exellanc olarak etiketli yazılar

Crysis

[Resim]

2004’ün Şubat, Mart ayları oyuncular olarak olabildiğince kendimizi Half Life 2 haberlerine kaptırmışız, başka bir şey düşünemez olmuşuz. Birden FarCry diye bir demo düşüvermiş gökten, aman yarabbim böyle bir oyun yapılacak mıydı? Akabinde oyun gelmiş, başka birşey konuşamaz olmuşuz, tüm beklentiler askıya alınmış öncelik FarCry’a verilmiş. İncelemelerde ödül üstüne ödüller almış. Hatta beklenen oyunların gecikmesi FarCry’ın çıkmış olmasına bağlanmıştı. Birde böyle bir oyunun yapılmış olması yetmezmiş gibi yapanların da Türk kardeşler olduğuyla iyice böbürlenmeye başlamışız. İşte yaptık mı böyle yaparız, Türk’ün gücü sesleri ayyuka çıkmış. Bu kadar gururlanmamız için o kadar fazla sebebimiz vardı ki çok sevinçliydik. Sonrasında ise CryTek ismi bir teknoloji başlangıcı, güç gösterisi olarak sık sık karşımıza çıkacaktı. Beklenen an geldi ve CrySis duyuruldu. Oyun şimdiye kadar görmediğimiz güzellikte grafik ve her zamanki gibi birçok vaat ile ağızlarımızın suyunu akıtmayı başardı. Her yeni görüntü ile daha bir sabırsızlanmaya başlamış, çıkan videolar ile nerede ise uzun metrajlı bir film yapabilecek kıvama gelmiştik. Herkesin sabırsızlıkla beklediği ‘Peki oyun Türkçe olacak mı?’ sorusuna yanıt gecikmedi ve dünya standartlarında bir oyunun %100 Türkçe olacağı CryTek CEO’su Cevat Yerli’den geldi. Artık tek yapmamız gereken sistemlerimizi hazır etmek ve koltuklarımıza yaslanıp beklemekti.

Bir rüya gerçek oldu…

Oyuncular olarak sürekli gerekli desteğin Türkiye pazarına verilmediğinden şikayetçi olduk durduk. Haklı sebeplerimiz vardı. Elin Tanzanyalısı kendi dilinde oyun oynarken biz neden oynayamıyorduk? Suçumuz var mıydı peki? Birçok sorundan kendimizi sadece oyun oynayarak arındıran, rahatlayan oyuncular değil miydik bizlerde? Farklı amaçlarımız var mıydı? Yoktu, bizde herkes gibi kendi dilimizde oyun oynamak istiyorduk, gereken desteği göstermemiz beklendi durdu. Peki neydi bu çifte standart? Diğer ülkelerde kopya oyun yok muydu, milyonlarca insanın netten oyunları indirdiği tek ülke acaba Türkiye miydi? Kopyanın en çok teşvik edildiği, bunu önlemek adına kendi dilinde oyunların çıkarıldığı Rusya’dan daha kötü durumda mıydık? Hayır! Peki eksiklerimiz nelerdi? Bunları görmedik mi? Gördük, beklentilerimiz arttı. İşte beklenen fırsat geldi çattı. Peki şimdi ne olacaktı? ‘Biz tüm zorluklara rağmen içimizden gelerek, kalbimizle yaptık bu işi’ demedi mi Cevat Yerli? Diğer ülkelerde satılan fiyat etiketinden daha aşağıda tutulmadı mı Türkiye fiyatı? İşte artık hiçbir bahaneniz yok arkadaşlar. Artık destek zamanı. Bahaneler arkasına sığınmak için sebebiniz yok. Bu projeye vereceğiniz destek ile bundan sonrası için Türk oyun sektörünün gelişmesinde, insanların dikkatlerinin buraya çekilmesindeki en büyük etken sizler olacaksınız. Parasını gereksiz sponsorluklar için harcayanlar görecek ki Türkiye’de bir oyuncu kitlesi var. Azımsanmayacak bu kitleyi kimse göz ardı edemeyecek. Diğer firmalar işin ciddiyetini görüp evet bizde bu desteği vermeliyiz diyebilecekler. O yüzden bundan sonrası için oyun sektöründeki tek adam siz olacaksınız. CrySis’i Türkçe almalı, orijinal oynamalı ve bu özeni herkesin göstermesini istemelisiniz. Artık bir oyunun kopya oynanmaması gerektiğini insanlara göstermeli onları utandırmalısınız. Bundan sonrası için bizlerin değil firmaların bahanesi olmayacaktır. Eğer bu piyasayı ve Türk oyuncularını bu özveriye rağmen kaybetmeyi göze alacaklar ise o zaman yolumuza bildiğimiz gibi devam ederiz. Peki bir oyun yazısında bunları anlatmalı mıydım? Evet çünkü bunca yıl bende herkes gibi aynı beklentiler ve bahaneler içinde idim, artık Türkçe oyunlara destek verme zamanıdır. Bunu ise bir dünya standardı ile bizlere sunan CryTek’e borçluyuz. Onlar bizlere güvendi, biz de güvenlerini boşa çıkarmayacağız.

Hayatın için dövüş!

Crysis’in konusunu bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama bir kez daha özet geçeyim. 2020 yılında Kuzey Kore açıklarında bir adaya belirsiz bir gök taşı düşer. Gök taşı ile birlikte para normal olarak adanın bir kısmı buzul bir hal alır. Kuzey Kore hükümeti ise olay ile birlikte adayı dışarıyla iletişime kapatır ve Kuzey Kore Halk Ordusu (KHO) bölgeye konuşlanır. Biz de adada bulunan arkeologlar ile iletişimin kopması ile birlikte Amerikan özel hareket ekibiyle birlikte onları arama görevine veriliriz. Görev esnasında ise takım kaptanı Dr. Rosenthal adanın KHO tarafından işgal edildiğini bildirir. Bundan sonra ise öncelikli görevimiz KHO ile sıcak çatışmadan kaçınmak ve rehineleri kurtaramaya öncelik vermek olacaktır. Ama olaylar istenildiği ölçüde gitmez ve KHO müdahalesi ve gizli bir biriminde ele geçirilmesi ile özel donanımlı nano giysilerimiz ile tam yetki verilerek olaya müdahil olmamız istenir. Bundan sonrasını ise anlatmıyorum çünkü bu keyfi Türkçe olarak yaşamak sizlerin hakkı. Söylediğim onca şeyden sonra oyunu oynarken ne kadar İngilizce’niz iyi olur ise olsun Türkçe oynamanın ne kadar zevk verdiğini göreceksiniz. Bazen öyle durumlar oluyor ki tüylerim diken diken oluyor. Kontrollere varıncaya kadar %100 Türkçe bu oyun gözlerimizi yaşartacak kalitede.

Oyunda kullanılan silah listesi:

Tabanca/Pistol: Standart her FPS oyununda genelde oyuna başladığınız düşük kapasiteli zarar verme durumuna sahip silahımız.

Makinalı Tüfek/ Machine Gun: Kısa menzilli seri atışlar yapabilen ve kişiselleştirebileceğiniz ve oyunda bir hayli fazla kullanacağınız taramalı silahınız.

Pompalı/Shotgun: Klasik çifte atar pompalı tüfeğimiz yakın çatışmalarda düşman için kalıcı hasar bırakan bir diğer silahımız.

Scar: Taramalı gibi özelliklere sahip olması ile birlikte özel kuvvetlere özgü güçlü bir silahtır. Modifiye olanağı bir hayli fazla olan bir diğer silahımızdır ayrıca.

FY71: KHO’nun standart silahıdır. Çatışmalar esnasında KHO askerlerinden bol miktarda temin edebilirsiniz.

Keskin Nişancı Tüfeği/Sniper: Uzak mesafeden nokta atışları yapabileceğiniz etkili uzak menzilli tüfeğiniz.

Ağır makineli/Minigun: Taşıması ağır e hızınıza etki eden ama bunun yanında hasar kapasitesi en yüksek silahlardan döner başlıklı ağır makineli silahınız.

Gauss Tüfeği: Sniper gibi uzak mesafe silahı olmak ile birlikte kullandığı elektro mıknatısları ile mermileri ışık hızına yakın bir şekilde düşmana iletir.

Roket Atar: Yine FPS oyunlarının olmaz ise olmazı roket atarımız CrySis içinde bizleri bekliyor. Gösterdiği etki ve efekt görülmeye değer. Maruz kalmamaya özen gösterin.

Oyunda bu silahlara ek olarak silahlarınızı istediğiniz gibi kişiselleştirme özelliğine sahipsiniz. Örneğin taramalı tüfeğinize sessiz olmanız gerek bir mekanda susturucu takabilir, karanlık alanlarda fener yerleştirebilir, dürbün, lazer yada taktiksel eklenti ile daha da güçlendirebilirsiniz. Bu özelliği kullanabilmek için oyun esnasında “C” tuşuna basarak silahınızı modifiye edebilirsiniz yine aynı işlem ile dilediğiniz modifiye opsiyonunu geri alabilirsiniz. Modifiye olanağı silahların kapasitesi ve aldığınız göreve göre değişiklik gösterebilir. Bu silahlara ek olarak oyunda el bombası, sis bombası, flaş bombası gibi patlayıcılara da sahip olacaksınız.

[Resim]

Silah modifiyesi esnasında arka planın ağırlaşarak blur efekti ile gösterilmesi oyuna ayrı bir hava katmış. Silahların da ne kadar detaylı tasarlandığı bu esnada gayet net görülüyor.

Araçlar:

CrySis evrenindeki bu adada düşman birimlerinin araçları da yanı sıra olmak üzere bot, tank, kamyon, helikopter gibi birçok aracı etkileşimli olarak kullanabiliyorsunuz . Her hangi bir aracın yanına gelip �F� tuşuna basmanız kullanmaya başlamanız için yeterli. Bazı araçların kendinde silahları oluyor bunların kolay kullanımı için aracın içinden görünümün dışına çıkmanız gerekiyor. Bunun için �F1� tuşuna basmanız yeterli böylelikle hem aracı kullanıp hem de aracın silahını rahat bir şekilde kullanabilirseniz. Bu araçların hepsi hasar alabildiği için düşman mevzilerindeki araçlara çok zor durumda kalmadığınız sürece hasar vermemeye çalışın böylelikle araçları dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

[Resim]

Maksimum Oyun!

CrySis sloganını hak eden müthiş bir oyun bunun en büyük etkisini ise sizlere oyunda sahip olduğunuz nano suit yani nano elbiseniz ile sunuyor. Nano suit’e geçmeden önce nano teknolojisi hakkında sitelerden derlediğim kısa bilgileri de aynen ekliyorum.

