şekilde yeniden yapılandırılabilmekte, bir kısmı çıkarılarak kapsamı daraltılabilmekte ya da eklenen yeni fonksiyonlarla kapsamı genişletilebilmektedir.
  • Uygulama Desteği: Çok geniş bir yelpazede ve çeşitlilikteki bir çok açık kaynak kodlu özgür yazılım her gün duyurulmaktadır. Herhangi bir konudaki ihtiyaç açık kaynak kodlu yazılımlarla hızlı ve kaliteli bir şekilde çözüme kavuşturulabilmektedir.

Belki de hepsininden önemlisi, bahsedilen yazılım sizin kendi malınız olmaktadır. Yukarıda da bahsedilen GPL lisansı uyarınca üretilmiş bir yazılım üzerinde, onu hazırlayan kişi kadar hakka sahip olmanız inanılması güç bir şeydir. İnsanların bu durum karşısında şu şekilde bir değerlendirme yapması çok sık rastlanan bir durumdur: ‘Bir yazılımın kaynak kodunun açık ya da kapalı olması, özgür olması ya da olmaması benim için neyi değiştirir?’

Aslında çok şeyi değiştirmektedir.

Bu şekilde düşünen kişilerin bir kısmı, bilgisayarlarında lisans bedelleri ödenmemiş, kopya yazlımlar kullanmaktadırlar, dolayısı ile ellerindeki yazılımların yasal kısıtlamaları ve hükümlerinden dolayı hırsız durumuna düşmekte ve yasaları çiğnemektedirler; sırf ihtiyaçlarını karşılamak istedikleri için hayatları boyunca yapmayı akıllarından bile geçirmeyecekleri suçlarlı işlemiş sayılmaktadırlar.

Bir kısmı da bilgisayarlarında kullandıkları yazılımların lisans bedellerini ödemekte, fakat kullandıkları yazılımın lisans hükümleri uyarınca lisans bedeli ödenmiş yazılımlarının bir kopyasını çok yakın arkadaşları dahi istese ona ‘hayır’ demek durumunda kalmaktadırlar. Demedikleri taktirde de arkadaşlarını ilk kısımdaki insanlar genellemesine itmektedirler. Yani lisans bedelini ödedikleri taktirde dahi bir yazılıma sahip olamamakta, yazılımı özgürce kullanamamakta, özgür olamamaktadırlar. İşte bu durum, Richard M. Stallman’ın “bu yaşam şeklini reddettim” dediği yaşam şeklidir.

Peki bunca koşuşturma arasında Linux’un yeri nerededir? (Linux, linuks şeklinde telaffuz edilir2)

Linux, Linus Torvalds adında Finlandiya’lı bir bilgisyar mühendisinin 1991 yılında Helsinki Üniversitesi’nde bir öğrenci iken kişisel bilgisayarında kullanmak üzere geliştirmeye başladığı bir işletim sistemi çekirdeğidir (işletim sisteminin çekirdeği, işletim sisteminin beyni diye tabir edebileceğimiz kısmıdır). İnternet’te yaptığı duyuru sonucunda tüm dünyadan bir çok programcının da desteği ile hızla gelişmiş ve halen aynı destek ile gelişmekte olan açık kaynak kodlu, özgür bir yazılımdır. Hızlı bir sürecin sonunda Linus’un geliştirdiği çekirdek, GNU hareketinin bir meyvesi ve aynı zamanda taşıyıcısı haline gelmiştir. GNU için yazılmış özgür yazılımlar çok kısa süre içerisinde Linux çekirdeği ile uyumlu çalışabilecek hale getirilmiş ve ortaya güçlü, esnek ve açık kaynak kodlu bir işletim sistemi çıkmıştır. GNU/Linux olarak anılması gereken işletim sistemi zaman içerisinde telaffuz kolaylıklarından ötürü Linux olarak anılmaya başlanmıştır.

Şu anda GNU yazılımlarını ve diğer özgür yazılımları bir araya getiren ve tüm bunları bir Linux çekirdeği ile beraber toplu, derlenmiş ve kurulumu çok kolay bir işletim sistemi olarak piyasaya süren irili ufaklı bir çok çalışma mevcuttur. Fedora, Debian, SuSe, Mandrake, Slackware bunlardan çok bilinen bir kaçıdır. Her biri, normal bir bilgisyar kullanıcısının biraz dikkat ederek bilgisayarına kurabileceği ve neredeyse hiç yabancılık çekmeden kullanabileceği kadar rahat bir kurulum arayüzüne sahip bir şekilde dağıtılmaktadır. Eğer dağıtımlar hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız3 adresini ziyaret edebilirsiniz. Bu dağıtımlar üniversitelerin Bilgi İşlem Dairesi başkanlıklarından, bilgisayar mühendislikleri bölümlerinden ya da sadece dağıtım işini üstlenmiş internet sitelerinden çok cüzzi miktarlar karşılığında temin edilebilmektedirler.

