World in Conflict olarak etiketli yazılar

World in Conflict

2006 yılının sonlarına doğru, THQ piyasaya sürdüğü Company of Heroes ile büyük bir sükse yapmış , strateji türünü bir üst seviyeye taşımıştı. Company of Heroes ile Sierra’nın 20 Eylül’de piyasaya çıkaracağı World in Conflict arasında bazı benzerlikler var. Her yıl olduğu gibi firmalar 2006 yılının sonbahar -kış mevsimleri arasında hit oyunlarını piyayasa sürecekti. Company of Heroes, bu oyun bulutu arasında beklenen oyunlardan biri olsa da, birçok kişi bu oyunun yapacağı etkiden habersizdi. World in Conflict’in de 2007 sonbaharında gelecek olan Crysis, Unreal Tournament 3, Assassin’s Creed, Half life 2 Episode 2, Call of Duty 4 gibi hit oyunların gölgesinde kalmasına rağmen, piyasaya çıktığı anda geçtiğimiz yıl Company of Heroes’un yaptığı etkiyi tekrarlaması muhtemel görünüyor.

Bu öngörümüz neye dayanıyor ? Oyunun hem multiplayer beta’sını hem de singleplayer / multiplayer demosunu deneme fırsatı bulduk ve gördüklerimiz bizi etkiledi.

Öncelikle oyunun türünden bahsedersek eğer; oyun bir gerçek zamanlı strateji oyunu. Yalnız oyunda daha önceden alışık olduğumuz kaynak topla, bina yap ve ordu kur sistemi kurulmuyor. Ya da en azından ilk ikisinin olmadığını söyleyebiliriz. Oyunda kaynaklarımız ekranın sağ üst köşesinde yazıyor, bu kaynaklar oyun içindeki durumumuza kendi kendine artıyor. Elimizde bulunan kaynaklar ile herhangi bir tank, asker veya helikopteri yaptığımız zaman , öncelikle bunların nereye ineceğini haritada belirliyoruz. ( Çünkü havadan uçak vasıtasıyla yere iniyorlar ) Bir tank’ın inme süresi 15-20 saniye arasında değişiyor. Oyunda herhangi bir base’imiz yok, kontrol ettiğimiz stratejik noktaların sayısına göre ordumuzu indirebileceğimiz bölgeler de artıyor.

Oyunun konusu hakkında söylenecek fazla birşey yok, Amerika’ya saldırı düzenleyen Sovyet ordusuna karşı Amerika’nın mücadelesi konu olarak işleniyor. Oyunda hem skirmish’te hem de multiplayer’da Sovyetler ile oynayabilmek beni Red Alert oynarken yaşadığım anılara götürdü.

Oyunun grafikleri ve fizik motoru oldukça iyi, yalnız detayları tam olarak açamadığım için detaylı yorumlar yapamayacağım. Amd 3200 , 1024 ram, 512 mb ati x 1600 ekran kartımda 1280 * 1024 çözünürlükte ve orta seviye detaylarda akıcı olarak oynayabildim.


Oyunun konusu, grafikleri ve oynanışı hakkında bilgiler verdik. Peki nedir World in Conflict’i bu kadar özel yapan veya oyunu oynarken hissettiğimiz sınırsız adrenalinin sebebi ? Oyunun multiplayer kısmı singleplayer’dan daha zevkli. Multiplayer’da herhangi bir haritaya girdiniz diyelim. Öncelikle Amerika veya Rusya’yı seçiyorsunuz. Ondan sonra hangi ordu üzerinde özelleşeceğinizi seçiyorsunuz. Bunlar ise: Airborne, infantry, armor squad ve artillery squad. Diyelim Airborne’u seçtiniz, heavy ve medium helikopterleri kullanma hakkına sahip oluyorsunuz ama infantry’i seçen birinin kullandığı özel askerleri savaş alanında kullanamıyorsunuz. Örnek: Sniper. Armor squad için de heavy tank örnek olarak verilebilir. Peki infantry seçen biri başının tepesinde uçuşan helikopterlere karşı ne yapabilir ? Çok fazla birşey yapamaz. Bu yüzden multiplayer 2’ye 2 oynanmıyor. 32 oyuncuyu destekleyen haritalar var oyunda. Oyunda seçilen farklı ordu tipleri ile takımlar kendi içinde dengesini buluyor. Multiplayer o kadar çabuk oynanıyor ki, bir FPS’den farksız. Oyunda bahsetmek istediğim başka bir önemli bir nokta da : kağıt , makas, taş sistemi. Eğer kağıt’ı kullanıyorsanız makas’a karşı hiç şansınız yok ve acilen yardım almak zorundasınız. Bu sistem sayesinde multiplayer’da takımlar arası bütünlüğün üst düzeyde olması ve koordineli oyunun sağlanması şart oluyor. Bu yazıyı okuyan bazı insanların kafasında şu soru işareti belirmiş olabilir : Bu oyunda base’imiz yoksa multiplayer’da kazanma şartı ne peki ? Oyundaki stratejik noktalardan daha önce bahsetmiştim.