NanoTeknoloji Nedir?

Sözlük Anlamı:

Nano kelimesi Yunanca nannos kelimesinden gelir ve küçük yaşlı adam veya cüce demektir. Günümüzde nano, teknik bir ölçü birimi olarak kullanılır ve herhangi bir birimin milyarda biri anlamını taşır. Genellikle metre ile birlikte kullanılır. Nanometre, 1 metrenin milyarda biri ölçüsünde bir uzunluğu temsil eder (yaklaşık olarak ard arda dizilmiş 5 ila 10 atom).

Teknoloji kelimesi ise yine Yunanca tekhné ve logia kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşur. Tekhné el işi veya sanat, logia ise bir konunun çalışılması olarak tercüme edilebilir. Teknoloji genellikle çevre üzerinde kontrol sağlamak amacıyla araç yaratılması olarak tanımlanır. Başka bir anlamla ise teknolojiyi, bilimsel metotların ticari amaçlar için kullanılması olarak yorumlayabiliriz.

Genel Tanım:

Nanoteknoloji, çok genel tanımıyla, istisnai şekilde küçük (yaklaşık atom boyutlarında) yapıların ticari bir amaca hizmet edebilecek şekilde düzenlenmesidir. Başka şekilde tanımlamak gerekirse: Maddeler üzerinde 100 nanometre ölçeğinden küçük boyutlarda gerçekleştirilen işleme, ölçüm, modelleme ve düzenleme gibi çalışmalar nano-teknoloji çalışmaları olarak nitelenir.

Nanoteknolojinin Kullanım alanları

Endüstriyel Alanda:Mikrosensörlerin, mikromakinaların, optoelektronik elemanların imalatı ve uygun şekilde bir araya getirilmesi. ii) Medikal Alanda: Mikro cerrahide (göz, beyin vb.), Diagnostik kitlerde, Bilimsel Araştırmalarda, Yüzey karakterizasyonu ve modifikasyonu, Mikroorganizmaların taşınması, DNA modifikasyonu vb.

Nanomanipulator

Nanomanipulator: Bir insana molekülleri görme dokunma ve değiştirme imkanı tanıyan sanal gerçeklik arabirimidir. Virus, DNA iplikleri ve nanotüpleri modifiye etmek amacıyla kullanılabilmektedir. NM datayı almak için AFM kullanmaktadır. Sanal gerçeklik eldivenleri ve gözlükleriyle kullanıcın örneğin yüzeyini görmesini ve hissetmesini sağlamaktadır. Böylelikle kullanıcı eliyle mikroskobik objeleri tutabilir, itebilir, hareket ettirebilir ve sonuçta çıkan kuvveti, etkileşimi hissedebilir. Böyle bir teknolojiyle gen transferi, enzim değişimi , jeller ve yüzeyler üzerinde lokal değişiklikler yapabilmek mümkün olmaktadır.[Resim]

Nano elbisemizin kullanımı oldukça kolay oyun esnasında V tuşu yada Mouse’muzun orta tuşuna bastığımız karşımıza çıkan ekranda durumumuza en uygun olan seçeneği seçerek olaya giriyoruz.

Maksimum Zırh: Zırhı seçtiğimizde düşman ile girdiğimiz çatışmalar esnasında elbisemizin koruyucu özelliği aktif olduğundan diğer seçeneklere nazaran hasar alma seviyemiz düşüyor. Sıcak çatışmalar esnasında kullanımı oldukça işinize yarayacaktır.

Maksimum Hız: Hız belki içlerinde en zevkli olanlardan bir tanesi. Kısa mesafelerde ortamın gerginliğinden ya da çatışmalardan sıvışmak için bire bir. Bunun kullanımı esnasındaki atraksiyonlar ise ayrı bir güzel.

Maksimum Güç: Size ek güçler kazandırıyor. Elbise aktif etkinizi güçlendirerek ağır nesneleri kaldırmanızı, araçlara daha fazla hasar verebilmenizi, yüksek bir yere zıplarken size yardımcı olmanın yanı sıra silahların kullanımında stabil bir performans sunuyor. Tabi tüm bu güçlerin belli bir süresi ve gücünüzden götürüsü olduğunu unutmayın.

Pelerin: Nano elbisenizin en etkileyici özelliklerinden bir tanesi kısa bir süreline sizi görünmez moda geçiriyor ve görünmemeniz gereken ortamlardan kolayca kurtulabiliyorsunuz.

Nano elbisenizdeki güçlerin kullanımı sınırsız değil belli bir süresi ya da enerjinizden götürüsü var. bunu en sağlıklı şekilde kullanmak oyuncunun becerisine bakıyor. Öyle ki her gücün ayrı bir kullanım yeri var. Yüksek bir yerden atlarken maksimum güç işinize fazlası ile yarayacaktır. Bu tarz değişik kombinasyonları oyuncunun keşfetmesi hiç de zor değil. Gösterge panellerinden zaten sağlık durumunuzu takip edebiliyor, görevlerinizi ise haritadan kolayca bulabiliyorsunuz. Oyun bu konuda da oyuncuya fazlası ile kolaylık sağlıyor. Nano elbisenizin seslendirmeleri de gayet başarılı, havaya girmekte hiç sorun yaşamıyorsunuz. Aralara seslendirmeler ile ilgili sürekli bir şeyler sıkıştırıyorum ki oyunun bu konudaki kıymetini bilelim diye.

Oyunun kontrolleri son derece kolay. Bir FPS oyunun rahatlığı tamamı ile oyuncuya sunulmuş. FarCry’dan bu yana gelen CryTek’in bu konudaki başarısı da devam ediyor CrySis ile. Ayrıca son zamanlarda PC oyuncularının oldukça beğenisini kazanan Xbox 360 oyun kolu için desteği de var oyunun. Xbox 360 kolu ile de oyunu titreşim desteği ile gayet rahat oyunu oynayabiliyorsunuz. Oyunun çoklu oyuncu kısmında ise Instant Action ve Power Struggle modları ile 32 kişiye kadar çoklu olarak oyunu oynayabiliyorsunuz. Çoklu oyun deneyimini yaşamak için EA hesabınız ile giriş yapmalısınız.

DirectX 9 vs. DirectX 10

Gelelim oyunun görsel anlamda vaat ettiklerini yerine getirip getirmediğine, herhalde CrySis’in grafiklerine kötü demek beyaza siyah demek gibi bir şey olurdu. Oyun tıpkı FarCry’da olduğu gibi çıkıp etrafa bakmak, adanın güzelliğini görmek için bile oynanabilir. Bazen durup etrafa bakıyorsunuz bu bölümde biraz daha vakit geçireyim diyorsunuz. Tabi tüm bunlar iyi hoşta ne kadarını görebileceğiz sorusu akıllara gelmiyor değil. Şöyle yine Cevat Yerli’den bir alıntı yapayım ‘Monster Inc. yada Shrek gibi grafiksel kalitede oyun yapmamamız için hiçbir sebep yok ama önemli olan bunu oyuncuya hızlı bir şekilde sunmak diyor. Öyle ki bazı yavaşlıklardan dolayı DX 10 API’sinin bazı özelliklerini kullanmamışlar. Oyun Very High detayda görsel manada tam bir şölen sunuyor. Ama Very High’da rahat bir şekilde ve yüksek çözünürlükte oynayabilmeniz için en az çift bir 8800 GT gerekiyor. High’da ise 8800 GT bu oyunu rahat bir şekilde çalıştırıyor. High, Very High karışımında ise hatırı sayılır bir oyun zevki sizlere sunsa da yüksek frame almanız olası değil. Eğer 1440*900 üstü çözünürlüklerde Very High detayda oynamayı düşünüyor iseniz SLI bir anakart ve en az iki adet 8800 GT temin edin. Zaten tavsiye edilen sistem sorusuna ise Cevat Yerli, ‘Daha bizim tavsiye ettiğimiz bir sistem çıkmadı’ diyor ve gülerek şaka tabi deyip çift çekirdekli C2D bir işlemci, 2 GB Ram, 8800 GT diyor. Hatta ben kendim dört çekirdekli bir işlemci ile dört gözle oynuyorum diyor.

[Resim]

Cevat Yerli�nin yapılan röportajlarda sürekli espriler yapması oyun hakkındaki olumlu gelişmelerden bir hayli memnun olduğunu da gösteriyor. Bizim oyunu oynadığımız sistem ise C2D E6420 işlemci, 2 GB Ram ve 512 MB 8800 GT grafik kartı. High ayarlarda 1440*900 çözünürlükte gayet rahat bir şekilde 30 fps üstünde oyunu oynayabiliyoruz. Very High’da ise çok fazla çatışmanın olduğu ve çok komplike sahnelerde 10-15 FPS’ye düşebiliyor. Şunu rahat söyleyebilirim ki bu oyunu High seviyede oynamak bile görsel manada tam bir şölen yaşatıyor oyuncuya. Very High’da ise ışıklandırmalar ve kaplamalar tamamen değişiyor. Bu da daha fazla bellek ve işlemci gücüne sahip ekran kartı ihtiyacı demek oluyor. Ama bu oyunu illaki çok yüksek sistemlerde oynayabileceğiniz anlamına gelmiyor. Oyunu low, medium karışık ayarları ile 8600 GT, HD 2600 XT gibi orta seviye kartlarda rahatça oynayabilirsiniz. Zaten gözünüze en iyi gelen görsel ayarları sisteminize uygun bir şekilde ayarlamak standart gelen ayarlardan çok daha iyi performans verecektir. Ayrıca bu durumda bile FarCry’dan daha iyi bir görsellik vaat ediyor. Birde bunu Türkçe oynadığınızı düşünürsek kaybedeceğiniz bir şey yok. CrySis’in şu anda piyasadaki tek gerçek, yama ile gelmeyen bir DX 10 oyunu olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yeni ekran kartı alırken de sitelerin CrySis testlerine de bakmak faydanıza. Lakin CrySis her şeyi ile zamanın ilerisinde bir oyun. FarCry ilk çıktığında zamanın en iyi kartları 9800 Pro’ları bile zorladığını hatırlatırım. Ek alarak eğer bu oyunu High ayarda oynamayı düşünüyor iseniz kesinlikle XP altında oynayın çünkü Vista’ya oranla çok daha iyi performans sunuyor.