Türkiye’de de dünyanın her yerinde olduğu gibi Linux ile tanışmak isteyen ve yukarda vaad edilen şekilde bir bilgisayar yaşantısına adım atmak isteyen kişileri bir araya getirmek ve desteklemek vazifesini üstlenmiş ciddi ve özverili organizasyonlar mevcuttur. LKD (Linux Kullanıcıları Derneği), tüm Linux camiasının buluşma noktası olmayı hedefleyen ve bütün özgür yazılım hareketlerine kucak açmış bir dernektir. Her yıl düzenlenen ve 4 gün süren Linux Şenlikleri ile 3-4 paralel salonda yapılan seminer oturumları ile insanlar Linux ile ilgili çeşitli konularda bilgilendirilmekte, hiç bilmeyenlerden profesyonel bilgisayar kullanıcılarına kadar herkezin faydalanabileceği etkinliklere Türkiye’nin dört yanından konuşmacılar ve izleyiciler katılmaktadır. E-posta listelerinde özgür yazılım ve Linux konusunda yardım almak isteyen kişilere yardım edilmekte, düzenli ve gezici seminerler ile kitleler ücretsiz bilgilendirilmektedir. Türkçeleştirme, yeni özgür yazılımların geliştirilmesi gibi çalışmalara destek verilmektedir.

Şu anda nerede ise tüm üniversite bilgi işlem merkezlerinin yanı sıra, NASA, IBM, HP, Boeing, HSBC, CityBank, SonyEricsson, Nokia, Siemens, Samsung, General Motors, Hyundai, Oracle, EToys gibi çok büyük kuruluşlar Linux kullanmakta ve bir şekilde özgür yazılımlara destek olmaktadırlar.

Peki, şu anda nasıl Linux sahibi olabilir ve onu kullanmaya başlayabilirsiniz? Bu sorunun yanıtı da çok basittir:

  • En yakın üniversitenin bilgi işlem dairesine 3 adet boş CD ile gidip size tavsiye ettikleri bir Linux dağıtımını çekmelerini rica edin.
  • http://liste.linux.org.tr/mailman/listinfo adresindeki e-posta listelerinden Linux listesine üye olun ve ‘ben Linux kullanmak istiyorum, bana yardim edin’ diyin.

Eğer çaba sarf etmeyi göze almışsanız sonrasının nasıl geldiğine siz de şaşıracaksınız.

Bütün bunlar sanki bir pazarlama şirketinin serzenişleri gibi görünmekte, insanın aklına ‘Peki bunca insan neden bu fikrin peşinden koşturuyor? Bu kişilerin menfaati nedir?’ soruları takılmaktadır.

Siz kabul etmesenizde, özgür yazılımlar ve Linux sizin kullanmanız için hiç bir karşılık beklemeden size sunulmuş birer hediyedir. Sizin malınızdırlar, ve ona sahip çıkmak ya da çıkmamak özgürlüğü de diğer tüm özgürlükleriniz gibi sizin elinizdedir. Bu akım ve bu akımın ürettikleri, toplumların refah seviyesini yükseltmek için çalışan bilime ve gelecek nesillere bir mirastır.

Richard M. Stallman’ın söylediği gibi, ‘Özgür yazılım kullanmayı hak ediyorsunuz’.

Linkler:

http://www.lkd.org.tr Türkiye Linux Kullanıcıları Derneği.

http://www.linux.org.tr Özgür yazılım kullanıcılarının buluşma noktası.

http://www.uludag.org.tr Ulusal Dağıtım Projesi

http://www.belgeler.org/ Linux ve özgür yazılımlar hakkında derlenmiş bir çok Türkçe belge.

http://www.gnu.org GNU resmi web sitesi.

Alıntı : http://www.linux.org.tr

Bende Acayip Linux Bağımlılığı Var İnkar Etmiyorum

Yukarı
Sayfa 7 ile 1012345678910
Yazilar iin RSS aboneligi