Bu noktalar genelde tek değil, haritada öyle bölgelerde yer alıyor ki ya 2 tane yan yana ya da 3 tane. Bu ne demek oluyor? Şu demek oluyor. Süpermarket’in bir sağında bir de solunda bir beyaz çember var. Bu beyaz’ın anlamı o bölgeye kimse hakim değil. Herhangi bir aracımızı soldaki ve sağdaki çemberin içine koyup birkaç saniye bekleyince o bölgeler yeşil’e dönüyor ve bizim oluyor. Çemberin içindeki araçlarımızı veya askerlerimiz orada bir süre daha tutarsak otomatik olarak askerlere karşı etkili olan machine gun position, tanklara karşı etkili olan anti-tank position ve helikopterlere karşı etkili olan anti- air position oluşuyor. Yalnız bu oluşum süresi sırayla oluyor ve uzun sürüyor. Önce machine gun fortification oluşuyor ve yaklaşık 1 dakika sürüyor. Daha sonra diğerleri… Tabi bu arada ordumuzdan 2 tane aracı kaybetmiş oluyoruz ki bu da diğer bölgeleri almak için zaman kaybetmemiz demek oluyor. World in Conflict’te Company of Heroes’ta olduğu gibi 1 tankımız veya ordumuz çok değerli, bütün ordumuzu efektik bir şekilde kullanmamız başarı için şart. Baştaki soruya dönecek olursak; sahip olduğumuz stratejik noktalar rakipten fazla olduğu sürece rakibin puanı eksiliyor ve zaman bittiği zaman kimin puanı yüksek ise o takım kazanıyor. ( Haritadaki bütün kontrol noktalarını tutarsak oyun otomatik olarak bitiyor ) Oyunda bir de hava saldırısı düzenleme imkanı var. Sol üst köşede yer alan menüden nuke bomb, tank buster, airstrike , laser guided bomb, napalm strike, heavy artillerty gibi saldırıları yapabiliyoruz. Aynı zamanda yine o menüden, kaynaklarımızı harcamadan tank veya asker indirebiliyoruz.

World in Conflict

[Resim]

Silahını seç ve en çevik RTS’ye başla.

Massive Entertainment’in, hepimizin bildiği kalıplar içerisinde bir RTS yapmadığı açıkça belli. World in Conflict, U.S. ile S.S.C.B. arasındaki soğuk savaşı bu oyunda çözecek gibi gözüküyor.

Yayınlanan oyun içi videolarına göre, bu kadar bol aksiyon içeren bir RTS ile henüz karşılaşmamıştık. Haritanın her köşesinde bir aksiyon, deyim yerindeyse bir bir savaş karmaşıklığı var. Ağaçların arasından çıkagelen piyadeler, tepenizde dolanan ve silahlarını hazırda bekleten helikopterler, roketlerini dolduran tanklar, yıkık sokakların arasında saklanan düşman Adeta nefes almak için vaktiniz yok. Savaş oyunlarında klasikleşen “bir adım önünüzde” gerçekleşen patlamalar ve havalarda uçuşan el bombaları da bu kaos ortamına büyük etki ediyor. Eğer kıyamet 1989 yılında gerçekleşseydi büyük ihtimal World in Conflict’deki sahnelere benzer sahneler yaşanırdı diyebiliriz.

[Resim]


MULTIPLAYER:

World of Conflict’in multiplayer oynama özelliği klasik RTS’lerdeki gibi ordu kur – yönet – mouse’un sol tuşuna bas mantığından sıyrılıyor Oyundaki tüm oyuncular her üniteye her birime ve her yapıya sahip oluyor böylece birebir savaşlarda tam teçhizatla savaşıyorsunuz. Ordu kur – savaş mantığından ziyade strateji belirlemek yeterli geliyor. Az askere sahip olup da akıllıca bir stratejiyle sayısız askeri son yolculuğuna uğurlayabiliyorsunuz.

[Resim]


EKİP, TOPLANIN

Oyundaki en önemli stratejilerinizden biri takım çalışması olmak zorunda. Bir düzine asker ve birkaç sağlam tank ile akıllı bir saldırı yapmak varken “şu 3 asker önden gitsin ne kadar adam alırsa kârdır” mantığı bizlere sadece askerlerin cesedini kazandıracaktır. Ayrıca oyunda zırhlı ünitelerin komutanları, tek başına kafasına göre ilerleyemeyecek zira kendi ünitesinden bir tank infilak ettiğinde kendini savunması imkansız durumda. Oyunda müttefik güçlerin önemi oldukça fazla. Onlar olmadan tek başınıza koskoca ordulara direnmeniz bir hayli zor. Daha önce de dediğimiz gibi, başarının altın sırrı takım çalışmasında.

[Resim]


Kıdemli RTS oyuncuları için bile bu oyunda öğrenecekleri çok şey mevcut. Düşman ünitelerin ordusunu analiz etmeye ve düşman üssünü işgal etmeye konsantre olunmuşken World in Conflict, savaşı ayakta tutmayı başarıyor ve planlanmadan, amatörce yapılan saldırılarda ordunuzu kaybetmekle kalmıyorsunuz, aynı zamanda kendi üssünüzü de kaybediyorsunuz. Zira üzerine düzinelerce ünitenin yağdığını gören düşman, ya müttefiğine ya da uzaklarda bir birliğine sizin üssünüzü işgal etmelerini söylüyor. Bu yüzden stratejinizi çok iyi planlamanız gerekir.

[Resim]


Oyun esnasında kimi yerlerde kalabalık savaşlar gördüğünüz zaman hiç bu savaşa girmeyip kendi başınıza bir yol çizebilirsiniz. Farklı bir görev ile ilerleyip amacınıza ulaşmak da mümkün. Fakat söylemek zorundayız ki savaşmayı tercih etmezseniz çok sıkıcı görevler sizleri bekliyor.

[Resim]


Gelmiş geçmiş en hızlı oynanan, hareketin bir an bile durmadığı en seri RTS ünvanına aday olan World in Conflict, bu seneki RTS oyun piyasasına büyük soluk getireceği kesin. Özellikle Supreme Commander’ın yeni oyunu da kapıdayken RTS severler için güzel günler geliyor.