[Resim]

Son Sözler

Bunca zaman bekledik ve nihayetinde oyunumuza kavuştuk. CrySis son zamanlarda çıkan en iyi FPS oyunlarından bir tanesi, hatta FarCry ile devam eden FPS dediğimizde ilk aklımıza gelen oyun olma özelliğini de CrySis ile devam ettiriyor. Oyun sunduğu görsellik ve türe kattığı yenilikler ile adından daha uzunca bir süre söz ettirecek gibi. Bu konuda Yerli kardeşleri, CryTek ekibini ve harika hayal güçleri ile böyle bir oyun sundukları içir ayrıca tebrik etmek istiyorum. Bizlere dünya standardında bir oyunu da %100 Türkçe sundukları içinde ayrı bir minnet borcumuz var. Bizlere gösterdikleri bu güven ile kalbimizde ayrı bir yer edindiler. Eğer hala durup oyunu almayı düşünüyor iseniz teesüf eder, hemen yola koyulmanızı tavsiye ederim.

GTA IV

Grand Theft Auto serisi şüphesiz oyun dünyasının en önemli serilerinden birisidir. Rockstar, GTA serisinin her yeni versiyonu ile oyuncuları kendine aşık etmeyi bilir ve oyun dünyasını sarsar. Yeni nesil oyunlar piyasayı kasıp kavururken Rockstar takımı hala stüdyoya kapanmış, Grand Theft Auto serisinin dördüncü bölümüne çalışıyorlardı. Yapım aşamasının çok uzun sürmesi Rockstar’ın çok güzel ve eksiksiz bir oyun çıkarmak istemesiydi. Sonunda bekleme bitti ve GTA IV evlerimize konuk oldu. Zaten bir çoğunuz oyun hakkında az çok bilgi edinmişsinizdir ve ne kadar başarılı bir yapım olduğunu duymuşsunuzdur. Oyun hem teknik açıdan hem senaryo açısından çok zengin bir oyun. Gelin hep beraber GTA IV’ün inanılmaz dünyasına adım atalım.

Grand Theft Auto serisinin önceki oyunlarında olduğu gibi GTA IV’de de büyük bir özgürlüğe sahibiz. Oyunda senaryoyu takip etmek dışında yapılabilecek binlerce şey bulabilirsiniz. Ne kadar özgür olduğumuzu ve yapabileceğimiz şeyleri bu yazıda uzun uzun inceleyeceğiz. Fakat ilk olarak oyunun asıl kahramanından ve senaryodan bahsedelim. Çünkü GTA IV uzun zamandır piyasaya çıkmış en güzel hikaye ve karakterlere sahip bir oyun.

Niko Bellic ve Liberty City

Niko Bellic, son derece kötü deneyimler yaşamış, hayatında bir çok suç işlemiş, adam öldürmüş, kendisinin ruhsuz birisi olduğuna inanacak derecede kana bulanmış bir geçmişe sahip bir adam. Geçmişle olan kavgası onu ülkesinden alıp Amerika’ya Liberty City’e taşıyor. Liberty City (Gerçek hayattaki New York City ile büyük benzerlikler taşıyan GTA şehri) özgürlükler ve imkanlar diyarı olarak biliniyor. Yeni bir hayata başlamak isteyen insanların şehri Liberty City. Niko Bellic’in kuzeni Roman Bellic de bu şehirde yaşıyor. Roman’ın attığı mektuplarda övüp övüp durduğu bu harikalar diyarı belki yeni bir başlangıç olacak. Fakat Niko, Liberty City’ye sadece yeni bir başlangıç için gelmiyor. Bazı planları var. Görülecek bazı hesapları var. Niko Bellic gemiye atlıyor ve soluğu Liberty City’de alıyor.

Fakat Liberty City ne bir cennet ne de Roman’ın anlattığı gibi bir hayal dünyası. Dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da ölüm her köşe başında insanın karşısına çıkabiliyor. (Gerçek hayatta New York’daki suç oranı tabii ki bu kadar yüksek değil. Fakat oyunu bir film havasında yaşamamız ve daha heyecanlı olması adına olaylar abartılmış. Zaten aksi halde ortaya bu kadar zevkli bir oyun çıkmazdı.) Bu kozmopolitik şehiri, uyuşturucu satıcıları, katiller ve mafya günlük yaşamın içerisinde bir örümcek ağı gibi sarmışlar. Roman da aslında mektuplarında anlattığı gibi saraylık bir yaşam sürmüyor. Niko daha ilk günden aslında hiç bir şeyin güllük gülistanlık olmadığını anlıyor. Taksi servisi yapan ve küçük bir stüdyoda yaşayan Roman ile birlikte Liberty City macerasına adım atıyor.

Oyun, Niko’nun Roman’la birlikte çevre edinmeye başlaması ve para için yasa dışı işlere girmesi ile başlıyor. Oyun boyunca bir çok değişik karakterle karşılaşıyoruz. Bu karakterlerin rolleri küçük veya senaryoyu değiştirecek kadar büyük olabiliyor. Karşılaştığımız karakterlerin çoğu ile samimiyet seviyemizi kendimiz ayarlıyoruz. Davranışlarımız diğer karakterlerin tavırlarını etkiliyor. Oyunun bu sosyal kısmı çok güzel yapılmış ve oyuncuya büyük bir özgürlük hissi verecek şekilde hazırlanmış. Sosyal yaşam hakkında daha sonra uzun uzun konuşacağız.

Senaryo görevler şeklinde oluşuyor. Bir görevi bitirdiğinizde başka görev açılıyor. Bazı görevler bir kaç görevin bitmesinden sonra açılıyor. Oyunda 4 tip görev alabiliyorsunuz diyebiliriz. Birincil görevler direk oyunun öyküsünü oluşturan görevler. Bunları haritada ikon olarak görebiliyoruz. İkincil görevler oyunda tanıştığınız karakterlerin vereceği görevler serisi. İkincil görevleri de haritada ikon olarak görüyoruz.

Ekstra olarak alabileceğiniz random görevler ise haritada gözükmüyorlar. Bazen bir görevden sonra konuyla alakalı bir kişi oyuna dahil oluyor. Bu kişiler sadece yakınlarından geçtiğiniz zaman mavi adam ikonu olarak haritada gözüküyorlar. Aksi halde bu görevleri göremiyorsunuz. Yani random görevler için bu kişilerin Liberity City’de bulundukları bölgerleri -biraz da şans ile- bulmanız gerekiyor.

Son olarak da arkadaşlarınızdan alabileceğiniz, para kazanma görevleri var. Her karakter size para karşılığında bazı işler yaptırmak istiyor. Random ve arkadaş görevleri hikayayi direk etkilemiyorlar. Eğer oyunu % 100 bitirmek istiyorsanız bu görevler için de uğraşabilirsiniz.

Liberty City daha önce bahsettiğim gibi New York City ile büyük benzerlikler taşıyan bir şehir. Oyunda 4 büyük ve bir kaçak küçük ada var. Büyük adalar köprülerle birbirlerine bağlılar. Küçük adalara ise teknelerle ulaşmak mümkün. Liberty City’de yaşayan insanların etnik kökenleri bile New York City ile benzerlik gösteriyor. Ruslar, Broker (Brooklyn) ve Dukes’de (Queens) daha çok karşımıza çıkarken, siyah ve Latin Amerikalılar kuzey Algonquin (Manhattan) ve Bohan’da (Bronx) daha çok karşımıza çıkıyor. Oyundaki karakterler gerçekten şehrin kültür yelpazesini gözler önüne seriyor. Değişik din ve ırklardan insanlar oyunda kendilerine has aksanları ve yaşam tarzlarıyla rol alıyorlar.

Liberty City’nin suç oranı ile doğru orantılı büyüklükte bir polis departmanı var. LCPD (Liberty City Police Department) şehrin her yerinde görev yapıyor ve olaylara anında müdahele ediyor. Polisler kendi aralarında telsizlerle kominikasyon sağlayıp olayın büyüklüğüne göre yardım istiyorlar. Ayrıca suçun büyüklüğüne göre tavırları da dikkat çekici. Bir polisin yakınında bir araba kazası yapsanız belki başınız belaya girmiyor ama elinizde beyzbol sopasıyla birisine saldırsanız hemen olaya müdehale ediyor. Eğer silah çıkarırsanız hemen yardım çağırıyor ve sonra silahınızı bırakmanız için size uyarıda bulunuyor. Ayrıca güvenlik güçleri ciddi durumlarda helikopterlerle havadan veya botlarla denizden yardım da yapabiliyor.

Liberty City gerçekten yaşayan bir şehir. Sokaklarda yürüyen insanlar değişik davranışlara sahipler ve olaylara tepki veriyorlar. Bir silah sesi ile insanlar kaçıyor, cep telefonlarından polis arıyorlar. Birisi yaralandığında yardım edenler, ambulans çağıranlar, ilgilenmeyip olay yerinden uzaklaşanlar var. Bir trafik kazası yaptığınızda diğer araçtaki şöför belaya bulaşmamak için uzaklaşabilir de arabasından inip size bağırabilir de. Oyunda bazen öyle şeyler oluyor ki, şaşırmamak elde değil. Hatta bir keresinde bir arabanın sürücüsünü indirip arabasını çalıyordum ve adam sivil polis çıktı hemen silahına sarılıp bana ateş etmeye başladı.

Liberty City – Mekanlar

Şehirde sıklıkla ziyaret edebileceğimiz önemli noktaları inceleyelim. Bu mekanlara istediğiniz zaman gidebilirsiniz. Zaten bir kısmına senaryo ve görevler doğrultusunda ister istemez gideceksiniz.

Restaurant ve Fast Food’lar

Nikonun enerjisini arttırmak için yemek yiyebileceğiniz gibi, arkadaşlarınızı ya da sevgilinizi restorantlara davet edebilirsiniz. Değişik restorantlar değişik yemekler veriyor. (Evet oyunda sevgiliniz olabiliyor, hatta isterseniz birden fazla bile olabilir ve çapkınlık yapabilirsiniz. Fakat gelin bu konuya sonra dönelim.)

Barlar

Yine hem arkadaşlarınızla hem yalnız gidip içebileceğiniz mekanlar. Bir bardan çıktığınızda sarhoş oluyorsunuz. Sarhoş olmak Niko’nun dengesiz bir şekilde yürümesine sebep oluyor. Eğer araba ile bara gittiyseniz taksi çağırıp eve gitmenizi tavsiye ederim. Yok eğer sarhoş sarhoş araba kullanmak istiyorsanız bu da mümkün. Sarhoş araç kullanımında ekran sallanıyor ve aracı kontrol etmek çok zor oluyor. (Fakat Niko’yu sarhoş görmek komik, en azından bir deneyin derim. Hatta bir kızı bara götürdüğünüzde bardan çıkışta Niko’nun kızla saçma sapan konuşmasını dinlemek gerçekten komik.)

Bowling Salonları

Bowling oyunu hiç de zor değil ve çok zevkli. Tavsiye ederim. (Arkadaşlarınız veya sevgilinizi götürebilirsiniz)

Dart Salonları

Dart oyunu da eğlenceli ve vakit geçirmek için bire bir. (Arkadaşlarınız veya sevgilinizi götürebilirsiniz)

Bilardo Salonları

Bilardo Solununda klasik Amerikan bilardo oynayabiliyorsunuz. (Arkadaşlarınız veya sevgilinizi götürebilirsiniz)

Tiyatrolar

Tiyatro dedim ama aslında gösteri demeliyiz. Çünkü bir kaç ilginç performans izleyebiliyorsunuz. Rockstar ekibi bunlar için bile büyük bir emek harcamış. Gittiğiniz şovlarda komedyenlerden büyücülere kadar değişik performansları izleyebiliyorsunuz. Hatta bazı mekanlar sadece komedi klüb olarak açıklar. Mutlaka bu şovlara gidin bazı espriler gerçekten çok komik.

Giyim Mağazaları

Mağazalarda Niko için giysi alabiliyoruz. Üst, alt, ayakkabı, şapka ve gözlük çeşitleri mevcut. Şehirin değişik yerlerindeki değişik mağazalar, değişik ürünler satıyor. Bazı mağazalardan sadece spor giyimlere ulaşabilirken, bazı mağazalardan takım elbise alabiliyoruz. Ayrıca giydiğimiz giysiler çıktığımız kızların zevkine uygun olursa ilişkimizde artı puan alıyoruz. Bu konuya aşk başlığında değineceğim.

Silah Satıcıları

Bu dükkanlardan istediğiniz silahı veya ekstra koruma için çelik yelek alabiliyorsunuz. Fakat değişik mağazalarda değişik silahlar olabileceği gibi bazı silahlar yakında gelecek etiketiyle gösterimde olabiliyor. Oyunda ilerledikçe bu silahlara ulaşabiliyoruz. Fakat oyunda karşımıza çıkacak karakterlerden birisi (Little Jacob) eğer aranız iyi olursa size bu silahları çok daha ucuza satabiliyor. Little Jacob ile tanıştıktan sonra mümkün olduğunca onun işlerini görün, yemeğe veya oyun oynamaya götürün.

Hastane, İtfaiye ve Polis Binaları

Bu binaların yakınında birimle ilgili araçları bulabiliyorsunuz. Eğer bir polis arabası çalmak isterseniz (ki oyunda bu konu ile ilgili özel görevler var, sonra değineceğim) 911 acil servisi arayıp bulunduğunuz bölgeye bir araç çağırabilir sonra polislerden arabayı çalabilirsiniz veya başınızı belaya sokmadan bir polis istasyonunun yakınındaki boş duran bir polis arabasını çalabilirsiniz.

Araba Yıkama ve Boyama Binaları

Adından da anlayabileceğiniz gibi aracınızı tamir etme ve temizlemeye yarıyor. Aynı zamanda polislerden kaçarken de aracınızı boyatmak işe yarayabiliyor. Tabii sizi girerken görmemişlerse.

İnternet Cafe’ler

Evet Liberty City’de teknoloji günümüze uygun. İnternet Cafe’lerde bilgisayar kiralayıp internet kullanabiliyoruz. Bu kısmı kominikasyon kısmında daha ayrıntılı açıklayacağım. Fakat şimdilik çok kapsamlı bir internet sistemi olduğunu söyleyebilirim.

Strip Club’lar

Yarı çıplak dansçı kızları izlemek istiyorsanız kaçırmayın. Kızlar sahnede dans ederlerken isterseniz özel dans alabiliyorsunuz. Gerçek Strip Club’larda olduğu gibi sizi ayrı bir odaya götürüyorlar ve daha yakın ve size özel bir şekilde dans ediyorlar.

Apartmanlar

Oyun başladığında Roman ile kaldığınız ufak bir apartmandasınız, fakat oyun ilerledikçe şehirin değişik yerlerinde evlere sahip olabileceksiniz. Hatta bazı apartmanlar bazı senaryolardaki seçimlerinize bağlı olarak açılıyorlar. Apartmanlar oyunu save etmeniz için kullanılıyor. Apartmandaki yatağınıza gittiğinizde uyuyorsunuz ve oyunu kaydetmiş oluyorsunuz. Fakat unutmayın ki save esnasında oyunun zamanı ile 6 saat geçiyor. Eğer bir randevunuz varsa kaçırabilirsiniz. Ayrıca apartmanda kıyafetlerinizi değiştirebilir ve televizyon izleyebilirsiniz. Televizyon konusuna kominikasyon kısmında değineceğim.

Liberty City – İletişim

GTA IV günümüz kominikasyon imkanlarını oyunun dünyasına taşımış. Bu imkanlar bazen eğlence için bazen ise görevler için kullanılıyorlar.

Cep Telefonu

Oyundaki en yakın dostunuz cep telefonunuz desem abartmış olmam sanırım. Cep tefonunuz bir noktada sonra alışkanlık yapıyor. Aynı gerçek hayattaki gibi kullanmaya başlıyorsunuz. Eğer birisi ararsa X tuşuna basarak telefonu açabiliyorsunuz. Eğer birisi sizi arayıp bir yere davet ediyorsa X tuşu kabul etmek, çember tuşu ise kabul etmemek anlamına geliyor. Controller ok tuşu ile cep telefonunuzu istediğiniz zaman açabilirsiniz. Cep telefonunuzdaki menülerin dışında normal tuşları girerek telefon etme şansına sahipsiniz. Mesela 911 ile acil servisi arayabilir, polis, ambulans veya itfaiye çağırabilirsiniz. Ayrıca oyun içinde, televizyon ve internet sayesinde bazı telefon numaralarına ulaşabilirsiniz ve ayrıca yakında çıkmaya başlayacak olan oyun hilelerini de telefonla arayarak gerçekleştirebileceğiz. (Örnek olarak, 984 555 0100’ı ararsanız o anda radyoda çalan şarkıyı size text olarak atıyorlar.) Telefonunuzdaki seçenekler ve kullanımları şöyle;

Telefon rehberi – Bağlantıda olduğunuz kişileri arayabiliyorsunuz. Eğer kişi arkadaşınız veya sevgiliniz ise karşınıza çıkacak olan seçeneklerden birini tuşlayarak bir yere davet edebiliyorsunuz. Davetler gerçekten çok önemli, oyunda tanıştığınız kişilerle aranızdaki bağın kuvvetlenmesini ve sizi daha çok sevmelerini sağlamak için sosyal yaşamınızı pozitif tutmalısınız. Bazı arkadaşlarınızın özel görevlerini almak için de rehber menüsünü kullanmalısınız.

Mesajlar- Bağlantılarınız sizlere mesaj atarak bazı bilgiler verebiliyor veya aramınızı isteyebiliyor.

Takvim ve notlar- Oyunda bazen belirli bir günde belirli bir yerde olmanız gerekebiliyor, yani randevunuz olabiliyor. Randevularınızı bu kısımda görebilirsiniz. Randevunuza kısa bir süre kala telefonunuz size bunu haber veriyor. Oyunun bazı yerlerinde yapacağınız çok şey olduğunda çok kullanışlı oluyor.

Kamera – Oyunda ilerleyen aşamalarda telefonunuz değişiyor ve kameralı bir modele sahip oluyorsunuz. Kamera bazen görevlerde işe yarayabiliyor.

Multiplayer – GTA IV’ü online milyonlarca insanla birlikte oynamak için bu seçeneği seçiyoruz. Oyunun online özelliklerinde bu konuya daha ayrıntılı değineceğim.

Options – Telefon seçenekleriniz buradan ayarlayabilirsiniz. Telefonunuzun çalma sesinden yazı büyüklüğüne kadar seçenekler burada. Ayrıca internetten değişik tonlar veya fon grafikleri indirebilirsiniz.

Sixaxis Tutorial – GTA IV Playstation 3 versiyonu Sixaxis motion control kullanım desteği ile geliyor. Buradan kontrolleri öğrenebileceğiniz bir tutorial’a gidiyoruz. Motion Control, helikopter, motorsiklet ve bot kullanımında, ayrıca şarjör değiştirmede, dart ve bowling oyunlarında kullanılabiliyor.

İnternet

İnternet Cafe’lerde internete bağlanıp sörf yapabilir ve e-mail’inizi kullanabilirsiniz. İnternet gerçekten çok kapsamlı ve dop dolu. Çok ilginç web sayfalarına ulaşabilirsiniz. Haberler’den çöpçatanlık sitelerine kadar geniş bir yelpaze var. Çöp çatanlık sitelerinden beğendiğiniz kızlara mesaj atabilir, eğer olumlu bir yanıt alırsanız buluşabilirsiniz, belki de bir kız arkadaş edinebilirsiniz. Bu konuda ilişkiler başlığında daha detaylı bilgi vereceğim. Ayrıca e-maillerinizi mümkün olduğunca kontrol etmenizi tavsiye ederim. Bazı e-mailler görevlerle ilgili oluyor. Hatta bazen spam mailler de gelebiliyor. İnternet çok kapsamlı ve eğlenceli bir atraksyon. Oyuna çok büyük bir zenginlik katıyor.

Televizyon

Apartmanlarınızda bulabileceğiniz televizyonlarda bir çok kanalı izleyebilirsiniz. Apartmanın bulunduğu yere ve kalitesine göre değişik televizyon tiplerine sahip olabiliyorsunuz. Hangi kanalları izleyebileceğiniz ve kaç kanala sahip olabileceğiniz de apartmanınıza bağlı. Televizyondaki bazı programlar gerçekten çok komik. Çizgi filmden reklamlara kadar her şey var.

Radyo

Her hangi bir araç kullanırken radyo dinleyebiliyoruz. 20 değişik radyo kanalında istediğiniz tarz müzik veya radyo programı bulmak mümkün.

Liberty City – Ulaşım

Liberty City’de ulaşım araçları saymakla bitmez. Ben başlıklar halinde sizlere kısaca bilgiler vermeye çalışacağım.

Sürülebilecek kara araçları

Oyunda spor arabalardan minibüslere, motorsikletden çöp kamyonuna kadar her türlü araç mevcut. Bir aracın yanında üçgen tuşuna bastığınızda araca biniyorsunuz. Niko, eğer aracın içerisinde birisi varsa yaka paça dışarı atıyor. Eğer araç kilitliyse camını kırıyor ve kapıyı açıyor. (Bazı araçlarda alarm var ve bir anda milletin ilgi odağı olabiliyorsunuz.) Her araç tipine göre yola değişik tepki veriyor. Virajları alışından hızına kadar farklılıklar içeriyor. Ayrıca araçlar bulunduğunuz mahalleye göre kalite farkına sahipler. L3 tuşu korna çalmaya yarıyor. Eğer yoldaki insanları ezmek istemiyorsanız kullanmanızı tavsiye ederim. Ayrıca eğer polis arabası veya ambulans gibi bir araç kullanıyorsanız L3 tuşu ile siren kullanabilirsiniz. Siren gerçekten çok işe yarıyor. Araçlar hemen size yol veriyorlar.

Ayrıca polis arabaları ekstra bir özellikle geliyor. Polis arabalarında bilgisayar var ve bu bilgisayar LCPD network sistemine bağlı. Bu sistemle bir kişinin adını girerek oturduğu adresi öğrenebiliyorsunuz. Ayrıca en çok arananlar listesini görebilir ve arananlar listesindeki kişileri avlayabilirsiniz. Bu görevlerde haritanın değişik bölgelerinde toplam 30 suçluyu bulmak mümkün.

Oyunun ilerleyen kısımlarında tanışacağınız Brucie adlı karakter sayesinde sokak yarışı müsabakalarına katılabilirsiniz. Bu yarışlara istediğiniz araçla katılabiliyorsunuz. Tavsiyem en rahat kullandığınız ve hızlı aracı seçmeniz.

Taksi

Liberty City bir taksi cenneti. İstediğiniz yerde bir taksi gördüğünüzde L1 tuşu ile ıslık çalıp durdurabilirsiniz. Tabii ki taksinin şöförünü dövüp aşağı atıp aracı çalmak da mümkün. Oyunun başlarında Roman ile taksi işinde olduğunuz için taksi görevleri alabilir, müşterileri taşıyıp para kazanabilirsiniz.

Metro

Liberty City Metrosu özellikle uzun mesafeleri çabuk bir şekilde almak için çok kullanışlı. Gerçek hayattaki New York metrosu kadar karışık olmasa da hayli benzerlikler içeriyor. İstasyonların bir kısmı sokakta bir kısmı ise yer altında. Metro ile yolculuk yaparken trenin üstünden kamera ile yolcuğu izleyebiliyoruz. Bazı bölgeler gerçekten görülmeye değer.

Deniz araçları

Dediğim gibi Liberty City çevresi sularla kaplı. O yüzden sahillerdeki botlardan birine atlayarak küçük adalara yolculuk yapabilrsiniz. Bazı görevlerde pois tarafından aranma oranınızı azaltmak ve olay yerinden kaçmak için bir bota atlamak sağlınız açısından yararlı olabilir. Tabii ki değişik hız ve tiplerde botlar ve tekneler mevcut.

Hava araçları

Liberty City’de hava aracı olarak sadece helikoptere binebiliyoruz. Fakat değişik helikopterler var. Helikopterleri tur olarak kiralayabilirsiniz veya çalıp Liberty City’nin istediğiniz yerine uçabilirsiniz. Ayrıca çok yıldızlı aranma oranlarında polisler holikopterlerle destek veriyorlar.

Teleferik

Algonquin adasının doğusundaki küçük adacıkla bağlantıyı sağlayan ufak bir atraksyon. Manzara izlemek için veya birisinden hızla kaçmak için bu bölgede kullanılabilir.

Liberty City – Sosyal Yaşam

İlişkiler

Niko’nun sosyal yaşamını aktivitelerle canlı tutabilirsiniz. Daha önce belirttiğim gibi arkadaşlarınızla şehirdeki mekanlara gitmek ve davetler oyunda önemli bir yer teşkil ediyor. Diğer karakterler onlarla vakit geçirdiğiniz kadar sizden hoşlanıyorlar. Eğer sosyal aktivitelerle arkadaşlığınızı sağlamlaştırırsanız her karakterin bir özelliği olduğunu çözeceksiniz. Arkadaşlık seviyeniz % 75 olduğunda o kişi size bu özelliğini açıyor. Mesela Little Jacob size ucuza silah satıyorken, Dwayne görevlerinizde size destek olabilecek gangsterler gönderebiliyor. Neredeyse tüm karakterler oyunda size pozitif etkide bulunabilecek bir özelliğe sahip. Bu yüzden sosyal hayatınızı aktif tutmanız yararlı.

Ayrıca edindiğiniz arkadaşlarınız size para karşılığında görevler de verebiliyorlar. Her karakter size değişik görev tipleri verebiliyor. Mesela Little Jacob uyuşturucu ticareti görevleri verirken, Manny uyuşturucu ticareti yapanları sokaklardan temizleme görevi verebiliyor. Her karakterden alabileceğiniz bir çok görev olduğunu düşünürsek oyunu ne kadar uzun süre sıkılmadan oynayabileceğinizi gelin siz düşünün.

Aşk Hayatı

Sosyal yaşamın bir parçası olan kadın erkek ilişkileri de Niko’nun hayatının bir parçası. Eğer isterseniz, bir veya birden çok kız arkadaşınız olabiliyor. Yine aynı normal arkadaşlarınızla olduğu gibi kızların da kendilerine özel yetenekleri var. Kendinizi sevdirirseniz bu yeteneklerden faydalanabiliyorsunuz. (Mesela Alex mağazalardaki tüm giysilerde % 50 indirim imkanı sağlıyor.) Oyunun başlarındaki Michelle dışında diğer kızlar senaryo içerisinde karşınıza çıkabileceği gibi, online çöp çatanlık sitelerinde de tanışmanız mümkün.

Her kızın kendine özel sevdiği veya sevmediği şeyler var. Bir kızla çıktığınızda mutlaka diyalogları dinleyin. Mesela Michelle çok titiz ve temizlik hastası olduğundan bahsediyor ve spor oyunlarından hoşlandığını söylüyor. Michelle’le olan buluşmanızda yeni giysiler giyerseniz ve restorant yerine bowling oynamaya giderseniz daha çok puan toplayabilirsiniz. Ayrıca her kızın beğendiği araçlar bile farklı. Kız arkadaşlarınızı dinlemeyi öğrenmelisiniz.

Bir kızla buluşmanın sonunda evine geri götürdüğünüzde kapıda bırakırken ‘Denemek istiyor musunuz?’ diye bir soru çıkıyor. Eğer evet derseniz Niko kıza “içeri gelebilir miyim?” diyor. Eğer kız sizden hoşlanıyorsa “Aslında olmaz ama bu güzel günden sonra hayır diyemem” diyerek sizi eve davet ediyor, Niko’da delikanlı ayağıyla “Ben de sana çok saygı duyuyorum” diyor ve içeri giriyor. Evde ne yaptığınızı tahmin edebilrsiniz (Olmadı evden gelen sesleri dinleyin)

Bir kızı uzun süre aramadığınızda artık size soğuk davranıyor. Daha uzun sürelerde telefonlarınıza cevap bile vermiyor ve tekmeyi yiyorsunuz.

Liberty City – Silahlar

Oyunda yumrukla birlikte toplam 16 değişik silah var. Molotof kokteylinden füze atara, dürbünlü tüfekten taramalı tüfeğe kadar silahlar mevcut. Sokak aralarında ve değişik gizli mekanlarda çok zor bulabileceğiniz bedava silahlar dışında, silah satış yerlerinden ve Little Jacob’dan silah almak mümkün. Bildiğiniz gibi GTA serisi silah kullanımı ve hedef alma ile ilgili ciddi sorunlar yaşayan bir seridir. GTA IV bu konuda serinin en başarılı oyunu. Hedef alma sistemi çok daha başarılı ve kullanışlı. L2 tuşu ile rakipleri kilitleyip R2 tuşu ile ateş edebiliyoruz. Tabii istersek rakibi kilitlemeden özgürce ateş etmek de mümkün. Ayrıca çatışma sahneleri ile ilgili olarak gelen önemli bir husus siper alma opsiyonu.

GTA IV’de R1 tuşu ile her hangi bir şeyin arkasına saklanabiliyoruz. Siper alma neredeyse kullanılması zorunlu bir özellik. Bazı çatışma sahnelerinde bir çok yerden açılan yaylım ateşinde sipere yatmadığımız zaman anında ölebiliyoruz. Siper alma eklentisi ile oyunun çatışma sahneleri çok güzelleşmiş. Ayrıca oyunun gelişmiş fizikleri sayesinde siper aldığınız duvarın parçalanması ile siper aldığınız yeri değiştirmeniz gerekmesi bile güzel ve ince bir ayrıntı.

Multiplayer

GTA IV serinin ilk online multiplayer oynanabilen oyunu. Yakın zamanda gördüğümüz bir çok oyun sırf online oynanabilirlik olsun diye ekledikleri multiplayer özellikleri ile bizi hüsrana uğratmıştı. Fakat GTA IV online oyunda da büyük bir başarı gösteriyor. Oyun çeşitleri GTA IV ruhuna uygun ve çok çeşitli. Online oynadıkça seviye atlama (10 seviye atlanabiliyor.) ve karakterinizin giysilerini ve tipini istediğiniz gibi değiştirme imkanları var. Özellikle bazı co-op tarzı multiplayer görevler çok zevkli.Bir çok oyun tipi para üzerine kurulmuş. Bu en çok parayı kazanan takım yeniyor anlamına geliyor. Online oyunlara davet ettiğinizde veya edildiğinizde davet edilen kişi tek kişilik senaryoyu oynuyor bile olsa, Niko’nun cep tefonundan mesaj ile davetiyeyi alıyor. Hemen cep telefonu ile bağlanıp oyunlara girmek mümkün. Hemen oyun tiplerini kısaca tanıyalım.

Deatmatch

Bildiğimiz herkesi öldür modu. 16 kişi aynı anda oynayabiliyor.

Team Deatmatch

Takım Deatmatch. Yine 16 kişiye kadar destek var.

Mafia Work

Kenny Petrovic oyunculara görevleri veriyor ve oyuncular bu görevleri yerine getiriyor. 16 kişiye kadar destek mevcut.

Team Mafia Work

Mafiya Work’un aynısı fakat takımlar halinde görevleri yapıyoruz.

Car Jack City

Belirlenen aracı alıp belirlenen bölgeye götürmek gerekiyor. 2 tip araç var. Uyuşturucu taşıyan araçlar ve normal araçlar. Uyuşturucu taşıyan araçlar hangi halde gelirse gelsin iyi para kazandırıyor. Fakat normal araçlar ne kadar az hasar alırsa o kadar çok para kazandırıyorlar. 16 kişiye kadar destek var.

Team Car Jack City

Car Jack City’nin takımlı versiyonu.

Turf War

Bölge ele geçirme oyunu. OYuncu sayısına göre açılan bölge sayısı değişiyor. 16 kişiye kadar destek var.

Race

Yarış yapıyoruz. İstediğiniz aracı kullanmakta özgürsünüz. (Helikopter veya botlar dahil.) 16 kişiye kadar destek var.

GTA Race

Yarış ile aynı kurallar, fakat ekstra olarak araçtan inmek ve silah kullanmak serbest.

Cops ‘n’ Crooks

Hırsız polis oyunu. Bir kişiye karşı tüm diğer oyuncular halinde iki taraflı ayar yapılabiliyor. Eğlenceli bir oyun. 16 kişi desteği var.

Deal Breaker

Motorsikletli mafya ile İtalyan mafyası arasındaki anlaşmayı basıp herkesi öldürmek gerekiyor. Bu oyunu 4 kişi oynayabiliyoruz.

Free Mode

İstediğinizi yapmakta tamamen özgürsünüz. Hayal gücünüzle sınırlısınız. 16 kişi aynı anda oynayabiliyor.

Bomb da Base II

Konvoydan alacağınız patlayıcıları helikopterle taşıyıp, gemiye yerleştirmek ve patlatmak göreviniz. Toplam dört kişi oynanabiliyor.

Hangman’s Noose

Havaalanındaki Petrovic, peşindeki N.O.O.S.E. (National Office of Security Enforcement) askerlerini indirmeniz ve kaçmasına yardımcı olmanız için tutuyor. 4 kişiye kadar destek mevcut.

Teknik ve Görsel Kalite

GTA serisinin hem teknik hem de görsel açıdan en kompleks oyunu ile karşı karşıya olduğumuz su götürmez bir gerçek. Rockstar hem PS3 hem Xbox 360 için harika bir iş çıkarmış. İki konsolda da aynı kalitede ve hızda oyunun çalışması için her şey dengelenmiş. İki konsolun da bir iki ufak artısı eksisi olsa da genel olarak oyun tamamen aynı. Xbox 360 versiyonunda renklerin biraz daha canlı olması fakat PS3 versiyonuna göre daha çok blur (yumuşatma efekti) kullanılmış olması oyunun görsel olarak tek farkı. Fakat bu fark bazılarının abarttığı gibi dikkat çekici değil. Ayrıca PS3 versiyonu HDD install sayesinde yüklemelerden rakibinden bir kaç saniye daha hızlı. Fakat bu da oyundan alacağınız zevki etkileyecek bir durum değil. Rockstar iki konsola da çok başarılı bir iş çıkarmış diyebiliriz.

Oyunun fizikleri gerçekten göz alıcı. Artık nesneler ateş edildiğinde gelen mermiye tepki veriyor, duvarlar hasar alıyor ve hatta parçalanıyor. Araçların camları kırılıyor ve hatta çok hızla bir yere çarptığınızda Niko aracın ön camından fırlayabiliyor. Araç kullanımı sırasında bile araçların yola verdikleri tepki ve yolun durumuna göre aracın lastiklerinin kayması bile ince bir detay.

Şehir başlı başına bir baş yapıt. Oyunda bir gün içerisindeki gün ışığının geçişi bile gerçekten başarı ile hazırlanmış. Ayrıca hava durumu da değişebiliyor. Delicesine yağan yağmurun ve çakan şimşeklerin ne kadar gerçekçi yapıldığını görmek bizleri çok mutlu ediyor.

Görsel olarak GTA IV doğal olarak serinin en iyi oyunu. Böyle devasa bir şehir için yaratılması gereken tüm nesne kişi ve araçlar en ince detayına kadar çalışılarak hazırlanmış. Köprü altında yatan evsiz bir adamın eski eşyalarından, bir gökdelenin tepesindeki su tesisatının kaplamalarına kadar her şey dikkatle hazırlanmış. Oyunda bir şekilde iletişimde olabildiğimiz onlarca karakter dışında yollarda yürüyen insanlar bile inanılmaz sayıda kaplama ve modellemelerle çeşitlendirilmiş. Tabii ki bazen aynı tipde bir insan görme şansımız var ama bu en düşük seviyeye indirilmiş.

Tüm bu karakterler için hazırlanan animasyonlar da cabası. Sadece kontakt kurduğumuz karakterler değil, sokaktaki sosisli sandviç satıcısına kadar her karakterin onlarca yüzlerce animasyonu hazırlanmış. Yerleri süpüren insanlar, tartışanlar, banklarda oturanlar, yemek yiyenler… Liberty City’nin gerçek ve yaşayan bir şehir olduğuna inanmanız için her şey yapılmış.

Oyunun ışıklandırma ve modellerde kullanılan materyal kalitesi de çok yüksek kalitede. Günün değişik saatlerindeki ışık ve gölgelendirme harika. Araçların kaportalarından şehrin yansıması. Yağmurlu havalarda görebileceğimiz ıslaklık efekti hep üstün bir çalışmanın ürünleri.

GTA IV, müzikler, ses efektleri ve seslendirmeler ile en yüksek notunu alıyor. Televizyondan radyoya kadar uzanan geniş konseptde binlerce diyalog, müzik ve efekt oyuna muhteşem bir zenginlik katmış. Araçlardaki GPS sistemi için ‘şu kadar mesafe sonra sağa dön’ gibi seslendirmelere kadar yapılmış. Karakterlerin seslendirmesi bir film kalitesinde. Her bir karakter kendi tarzı ve aksanı ile konuşuyor. Karakter seslendirmeleri filmlerdeki doğallığa en yakın oyunlardan birisi GTA IV. (Mesela Little Jacob’un seslendirmesini dinlemelisiniz. O ağır aksandan İngilizce bilseniz bile bir şey anlayamayabilirsiniz. Tek kelime ile harika.)

Tabii ki tüm bu övdüğümüz özellikler birim birim ele aldığımızda bazı başka oyunlarda da bu kalitelere ulaşılmış olabilir. Fakat GTA IV’ün ne kadar büyük ve dolu bir oyun olduğunu göze aldığımızda tüm bu güzellikleri bir arada görmek bizlere oyun sektörünün geleceği hakkında büyük bir umut veriyor. Rockstar ekip olarak yaptıkları bu baş yapıt ile sektörde bir mihenk taşı yaratmış durumdalar.

Son Olarak

GTA IV’e bu kadar övgü az bile desem yeridir. Oyun A’dan Z’ye her şeyiyle mükemmel. Bu kadar dolu bu kadar zengin bir oyun uzun zamandır oynamamıştım. Muhteşem hikaye sunumu ve oyuncuya verdiği özgürlük ile, online oyun modları ve yaratıcı kominikasyon sistemleri ile GTA IV bugüne kadar gördüğüm en başarılı yapıtlardan birisi.

Bir oyunda hata ararsanız mutlaka bulursunuz. Fakat GTA IV öyle

güzel bir oyun ki bu ufak hatalara göz yummanızı, görmezden gelmenizi sağlıyor ve bu yüzden Rockstar ekibi kazandıkları paraları sonuna kadar hak ediyorlar.

İster eski GTA oyunlarını beğenin, ister beğenmeyin, Niko ile GTA IV dünyasına ve Liberty City’e adım atmadan geçmeyin. Böyle oyunlar gerçekten çok az çıkar. Başından kalkamayacağınız bu yapıtı hepinize şiddetle tavsiye ediyorum.

Bol Grand Theft Auto IV’lü günler diliyorum.

NOT 1 : Oyunda yazıda olmayan ve keşfetmeniz gereken onlarca şey var. Araçlarla atlayabileceğiniz stunt rampaları ve haritanin değişik yerlerine dağıtılmış ve toplanmayı bekleyen güvercinler gibi. Oyun tahmin ettiğinizden çok daha fazla süprizi içinde barındırıyor.

NOT 2 : Liberty City ve Manhattan karşılaştırma resimlerini google map’den screen shotlar’daki bölgelere New York bilgimle göz kararı giderek ayarladim. Google street view ile ancak bu kadar benzer açıdan koyabildim. Umarim iki şehir arasindaki benzerlikleri göstermek adına yeterlidirler.

Fable 2

fable-2.jpg

LionHead Studios’un geliştirdiği aksiyon-rpg oyunu Fable 2′nin resmî çıkış tarihi açıklandı. Yayımcı firma olan Microsoft Game Studios, oyunun 21 Ekim’de Kuzey Amerika’da, 24 Ekim’de ise İngiltere ve tüm Avrupa’da piyasada olacağını açıkladı.

Oyunun resmi çıkışından önce oyunculara da büyük bir fırsat sunuluyor. Firma 13 Ağustos’ta “Fable II Pub Games” adında bir paket yayımlayacak ve bu paket XBLA’dan 800 MS puanı karşılığında indirilebilecek. Bu pakette kumarhane tipi 3 oyun yer alıyor. (”Fortune’s Tower”, “Keystone” ve “Spinnerbox”) Bu mini oyunlardan kazandığımız altınları da direkt olarak Fable II’ye aktarabileceğiz.

Limited Collector’s Edition paketinde bulunacak içerikler de açıklandı. Limited Collector’s Edition’da bonus bir DVD (yapımı anlatan), bonus oyun içeriği (bir mağara ve kılıç), Hobbe figürü, 48 saatlik Xbox Live gold trial kartı ve 5 adet koleksiyon kartı bulunacak.

Travian Nedir? Nasıl Oynanır?

Travian Nedir?

Travianda üç değişik halk vardır: Romalılar, Galyalılar ve Cermenler. Her halkın kendine göre avantajları ve dezavantajları vardır. Halkların ordularıda birbirinden farklıdır.Bu yüzden oyuna başlamadan önce kendi stratejinize uygun bir halk secmelisiniz.

RömerRoma imparatorluğu amatör oyuncular için iyi bir seçimdir.Yönetilmesi kolay olduğu için başlangıçta çok uygundur.Sosyal ve teknik açıdan çok gelişmiş oldukları için romalılar mimarlıkta uzmandır ve askerleri travianda elitdir.
Romalılar son derece dengelidir. Hücumda ve savunmada aynı derece güçlülerdir. Bu avantajlardan faydalanabilmek için uzun ve masraflı eğitim görmeleri gereklidir. Piyadesi efsanevi ve müthiştir, ama süvarilere karşı savunma güçleri diğer halklardan daha azdır.
Amatörler ve hangi halkı seçeceğini bilmeyen oyuncular için bu halk uygundur.

Roma ordusu
Saldırı gücü Piyadeye karşı savunma gücü Süvariye karşı savunma gücü Odun Tuğla Demir Tahıl Hız
Lejyoner 40 35 50 120 100 180 40 6
Pretoryan 30 65 35 100 130 160 70 5
Emperyan 70 40 25 150 160 210 80 7
Equites Legati 0 20 10 140 160 20 40 16
Equites Imperatoris 120 65 50 550 440 320 100 14
Equites Caesaris 180 80 105 550 640 800 180 10
Koçbaşı 60 30 75 900 360 500 70 4
Ateş Mancınığı 75 60 10 950 1350 600 90 3
Senatör 50 40 30 30750 27200 45000 37500 4
Göçmen 0 80 80 5800 5300 7200 5500 5
Özellikler
  • Aynı zamanda hammadde alanları ve köy yapıları kurulabilir
  • Surlar sayesinde yüksek savunma primi
  • Satıcılar 500er hammadde taşıyabilir (Hız: saatte 16 sektör)
  • Cok güçlü piyade, ortalam güçte süvari,
  • Geliştirme ve eğitimleri pahalı ve uzun süreli.

GallierGalyalılar en barışcıl halktır. Askeri eğitimlerinde savunmaya ağırlık verirler, hücumda performansları neredeyse diğer halklarla aynıdır.Süvarileri mükemmeldir, atları çok iyi yetiştirilmiştir ve hızlarıyla düşmanlara ani ve şaşırtıcı saldırılar yapabilirler.

Bu halkı savunması kolaydır aynı zamanda hücumlardada iyidirler. Bu halk oyuncuya istediği şekilde stratejik oynama imkanı sunar, fakat bunun için oyuncu becerisini ve tecrübesini göstermelidir. Ama tabiiki amatörlerde bu halkla başarılı olabilirler!

Galya ordusu
Saldırı gücü Piyadeye karşı savunma gücü Süvariye karşı savunma gücü Odun Tuğla Demir Tahıl Hız
Phalanx 15 40 50 100 130 55 30 7
Kılıçlı 65 35 20 140 150 185 60 6
Casus 0 20 10 170 150 20 40 17
Toytatın Şimşeği 90 25 40 350 450 230 60 19
Druyid 45 115 55 360 330 280 120 16
Heduan 140 50 165 500 620 675 170 13
Koçbaşı 50 30 105 950 555 330 75 4
Mancınık 70 45 10 960 1450 630 90 3
Kabile Reisi 40 50 50 30750 45400 31000 37500 5
Göçmen 0 80 80 5500 7000 5300 4900 5
Özellikler
  • Hız primi: Travianda en hızlı ordu
  • Orta savunma primi: Çit
  • Satıcılar 750şer hammadde taşıyabilir (Hız: saatte 24 sektör)
  • Sığınak kapasitesi 2 kat daha fazladır (Yağmalamalarda savunma)
  • Pahalı savunma makinaları
  • Masrafsız göçmenler

GermaneCermenler travianın en saldırgan halkıdır.Cermenler müthiş ve dehşet saldırılarından dolayı herkesin korkulu rüyasıdır ve ölümden korkmadan toplu olarak her tarafı yağmalarlar.

Askeri disiplinleri diğer halklara göre azdır, bu nedenle cermenlerin savunma gücü ve hızı azdır. Saldırıyı seven ve tecrübeli oyuncular için cermenler daha uygundur!

Cermen ordusu
Saldırı gücü Piyadeye karşı savunma gücü Süvariye karşı savunma gücü Odun Tuğla Demir Tahıl Hız
Tokmak Sallayan 40 20 5 95 75 40 40 7
Mızrakçı 10 35 60 145 70 85 40 7
Balta Sallayan 60 30 30 130 120 170 70 6
Casus 0 10 5 160 100 50 50 9
Paladin 55 100 40 370 270 290 75 10
Toyton 150 50 75 450 515 480 80 9
Koçbaşı 65 30 80 1000 300 350 70 4
Mancınık 50 60 10 900 1200 600 60 3
Reis 40 60 40 35500 26600 25000 27200 4
Göçmen 10 80 80 7200 5500 5800 6500 5
Özellikler
  • Yağmalama primi: Düşman sığınaklarının sadece 2/3’ü yağmalanamaz
  • Toprak siper kolay kolay yıkılmaz fakat çok fazla da savunmada etki gösteremez
  • Satıcılar 1000er hammadde taşıyabilir (Hız: saatte 12 sektör)
  • Askerlerin yağmalama gücü yüksek, ucuz ve hızlı eğitilebilir
  • Savunmada zayıf

Travian Nasıl Oynanır?


şimdi oyuna başlayabiliriz

Köyünüzün ilerideki görüntüsü buna benzer olacaktır.

Oyunun başlangıcında sahip olduğunuz tek şey köyünüzdeki merkez binanızdır.

Köyünüzü nasıl en güçlü ve en başarılılardan bir tanesi haline getireceğinizi bir sonraki sayfada görebilirsiniz.


1. Hammadde alanı seç

2. Hammadde alanını geliştir

Travianda dört çeşit hammadde bulunmaktadır: Odun, tuğla, demir ve tahıl.

Köyünüzdeki yapılarla ilgilenmeden önce ilk olarak hammadde üretimini artırmalısınız.


1. İnşaat alanı seç

2. İnşaat kur

Hammadde üretimini artırdıktan sonra köyünüzü geliştirmeye başlayabilirsiniz.

Hammadde deposu ve tahıl ambarı kurarak köyünüzde daha fazla hammadde ve tahıl bulundurabilirsiniz ve ayrıca sığınaklar sayesinde hammaddelerinizi düşman yağmacılardan koruyabilirsiniz.


Köyünüz ve komşularınız
Travianda yalnız değilsiniz. Binlerce oyuncudan oluşan büyük bir online-alanda oynuyorsunuz.

Özellikle yakın çevrenizdeki oyunculara dikkat etmelisiniz. Haritada travianı daha iyi bir bakış açısı ile inceleme imkanı bulacaksınız.


Yönlendirme

  1. Çevre:Burada hammadde alanları bulunmaktadır
  2. Merkez: Köyünüzde yeni yapılar inşaa edebilirsiniz
  3. Harita: Yakın çevrenizi ve komşularınızı burada görebilirsiniz
  4. İstatistikler: Başarı listesi
  5. Raporlar: Köyünüzdeki olaylarla ilgili raporlar
  6. Mesajlar: Mesaj gönderme ve mesaj alma

Şu anda oyuna başlamak için gerekli en önemli bilgilere sahipsiniz. Kayıt olma işlemi tamamlandıktan hemen sonra oyuna başlayabilirsiniz.

Project Gotham Racing 4

Project Gotham Racing 4Project Gotham Racing serisini Xbox’ı olan olmayan birçoğumuz bilir. Özellikle büyük bir araba yarışı sever iseniz bilmemeniz çok zor. En son PGR 3 ile bizi zevkin ve görsel şölenin zirvesine çıkartan Microsoft ve Bizarre Creations, geçen hafta piyasaya sürdükleri çok beklenen PGR 4 ile zirveye bir kaç basamak daha ekliyor.

Uzun zamandır takip ettiğim PGR 4′ün beni en çok heyecanlandıran tarafı biraz daha geliştirilmiş grafiklerin ve bir iki yeni arabanın dışında gerçekçi hava şartları idi. Açıkçası oyunu ilk aldığımda direk yaptığım şey custom bir yarış yaratıp hemen o ıslak asfalta her zaman favorim olan beyaz bir Lamborghini Gallardo ile atlamak oldu. İlk kez, yağmurlu havada yolda olmaktan bu kadar zevk aldım diyebilirim. Neredeyse hiç bir detay atlanmamış. En sevdiğim sürüş pozisyonu kokpit olduğundan hemen ona geçtim. Cama vuran yağmur damlaları ve sileceklerin yarattığı izler mükemmel. Hele hızlandıkça arkaya doğru kaçan ve ışığa göre yansıma yapan damlalar daha da mükemmel. Islak olunca farları ve diğer şeyleri yansıtan asfalt ise oyuna çok iyi bir derecede aktarılmış. Neredeyse kusursuz diyebilirim.

Yağmurdan başka, özel yarış ayarlarken bir çok sayıda hava şartı kombinasyonu seçebiliyoruz. Parçalı bulutlu, parçalı bulutlu ve yağmurlu, fırtına, sadece ıslak zemin ve kapalı hava, kar, buz, hafif ve güçlü kar yağışı ve bunların günün herhangi bir zamanındaki seçmek elimizde. Kardan bahsetmek gerekirse, yağmur kadar süper heyecanlandırmasa da yinede oyuna yeni grafik teknolojileri kullanılarak çok güzel aktarılmış. HDR ışık efekti (high dynamic range) ile hava açık iken yoldaki karların güneşten dolayı yansıması ve gözümüzü alması gayet güzel bir hava katmış diyebilirim. Karlı havada oynarken eğer oynadığımız bölümde mümkün ise yol gerçekten bayağı bir karla kaplı oluyor. Bu gerek sürüşe gerekte seslere kadar yansıyor. Çoğumuz karlı havada giden bir arabanın lastiklerinden gelen sesleri biliriz. Sesler gayet gerçekçi.

Oyunun oynanışında bir kaç yenilikten başka bir şey yok dersek yanlış olmaz. Yeni ama aynı temalı pistler New York, Londra, Quebec, St. Petersburg gibi ünlü şehirleri içeriyor. Shangai�ı özellikle şehir ışıklarıyla çok güzel detaylandırmışlar. Eski PGR 3�e nazaran bu sefer kariyer modunda karşımızda bir takvim var. O gün hangi yarış varsa onları yapabiliyor, bitirince diğer güne geçiyoruz. Menüdeki görsellikten başka fazla bir yenilik getirmediği kesin.

Project Gotham Racing 4

Project Gotham Racing serisini Xbox’ı olan olmayan birçoğumuz bilir. Özellikle büyük bir araba yarışı sever iseniz bilmemeniz çok zor. En son PGR 3 ile bizi zevkin ve görsel şölenin zirvesine çıkartan Microsoft ve Bizarre Creations, geçen hafta piyasaya sürdükleri çok beklenen PGR 4 ile zirveye bir kaç basamak daha ekliyor.

Uzun zamandır takip ettiğim PGR 4′ün beni en çok heyecanlandıran tarafı biraz daha geliştirilmiş grafiklerin ve bir iki yeni arabanın dışında gerçekçi hava şartları idi. Açıkçası oyunu ilk aldığımda direk yaptığım şey custom bir yarış yaratıp hemen o ıslak asfalta her zaman favorim olan beyaz bir Lamborghini Gallardo ile atlamak oldu. İlk kez, yağmurlu havada yolda olmaktan bu kadar zevk aldım diyebilirim. Neredeyse hiç bir detay atlanmamış. En sevdiğim sürüş pozisyonu kokpit olduğundan hemen ona geçtim. Cama vuran yağmur damlaları ve sileceklerin yarattığı izler mükemmel. Hele hızlandıkça arkaya doğru kaçan ve ışığa göre yansıma yapan damlalar daha da mükemmel. Islak olunca farları ve diğer şeyleri yansıtan asfalt ise oyuna çok iyi bir derecede aktarılmış. Neredeyse kusursuz diyebilirim.

Yağmurdan başka, özel yarış ayarlarken bir çok sayıda hava şartı kombinasyonu seçebiliyoruz. Parçalı bulutlu, parçalı bulutlu ve yağmurlu, fırtına, sadece ıslak zemin ve kapalı hava, kar, buz, hafif ve güçlü kar yağışı ve bunların günün herhangi bir zamanındaki seçmek elimizde. Kardan bahsetmek gerekirse, yağmur kadar süper heyecanlandırmasa da yinede oyuna yeni grafik teknolojileri kullanılarak çok güzel aktarılmış. HDR ışık efekti (high dynamic range) ile hava açık iken yoldaki karların güneşten dolayı yansıması ve gözümüzü alması gayet güzel bir hava katmış diyebilirim. Karlı havada oynarken eğer oynadığımız bölümde mümkün ise yol gerçekten bayağı bir karla kaplı oluyor. Bu gerek sürüşe gerekte seslere kadar yansıyor. Çoğumuz karlı havada giden bir arabanın lastiklerinden gelen sesleri biliriz. Sesler gayet gerçekçi.

Oyunun oynanışında bir kaç yenilikten başka bir şey yok dersek yanlış olmaz. Yeni ama aynı temalı pistler New York, Londra, Quebec, St. Petersburg gibi ünlü şehirleri içeriyor. Shangai’ı özellikle şehir ışıklarıyla çok güzel detaylandırmışlar. Eski PGR 3′e nazaran bu sefer kariyer modunda karşımızda bir takvim var. O gün hangi yarış varsa onları yapabiliyor, bitirince diğer güne geçiyoruz. Menüdeki görsellikten başka fazla bir yenilik getirmediği kesin.

Oyunda bildiğiniz gibi para yerine Kudos dediğimiz PGR parasını yarış boyunca karizmatik hareketler yaparak veya ilk sıralarda bitirerek kazanıyoruz. Ne kadar çok drift, o kadar çok Kudos kavramı, rahat yarışlarda hep kafamızın bir kenarında olmalı. Oyundaki zorluğu ne kadar yükseltirsek, Kudos kazanmak ve ilk sıralarda yarışları bitirmek zorlaşıyor. Fakat gözüme çarpan şey kolay mod ile normal mod arasında dağlar kadar fark olması. Kolay mod neredeyse hile yapmak kadar kolay kudos kazandırıyor. Normal modda ise yarışı birinci bitirmek bazen gerçekten zorluyor.

PGR 3′te garajımıza olan bağlılığımız bu sefer biraz azalmış. Mesela her oyun öncesi garajımıza geçip araba seçmiyoruz. Artık yarıştan önce bize ufak bir araç listesi veriliyor ve bizde istediğimizi seçiyoruz. Listede bulunan gruba göre bazı lüks araçlar kilitli. Onları ise sahip olduğumuz kudoslarla açabiliyoruz. Eskisi gibi araçları alıp garajımıza koymak yerine, artık garajımızda olan arabalar harici yine listeden seçtiğimiz arabalarla da yarışa katılabiliyoruz. Dolayısıyla garaja o kadar da bağımlı değiliz.

Oyunumuz Test Drive: Unlimited’ın öncülüğünü yaptığı araba harici artık motorsikletlerinde olduğu yarış modasını devam ettiriyor. Gerçekçi hava şartlarından sonra PGR 4′ün en çok beklenen listesine oturması da motorsikletlerle arabalarin aynı anda yarışabilmesi. Yani ister püfür püfür motorla yarışabiliyor, ister üşüten kış şartlarında arabada gidebiliyoruz. Motorları kullanmak arabadan hafif daha farklı olsa da zor değil. Virajlarda gerçekten fazla yavaşlamak gerekiyor, onun dışında gayet kolay. Hatta motorlar arabalardan çok daha avantajlı diyebilirim. Kudos kazanmak motor üstündeyken ayağa kalkkaya kadar ulaşan artistik hareketlerle daha da kolay. Ayrıca motorların çok iyi hızlanmaları araba karşısında onlara büyük bir artı veriyor. Oyunun burada çok hafif bir dengesizliği var desek yalan olmaz. İyi motor kullanan biri, oyundaki bütün arabalara karşı büyük avantajlı oluyor. Xbox Live’da gördüğüm üzere oynanan oyunlar genelde ya sadece motor içeriyor, ya da araba.

Motorlarda içten görünüşte oynarken atmosfer gayet güzel yansıtılmış. Etraf çok iyi hızlandığımızdan dolayı iyicene bulanıklaşıyor, düştüğümüzde de bayağı güzel takla atarak başımız dönüyor. Arabaların iç detaylarına gösterildiği kadar motorların da konsollarına bayağı özen gösterilmiş. Bütün modellemeler oldukça gerçeğine yakın.

Grafiklere değinmek gerekirse, oyun PGR 3′ün biraz modlanmış hali diyebilirim. Yine aynı grafik motoru kullanılıyor fakat oyuna eklenen bir iki güzel grafiksel artılar var. Mesela artık dıştan görünüşte oynarken iyice hızlanırsak ekran titremeye başlıyor. İkinci gözüme çarpan şey ise pistlerin ve içinde bulunduğumuz şehrin detayları. Etraf oldukça dolu. Dikkat ettiğimiz her yerde ufak bir detay bulabilmek mümkün. Üçüncü olarak yol kaplamaları biraz daha iyi hale getirilmiş. Gözüme çarpan diğer şey ise artık kötü havalara maruz kalıp birde çamura girdiğimizde arabamızın biraz kirlenmesi. Fakat buna hava şartlarına gösterildiği kadar ilgi gösterilmemiş. Pist dışına bir kaç kere çıktığımızda arabanın tavanı dahil saçma sapan bir çamurla kaplanıyor. Tamam yağmur yağınca ıslanır ama pistten her çıkışımızda da arabanın her yanı birden kirlenecek diye bir şart yok. Yine görsel olarak, çarptığımızda arabamızın aldığı hasar sadece makyaj yönünden. Yani kullanışa herhangi bir etki etmiyor. Görselliğe de çok fazla etki etmediğini söylemeliyim. Yine PGR 3′teki gibi aynalar kopup, bir iki çizik ile çökük oluşuyor o kadar. Bu kadar grafiği ve detayı oyun bize aktarırken paşalar gibi hiç takılmadan, gayette güzel hızlarda çalışıyor. Yapımcılar yeni detayları katarken tüm grafikleri optimize etmeyi ihmal etmemişler. Oyun her zamanki PGR performansında çalışıyor. Bu da demek oluyor ki Xbox 360′ın gücünü gerçek gücünü daha yeni görüyoruz.

Oyun yine klasik arcade özelliğini koruyor. Araba ve motorları kullanmak simulasyon oyunlarına göre gayet kolay. Need For Speed kadar arcade olmasa da oyunu yarışla uzaktan yakından ilgisi olan herkes oynayabilir. Açıkçası oyunda anti patinaj devresini kapatabilme olanağı olsaydı simülasyonculara biraz daha hitap edebilirdi diye düşünüyorum. Çünkü bu kadar süper görselliğe sahip bir oyunun herkesin ihtiyacını giderebilmesi bu tür bir iki ince ayarla gayet kolay sağlanabilir.

Oynanış süresi kariyer modunda gayet tatmin edici. Normal zorlukta yaklaşık 15 saat sürerken yüksek zorlukta ise çekişme gayet fazla olduğundan 20 25 saate kadar rahat çıkıyor. Eğer Xbox Live�ınız yoksa oyun sizi kendine yinede çok uzun bir sure hapsediyor. Oyunu aynı zamanda 2 kişiye kadar aynı Xbox üzerinden, 8 kişiye kadarda Live üzerinden oynayabiliyoruz.

Oyundaki yeni araçlara değinecek olursak, eski Ferrari modelleri, yeni Audi RS4, roketle eşdeğer hızlanan Ducati 999R motor, Lamborghini LP640, yeni Ferrari 599 GTB Fiorano, ve PGR 3′te Xbox Live Pointlerle aldığımız bazı arabalar hazır olarak yer alıyor. Oyunda tümüyle yeni olan motorlar içinde birçok Ducati, Honda, Suzuki, BMW ve hatta Harley Davidson’un spor modelleri de bulunuyor.

Arabalara herhangi bir modifiye yapamadığımız PGR 4′te artık onlara çeşitli boyama çalışmaları yapabiliyoruz. Yarışlardan önce arabamızın rengini seçerken girebildiğimiz bir bölümde kendimize güzel görünen bir deseni seçip onun şeklini istediğimiz gibi ayarlayıp renklendirebiliyoruz. Oyunun modifiye eksikliğini yadırgamamak gerek. Bize bu kadar güzel grafikler ve pistler sunan bir yapım için bence gayet adil.

Gözüme çarpan bir eskiye gelince; bazı arabalarda içten görünüş oynarken koltuğumuz çok aşağıda kalıyor ve yolu görmek imkânsız hale geliyor. Tamam anlıyorum direksiyonu ve geri kalan kokpiti çok güzel modellemişsin ama yarışmak için yolu da görmek lazım değil mi? Özellikle en çok beklediğim Ferrari Fiorano�da bu tür bir eksi ile karşılaşmak beni bayağı üzdü doğrusu.

Müzikler ve sesler her zamanki gibi doyurucu. Yol boyunca müzik türünü ve şarkıyı ayrıca değiştirebildiğimiz D-pad ile kendimize uygun gazlayıcı bir şarkı bulabilmek oldukça olası. Jazzdan metale, teknodan popa gayet geniş bir yelpazeye sahibiz. Müziklerin çoğu yeni albümlerden gelmekte. Eger yarış boyunca istediğimiz türde şarkıyı bulmakta zorlanıyorsak, başlamadan önce Options’a bir uğrayıp istediğimiz müzik türlerini hatta parçalarına kadar kapatabiliyoruz. Yani oyunda istediğimiz şarkılara hemen ulaşmak ve diğerlerinden kurtulmak mümkün.

PGR 4 grafik çıtasını biraz daha yükselte dursun, bize yine o hız ve çekişme heyecanını vermeye devam ediyor. Yeni eklenen hava şartları ve motorlar ile oyuna çok güzel tatlar katılan oyun eğer bir yarış hastasıysanız, kesinlikle arşivinizde bulunması gerekiyor. Oyun güncel Xbox 360 wireless direksiyonunu da desteklemekte. Bence fırsatınız varsa, hemen ağzınızla turbo sesi çıkartarak oyun satan bir yerin yolunu tutun derim.